VARİS ÇEŞİTLERİ

A. Bacak ve/veya Kol Varisleri 4'e ayrılır:

1- İÇ VARİS:

Bacak ve/veya koldaki kasların içinde olan toplardamarın  yetmezliğidir. İç toplardamarda varis  olsa bile dışardan görülmez ama dış toplardamar  varisine göre çok daha tehlikeli ve sinsidir. Esas olarak bacaktaki kanı kalbe götüren toplardamar olduğu için iç varis dış varise göre öncelikli tedavi edilmesi şarttır. İç varisi olan bir hastanın bacağında hiçbir varis görüntüsü olmayabilir. Tanısı ve tedavisi için iç variste uzmanlaşmış kalp ve damar cerrahı gerektirir.

2- DIŞ VARİS:

Bacak ve/veya koldaki derinin hemen altında olan yüzeyel toplardamarın yetmezliğidir. 3 tipe ayrılır:

  1. Telenjektazi (Kılcal varisler): Derinin üzerinde çıkıntı yapmayan, cilt ile aynı seviyede, 0.5 - 2 mm kalınlığında, kırmızı,mor,mavi renkte olan örümcek ağı şeklindeki damar ağlarıdır. Gözle görülür ama dokunmakla hissedilemezler.
  2. Retiküler varisler: Derinin üzerinde hafif çıkıntı yapan, 2 - 3 mm kalınlığında, rengi yeşil, mavi ve mor olan varislerdir. Gözle göreüldüğü gibi dokunmakla da hissedilirler.
  3. Büyük varisler: Ciltten aşırı çıkıntı yapan, kıvrıntılı ve genellikle yeşil renkteki varislerdir.

3- BAĞLANTI VARİSLERİ (PERFORAN VENLER)

4- YÜZEYEL VARİSLER

B. ÖZOFAGUS VARİSLERİ

Özellikle karaciğer hastalarında artan toplardamar basıncı nedeniyle mide ve yemek borusunun birleşim yerlerinde oluşan varislerdir.

Varis kanaması portal hipertansiyonun ciddi bir komplikasyonudur. Akut varis kanamasını hemen durdurmak çok önemlidir. Akut varis kanaması nedeni ile gelen hastaların, öncelikle solunum ve hemodinamik durumları düzeltilmeli, parenteral yolla geniş spektrumlu antibiyotikler uygulanmalıdır. Akut varis kanamalarının tıbbi tedavisinde terlipressin, somatostatin, octreotide gibi vasoaktiv ilaçlar iki ile beş gün süreyle kullanılabilir. Bu ilaçlar akut varis kanamasını durdurmada oldukça etkilidirler, yan etkileri azdır. Ciddi kanama bulguları olan hastalarda, erken endoskopik girişim yapılmalıdır. Akut varis kanamalarında uygulanan endoskopik tedavi girişimleri skleroterapi, band ligasyonu ve doku yapıştırıcılarının injeksiyonudur. Ligasyon kanamayı kontrolda, ilk seçilecek endoskopik tedavidir. Ligasyonun teknik olarak zor olduğu vakalarda skleroterapi uygulanmalıdır. Doku yapıştırıcıları mide varislerinden ve kardiya civarındaki mide-özofagus varislerinden olan kanamaların tedavisinde kullanılır. Akut varis kanamalarının tedavisinde, önceden başlanan vasoaktiv ilaçlara endoskopik tedaviler eklenerek, kombine uygulamalar yapılabilir. Beş gün içerisinde iki endoskopik tedavi girişimine rağmen varis kanamasının devam ettiği durumlarda transjugular intrahepatik portosistemik şant, yada şant operasyonları yapılmalıdır.  

C. ANAL VARİSLER BASUR

Anüs etrafında ve içinde görülen toplardamar genişlemeleridir. ‘Basur' veya ‘hemoroid' olarak da bilinirler. Özellikle kabızlığı olan hastalarda bacak varisleri ve erkeklerde görülen varikosel, bayanlarda görülen vajinal varislerle birlikte olabilir.

