Türkiye'nin sağlık kapsamında en iyi web sitesine geldiğiniz için teşekkür ederiz. Şu anda VARİS ile ilgili en iyi ve en kapsamlı bilgiyi alacağınız sayfalardasınız. Aşağıdaki yazı ve videoları dikkatlice takip ediniz. Bazı kelimeler renkli kalın harflarle yazılmıştır. Bu kelimelere tıklarsanız sizi konu ile ilgili başka sayfalara götürecek ve böylece çok kapsamlı bilgilere ulaşacaksınız. Ayrıca hasta yorumları ve tedavi teknikleri de izleyeceksiniz.

Şimdilik "geçmiş olsun" diliyoruz ama bize geldiğinizde "geçti artık" diyeceğiz.

VARİS TEDAVİSİ ve TEKRARLAYAN VARİSLER 

varis_olmamas.jpg



Lazerameliyat , radyofrekans, köpük, ilaç, varis çorabı,  skleroterapi... gibi işlemlerle varis tedavisi olan birçok hastanın korkulu rüyasıdır, tedavi sonrası tekrar varislerin çıkması...

Varis tedavisi ile ilgili ameliyat tekniği olan, 30 bin üzerinde varis hastası tedavi eden, dünyanın en ünlü varis kongrelerinde konuşmacı olarak davet edilen, , İstanbul Üniversitesi Sağlık Yönetimi ve Gerontoloji Bölümleri Başkanı ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ünlü kalp ve damar cerrahı Prof. Dr. Ahmet Akgül'e bu soruyu sorduk. İşte cevabı:

İnsan vücudunun bir özelliği var: Eğer vücudun herhangi bir yerinde bir işlem yapılırsa, vücudun dikkati hemen orada toplanır. Bu bilinçli yapılan bir şey değildir, refleks ve otomatik olarak yapılır ve vücudun savunma mekanizması çalışır. Nasıl elimiz kesilince, iyileşse bile orada renk değişikliği, sertlik ve kaşınma gibi reaksiyonlar oluyorsa işte bu, vücudun istemsiz yaptığı yani düşünmeden yaptığı otomatik savunma sistemidir. Bu gerçeklik ışığında eğer siz vücudumuzdan bir doku - hele de bu doku vücudun işine yarıyorsa - yok ederseniz, yani ameliyatla alır ve/veya lazerle yakar ve/veya yapıştırıcılarla o dokunun işlevini yok ederseniz, ve bu yok edilen doku vücudun işine yarıyorsa, vücut bunu tekrar yapmak için harekete geçer. Örneğin derinizin bir kısmı bir kazada veya ameliyatta veya yanıkta veya bir yarada yok olursa, organizmamız o deriyi tekrar oluşturmak için harekete geçer ve bu harekete geçiş için sizden izin almaz. Aslında bu zaten istenen bir şeydir, bu cevap olmasa açılan yaralar hiç kapanmaz. Fakat bilinmelidir ki tekrar oluşan doku ilk dokunun yerini tutmaz, daha biçimsiz, daha işlevsiz, daha estetikten yoksun ve daha istenmeyendir....

-     Peki, o zaman niye ampütasyon diye bir tedavi var, yani parmak gangren olunca kesilmesi planlanıyor, kesilince de tekrar çıkmıyor?

-    Daha önce dediğimiz gibi, bu dokunun vücudun işine yarıyor olması gerekir. Gangren olmuş bir doku vücudun işine yaramaz ama kesilince orada da bir reaksiyon olur ve "güdük" oluşur, yani vücut az da olsa kendinden alınanı yerine koymak ister. Eğer parmak gangren olmadan kesilirse, oluşan bu güdük daha büyük olur. Fakat biraz önce de belirttiğim gibi hiçbir zaman eski fonksiyonunda ve estetiğinde olmaz.

 

-     Peki, bu kadar bilginin VARİS veya İÇ VARİS veya KILCAL DAMAR larla ne ilgisi var?

-    Önemli olan nokta bu. VARİS TEDAVİSİ ni nasıl yapmalıyız? Madem vücut kendi işine yarayan dokunun ortadan kalkmasına "kızıyor" ve tekrar oluşturuyorsa, şu anda herkesin kullandığı varis tedavileri doğru mu? Örnekleyelim:

 VARİSLER TEDAVİSİNDE BİTKİSEL DESTEK

bitkisel.jpg

bit.jpg


Modern çağın hastalığıdır varis. Hareketsiz yaşamlar, masa başı işler, stres, ayakta uzun süre düz durma yani bir nevi meslek hastalığıdır. Her gün basında ve sosyal medyada bir sürü tedavileri ortaya çıkmakta. Üç dakikada, 5 dakikada "kesin" çözümler, ameliyatsız tedaviler, öğlen arası uygulamalar. Peki, bu kadar yaygın bitkisel tedaviler içinde varis oluşumunu önleyecek ürünler yok mu?

Konuyu "varis"in Profesörü Ahmet Akgül'e sorduk ve işte kendisinden aldığımız varis oluşumunu azaltan ve önleyen besinler:

" Varisin bitkisel tedavisinde en önemli içerik flavonoidlerdir. Yani flavonoid içeren besinler tüketildiğinde toplardamarlar güçlenlenir, etrafındaki dokuda oluşacak yangı ve enflamsyonlar azalrı böylece varisi olan kişide varise bağlı kötü gidiş büyük ölçüde azalır. Hangi besinlerde var bu flavonoidler?

Meyvelerde, özellikle küçük taneli meyvelerde örneğin turunçgillerde mevcuttur. At kestanesi, kırmızı üzüm, falavonoid kaynağıdır. Sebzelerden özellikle kırmızı lahana, içeceklerden yeşil çay.

Çobanpüskülü, yaban mersini, kekik, kivi, koyun otu, at kuyruğu otu, bal, asma yaprağı, fındık yaprağı, rezene gibi.

Bu besinleri bazıları kaynatılıp suyu içilir bazısı da merhem olarak bacağa sürülür. Örneğin:

Kırmızı lahana yaprakları kaynatılır, suyu soğuduktan sonra varis olan bacağa sürülür; Kekik veya at kestanesi kabukları kaynatılıp demlenir ve günde birkaç bardak içilebilir; Koyun otu merhem şeklinde hazırlanıp bacağa sürülebilir.

Bu tip besinler damarları güçlendirir ve varise bağlı şikayetleri azaltır ama varisin tedavisi yalnızca bitkilerle olmaz. Bunlar yalnızca tedaviye "yardımcı" olur. Varisin tanısı ve tedavisi bu konuda uzmanlaşmış bir kalp ve damar cerrahı tarafından yapılmalıdır. Yoksa yapılacak "eksik" tedavi, hastalığı, daha sonra düzeltilmesi çok daha zor hale sokacaktır. "

 

KLASİK VARİS AMELİYATI:

Yıllardır yapılıyor, kasıktan bir kesi ile varis olduğu düşünülen DIŞ VARİS DAMARI çekip çıkarılıyor. İç varis var mı, yok mu bilinmeden bu damar çekip çıkarılıyor birçok yerde. Hastada İÇ VARİS de varsa, DIŞ VARİS için çekip çıkarılan bu DAMAR aslında vücut için işe yarayan damar. Yani siz hastanın işe yarayan dokusunu çekip çıkardınız. Peki vücut ne yapacak? Tekrar aynı dokuyu üretmek için işleme başlayacak. Damarın aynısı olmayacak ama hem işlevsiz hem de estetikten yoksun birçok damar oluşacak o bacakta. İşte, varis ameliyatından sonra varis damarlarının tekrar oluşma nedeni bu.

Peki İÇ VARİS yok, yalnızca DIŞ VARİS var ise, yani vücut o DIŞ DAMARI kullanmıyor ise? Dikkat ederseniz yapılan dopplerlerde GRADE yazar, yani 0,1,2,3,4 düzeyde yetmezlik bildirir. Yani ayaktan kalbe kan taşıyan bu toplardamarlarda yukarı yani kalbe giden kan GRADE 4 olarak belirlenir, ve aşağı düşen yani normal yolunun tersi istikamette ayağa inen kan GRADE 0 dır. Yani bu damarda KAÇAK veya REFLÜ yoktur. Eğer GRADE 1 olursa aşağıdan yukarı çıkan kanın, dörtte biri yani %25 i tekrar bacağa dönüyordur. GRADE 2 için bu oran %50, GRADE 3 için %75 ve son olarak GRADE 4 için %100 dür. Yani ehil ellerde ve AYAKTA ÇEKİLEN DOPPLER deki REFLÜ oranı %100 olmadıkça veya yetmezlik GRADE 4 olmadıkça, VARİSLİ DAMAR vücudun işine yarıyordur. Çıkarılmamalıdır. Çıkarılırsa tekrar varis oluşur hem de eskisinden daha kötü.