Makattan gelen kanamalara neden olabilir. Ayrıca makattan oluşan kanamaya neden olan hastalıklar arasında yer alan anal fissür, hemoroid ve soliter rektal ülser sendromunun, kanama, ağrı, hayat kalitesinde bozulma gibi ciddi sonuçları vardır. Tanıda endoskopik inceleme mutlaka yapılmalıdır. Doğru tanıyla bu hastalıkların tedavileri nispeten kolaydır. Tedavisi medikal ve cerrahi yaklaşımlardan oluşmakta, ayrıca diyet ve yaşam tarzı değişiklikleri tedavide önemli yer tutmaktadır.  

D.VARİKOSEL

Erkeklerde testisi saran toplardamarların genişlemesi ile olan varis çeşididir. Genellikle doğuştan itibaren vardır ve yaşla birlikte ilerleyerek sperm yapım bozukluğuna yani kısırlığa yol açar. Varis hastalığı olan erkeklerde sıklığı artar. Bacakta varis ve varikoseli olan hastanın eş zamanlı tedavi edilmesi mümkündür.

Varikosel, erkeklik organına ve erkeklik torbasına giden toplardamarların genişlemesi ve kıvrılmaları ile oluşan damar hastalığıdır. Toplumdaki erkeklerin  %15, infertilite kliniklerinde değerlendirilenlerin %19-41'inde varikosel bulunmaktadır. İleriki yaşlarda kısırlığı gelişen erkeklerde varikosel sıklığı %80'lere çıkmaktadır. Sağ ve sol internal spermatik ven drenajları arasındaki anatomik farklılıklar, venöz reflüye yol açan venöz kapakçıkların yetersizlikleri ve spermatik venlerde artmış hidrostatik basınç varikosel gelişimini açıklamak için ileri sürülen en popüler teorilerdir. Varikosele bağlı infertilite testiküler ısı artışı, artmış venöz basınç, artmış testiküler kan akımı, hormonal bozukluklar, toksik maddelerin birikmesi, artmış reaktif oksijen türleri, artmış germ hücre apopitozisi ve moleküler/genetik değişiklikler gibi birçok faktöre bağlı olabilir. 

E.VAJİNAL VARİSLER

‘Vulvar varisler' de denir. Kadınlarda cinsel organın dış dudakları üzerindeki toplar damarların genişlemesi ile varis oluşmasıdır. Genellikle aynı hastada bacaklarda da varisler mevcuttur. 

Vulvar - vajinal diğer adıyla genital varisler, teşhis yöntemlerindeki ilerlemelere rağmen halen, hasta ve hekim açısından sıkıntılı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğu zaman vulvar varisler, bacaklardaki varislerin muayenesi sırasında, sorulan birkaç soru ile üzeri kapalı bir şekilde, utanarak geçiştirilir.Hasta sıklıkla Kadın Doğum Uzmanları tarafından muayene edildiği sırada saptanarak biz Kalp Damar Cerrahlarına yönlendirilir.

Vulvar varisler (genital varisler), diğer varisler gibi bir toplardamar hastalığıdır. En sık olarak, adından da anlaşılabildiği gibi vulva(genital) bölgesinde bulunur. Buradaki labia major ve labia minor adı verilen oluşumlarda yer alan toplardamarların aşırı derecede genişlemesi hastalığın gözle görünür hale gelmesine neden olur.Bu sadece estetik bir sorun değil çoğu zaman hastalarda yürüme sırasında rahatsızlık hissi, vulvar bölgede şişkinlik varlığı,basınç hissedilmesi, kaşıntı, ağrı, ele gelen kitle ve cinsel birleşme sırasında ağrı,kanama olabilir. Genellikle gebelikle birlikte bu tür semptom ve bulgular çok hızlı ilerleme kaydeder. Gebelik sırasında, teşhis edilmiş vulvar varislerin tedavisi semptomatik yani o süre boyunca hastayı rahatlatma tedavisdir. Bu nedenle, hamilelere özel olarak tasarlanmış ve bacağının en küçük çapa sahip olduğu sabah saatlerinde alınan ölçülerine uygun orta basınç kompresyon çorabı (varis çorabı), her iki bacağa lokal soğuk uygulaması ve varsa kaşıntı için anti-histaminikli ciltten uygulanan kremler tedavi amaçlı kullanılabilir.

Vulvar varis (genital varisler) ile ilgili olarak sık sorulan sorulardan biri de gebelikte oluşan Vulvar varislerin kalıcı olup olmadığıdır? Vulvar varisler (genital varisler), genellikle iyi huylu olup, doğum sonrası 6 - 8 haftadan sonra yavaş yavaş yok olurlar. Bu durum gebelikte vulvar varis oluşumunu tetikleyen 2 önemli faktörün ortadan kalkmasıyla açıklanır.1)Hormonal değişimin normal gebelik öncesi duruma dönmeye başlaması 2)Gebeliğin sonlanmasıyla vücudun ana toplardamarı olan Vena Kava Inferior'e baskı yapacak bir kitlenin(fetus,plecenta vs.) ortadan kalmasıdır.Vücudun fizyolojik sürecine girmesi 6-8 haftayı bulacağı söylense de hastaların mevcut semptomlarının geçmesi hastadan hastaya değişkenlik göstermekle birlikte bu süreç, doğum sonrası ortalama 1 yılı bulmaktadır.

Sık sorulan sorulardan biri de vulvar(genital) varisleri olan bir gebede doğum şeklinin ne olması gerektiğidir.Tek başına vulvar varis varlığı sezeryan ile doğum yapmak için kesin bir neden değildir.Bu duruma gebeyi takip eden Kadın Doğum Uzmanı ve Kalp Damar Cerrahisi Uzmanının birlikte karar vermesi gerekir.Ancak jinekolojik muayenede ve görüntüleme sırasında vajina içine kadar kanamaya meyilli varisler,pelvik damarların venöz yetmezliğe bağlı çap artışı(normal doğum sırasında karın içi basıncının artıp kanama riskinin artması),epizyotomi hattı üzerinde kanama riski oluşturacak variköz oluşumlar mevcutsa vajinal yolla doğum tercih etmemek gerekmektedir.

Bu konu hakkında yazılacak söylenecek çok şey olmakla birlikte asıl temel soru şudur;

Vulvar Varislerimin (Genital Varisler) Teşhisi ve Tedavisi İçin Kime Başvurmalıyım?

Burada önemli olan hastanın doğru anamnez ve muayenesi yapılarak doğru hekime yönlendirilmesidir.Bu konuda Kadın Doğum Uzmanı hekimler hastalarında muayene sırasında vulvar(genital) varis saptadıkları zaman hastayı mutlaka bir Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanına yönlendirmektedirler.Ancak hasta doğrudan kendi seçimiyle bir Kalp Damar Cerrahi uzmanına başvurduysa konunun başında da belirttiğimiz gibi bacağında varis şikayeti ile gelen her bayan hastaya anamnezinde vulvar(genital) bölgede de varisinin olup olmadığı istisnasız sorgulanmalı ve bacaktaki varislere ek olarak, vulvar(genital) varisleri de mevcutsa, mutlaka karın içi bölgesinin ultrasonografik incelemesi istenmelidir.Eğer hasta gebeyse doğumdan sonraki 3. ayda yapılması uygundur. Pelvik ultrasonografi, venografi (toplardamarların özel boya ile çekilen anjiografisi) ve bacakların venöz doppler ultrasonografileri uygulanacak diğer yöntemlerdendir.

yapstrc.jpgstanbul_bakrky_de_en_iyi_varis_tedavisi.jpg


Konuyu özetlemek gerekirse doğum yapmış veya yapacak veya doğum sayısını tamamlamış, bacakta varis ile gelen her hastaya, vulvar(genital) bölgede varis olup olmadığı mutlaka sorgulanmalıdır.. Ovaryan toplardamarda saptanan yetmezlikte, bu toplardamara yönelik olarak yapılacak tedavi (coil embolizasyonu veya skleroterapik enjeksiyon) hastalığın buna bağlı nedenini de ortadan kaldıracaktır. Obturatuar ven ve/veya iç pudental ven(toplardamar)dallarına da selektif kateterizasyon ve köpük tedavisi yapılması gerekebilir. Pelvik toplardamarlardaki yetmezlik tedavi edildiğinde, vulvar varislerde yavaş, yavaş ortadan kalkacaktır.anlaşıldığı üzere tedavi multidisiplinerdir ve tedavi hastalığın nedenine yönelik olmalıdır. Tedavi sonrası takipler ise yine teşhis aşamasında olduğu gibi hem Kadın - doğum, hem de Kalp ve Damar cerrahisi bölümlerince yapılmalıdır.