AKGÜL TEKNİĞİ İLE VARİS AMELİYATI:

Bu ameliyat farklı. Bu işlemde önce çok iyi bir DOPLER ile DAMAR HARİTALAMA yapılır. Hastada İÇ VARİS mi var, DIŞ VARİS mi var, LENFÖDEM mi var, LİPODEM mi var ortaya çıkarılır. Varis olan damardaki kapakçıklar tek tek incelenir, resimleri çekilir ve yalnızca BOZUK olan yerler NOKTOSAL bir şekilde tedavi edilir. Damar çıkarma işlemi yapılmaz. Önce kasıktan 1-2 cm lik kesi ile bozuk olan KAPAKÇIKLARA ulaşılır, ve bozuk olan kapakçıklar hastanın KENDİ DOKUSU ile tamir edilir. Hiçbir damar çıkmadığı için hastalarda VARİS TEKRARLAMIYOR ve kendi mevcut olan varisi KAPAKÇIKLAR ONARILDIĞI için düzeliyor. Ayrıca hastanın damarları korunduğu için ileriki yıllarda muhtemel bir kalp ameliyatı için elimizde yedek damar kalmış oluyor.

SKLEROTERAPİ:

Herkesin bildiği bir tedavi şekli. Bayanların büyük kısmı hayatlarının bir döneminde skleroterapi yani İĞNE İLE VARİS DAMARLARINI kurutmuşlardır. Estetik olarak hoş görünen bir tedavi şeklidir. KÖPÜK TEDAVİSİ olarak da bilinir. İnternette birçok sitede iğne ile köpük verilirken kılcal damarların yok oluşunu şaşkınla izlemişsinizdir ve o tedaviyi almak için bu merkezlere gitmişsinizdir veya gitmeyi planlıyorsunuzdur. Peki asıl olarak ne oluyor bu tedavide? Yalnızca görünen damarlar mı yok oluyor sizce? Cevabını verelim: Öncelikle şu uyarıyı yapmalıyım: KÖPÜK TEDAVİSİ öncesi mutlaka AYAKTA DOPLER yapılıp, içerdeki damarların durumu değerlendirilmelidir. Bu işlemi yaptırmadan KESİNLİKLE köpük tedavisi olmayınız. Şimdi gelelim tedaviye: Önce enjektör içine damarın içini bozan bir ilaç alınır ve bu başka bir enjektör ile bağlanarak hava ile karıştırılır ve böylece ilaç köpüklü hale getirilir. Köpüklü hale getirilmesindeki esas amaç damarların içini daha kolay bozması ve daha çok damarı tıkamasıdır. Damarın içine ince iğne ile verilen bu köpük yalnızca ciltteki görünen kılcal damarları değil, görünmeyen cilt altındaki vücudun işine yarayan damarları da bozar. İşte bu nedenle vücut işine yarayan damarların yok edilmesine cevap olarak, birkaç zaman sonra etraftan yeni kılcal damarları oluşturur. Sizin de hem paranız, hem zamanınız hem de moraliniz harcanmış olur.

LAZER İLE VARİS TEDAVİSİ:

Variköz venler yani VARİSLER genişlemiş görünümde olan TOPLARDAMAR ve KILCAL DAMARLARDIR. Damar sorunu her hastada farklı olacağı için ve her hastanın da kendine göre tedavi edilmesi gerektiği için TÜM VARİSLER LAZERLE TEDAVİ EDİLEBİLİR veya LAZERLE VARİSE SON veya AMELİYATSIZ VARİS TEDAVİLERİ gibi iddialı ama tıbbi olarak yanlış olan, yalnızca REKLAM ve TİCARİ amaçlı sloganlara inanmayın.hastalarımız gerekirse lazer gerekirse de ameliyat edilirler. Aşağıdaki videoyu izleyin sonrada yazının devamında LAZER İLE VARİS TEDAVİSİ nasıl olur, okuyun.

Bacaklardaki varisler ve KILCAL DAMARLAR toplumun üçte birinde görülmektedir ve oldukça yaygındır. Görünen ve belirginleşen bu kılcal damarların oluşmasında neden olarak: genetikyatkınlık, yaş, gebelik, hormonal faktörler ve yerçekimi gibi pek çok faktör rol oynamaktadır. Bu durum, toplumda yaygın kozmetik sorunlara ve iş yerinden uzak kalmaya; ağrı, rahatsızlık hissi oluşturarak yaşam kalitesinde azalmaya neden olmaktadır. Ciltteki bu kılcal damarların yok edilmesinde iğne yani KÖPÜK tedavisi, skleroterapi, lazer, yoğun ışık kaynağı (IPL), radyofrekans veya en yeni tedavi olarak MİKRO AVULSİYON teknikleri  uygulanmaktadır.