F. BOYUN VARİSLERİ

 "Juguler venöz flebektazi" terimi, juguler venin yani BOYUN TOPLARDAMARININ dışa doğru anormal GENİŞLEMESİ olarak tanımlamaktadır. Eskiden nadir olarak literatürde yer bulurken, son zamanlarda daha sık izlenmeye başlanmıştır. En sık internal juguler vende görülmekle birlikte, eksternal ve anterior juguler venlerde de saptanabilir. Boynun sağ tarafında daha sık izlenmektedir ancak boyunun her iki tarafında da  rapor edilmiş olgular da mevcuttur. Genellikle çocuklarda görülmekle birlikte erişkinlerde de nadiren bildirilmiştir. Nedeni tam açıklığa kavuşturulamamış olup ven duvarındaki yapısal defektler, toplardamara bası, travma, kendiliğinden veya venin anatomik anomalileri gibi nedenler düşünülmektedir.  Lütfen aşağıdaki RESMİ inceleyiniz.

juguler.jpg


G. YÜZ VARİSLERİ
 

Yüzümüzde bulunan damarsal sorunlar başlığı altında pek çok bozukluk yer alır. Bu görüntü bozukluğunun yaş gruplarına göre görülme sıklığı değişir. Çocukluk yaş grubunda hemanjiyomlar ile porto şarabı lekesi gibi doğumsal damarsal  anomaliler öne çıkar. Bunun yanında kapiller, venöz, lenfatik ya da kombine damarsal malformasyonlar; ve bunlarla ilişkili pek çok sendrom tanımlanmıştır. Bu lezyonları tanımak ve zamanında müdahale etmek önemlidir. Çünkü geç dönemde yapılan tedavilerde yüz güldürücü sonuçlar almak daha zordur. Öte yandan erişkin yaş grubunda yüzde sıklıkla telenjektaziler, venöz göllenme, spider anjiyom gibi  lezyonlar görülür. Ayrıca yaşla beraber büyüyerek devam eden porto şarabı lekesi de bu yaş grubunda karşımıza çıkar. Bu lezyonlar hasta için tıbbi ve kozmetik problem oluşturur. Lazer teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte, doğuştan ve sonradan oluşan damarsal lezyonların lazer ile tedavisi belirgin şekilde artmıştır.   

Fasiyal vasküler lezyonlar başlığı altında geniş yelpazede pek çok lezyon yer alır. Bu lezyonların yaş gruplarına göre görülme sıklığı değişir. Pediatrik yaş grubunda infantil hemanjiyomlar ile porto şarabı lekesi gibi konjenital vasküler anomaliler öne çıkar. Bunun yanında kapiller, venöz, lenfatik ya da kombine vasküler malformasyonlar; ve bunlarla ilişkili pek çok sendrom tanımlanmıştır. Bu lezyonları tanımak ve zamanında müdahale etmek önemlidir. Çünkü geç dönemde yapılan tedavilerde yüz güldürücü sonuçlar almak daha zordur. Öte yandan erişkin yaş grubunda yüzde sıklıkla telenjektaziler, venöz göllenme, spider anjiyom gibi akkiz lezyonlar görülür. Ayrıca yaşla beraber büyüyerek devam eden porto şarabı lekesi de bu yaş grubunda karşımıza çıkar. Bu lezyonlar hasta için medikal ve kozmetik problem oluşturur. Lazer teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte, konjenital ve akkiz vasküler lezyonların lazer ile tedavisi belirgin şekilde artmıştır. Bunun yanında komplike infantil hemanjiomlarda, yakın zamanda propranolol ile elde edilen başarılı sonuçlar bu ilacın ilk tercih olarak kullanımını gündeme getirmiştir.  

Varis İç Varis Venöz Yetmezlik Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız

Varis hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.