Lazer tedavisi VARİS hastalarında 2 şekilde kullanılır:

 1- Deri Üzerinden

2- Damar içinden kateter ile

DERİ ÜZERİNDE KULLANILAN LAZER TEDAVİLERİ

Varis veya KILCAL DAMARLARIN lazerle tedavisinde, damar içinde bulunan kanın hücreleri lazer enerjisini alır, damar içi sistem bozularak damar kurutulur. Böylece lazer enerjisi yalnızca o damarı etkiler, etraf çevre dokulara zararı olmaz.  Variköz venlerin lazerle tedavisi için çeşitli yöntemler  bulunmaktadır. Bu yöntemler arasında 532 nm potasyum titanil fosfat (KTP), 585-600 nm pulsed dye lazer (PDL), 755nm alexandrite lazer,  800-983 nm diode lazer, 1064 nm neodymiumyttrium-aluminum garnet (Nd:YAG)lazer, endovasküler lazer (EVL) ve IPL yer almaktadır.

Çapı 1 mm'den küçük ve yüzeysel KILCAL DAMARLAR için KTP ve PDL  gibi kısa dalga boylu, daha geniş ve derin KILCAL DAMARLAR için ise Nd:YAG, alexandrite ve diode gibi uzun dalga boylu lazerlerin kullanımı önerilmektedir. Uzun dalga boylu lazerlerin yan etki riski, kısa dalga boylulara göre daha fazla olmaktadır. 

Lazer tedavisi sonrasında deride ağrı, ödem, purpura, kanama, skar oluşumu, renk değişikliği, hipo/hiperpigmentasyon ve deride incelme gibi yan etkiler oluşabilmektedir.

Lazer tedavi öncesinde hastanın öyküsü alınmalı, fizik muayenesi yapılmalı, damarın kalınlığı, derinliği, kullanılacak lazerin dalga boyu, atım süresi ve spot genişliği belirlenmelidir. Hastaya olası yan etkiler anlatılmalı, işlem öncesi aydınlatılmış onam alınmalı ve lezyonların fotoğrafları çekilmelidir.

532 nanometre dalga boylu KTP LAZER

KTP lazer, kılcal damarlardaki oksihemoglobin ve derideki melanin tarafından yüksek oranda absorbe edilir. Penetrasyon derinliğinin 1 mm'nin altında olması nedeniyle yüzeysel damarların tedavisi için uygundur. Ancak, bacak variköz lezyonlarının tedavisinde de kullanıldığı bildirilmiştir.

Melanin absorbsiyonunun yüksek olması nedeniyle, koyu deri rengine sahip kişilerde hipopigmentasyon yani PARA BÜYÜKLÜĞÜNDE AÇIK RENKLER oluşma riski bu lazerin kullanımını kısıtlamaktadır.

585-600 nm PULSE DYE LAZER

Pulse dye lazer (PDL); 585nm, 590nm, 595nm ve 600 nm dalga boylarında ışık yayar. PDL, çeşitli vasküler yani damarsal lezyonların tedavisinde etkin ve güvenilirdir. Özellikle şarap lekeleri ve hemanjioma gibi konjenital yani doğumsal vasküler lezyonların tedavisinde standart tedavidir. Bunların dışında fasial telenjiektazi yani YÜZDEKİ KILCAL VARİSLER, bacak varislerinde de kullanılabilir. Kan hücreleri tarafından emilmesi KTP'den oldukça düşüktür. Melanin absorbsiyonu, KTP lazerden daha düşük iken NdYAG lazerden daha yüksektir. Penetrasyon derinliği yaklaşık olarak 1,25 mm'dir. KTP lazer gibi PDL de 1 mm'den daha küçük çaptaki venlerde yani VARİSLERDE daha etkilidir. PDL sonrası minör yan etkiler sıklıkla görülür. Bunlar arasında CİLTTE DÖKÜNTÜ, işlem sonrası yangı, ciltte koyulaşma, hiperpigmentasyon ve hemosiderin yani CİLTTE DEMİR depolanması yer alır.

755 nm ALEXANDRITE LAZER

Alexandrite lazer,755 nm dalga boyunda ışık yayar. Bu ışık, hem oksihemoglobin hem de deoksihemoglobin tarafından absorbe edilmesi ve 2.5-3 mm'ye varan geniş alanda etki göstermesi nedeniyle daha derin ve daha dirençli damarsal  bozuklukların tedavisinde kullanışlıdır. Bu lazer, esas olarak epilasyonda tercih edilir. Bacaklardaki telenjiektazi ve mavi mor KILCAL damarların tedavisinde de kullanılmaktadır. Melanin tarafından hemoglobine göre daha fazla absorbe edilmesi, koyu tenli kişilerde kullanımını kısıtlamaktadır çünkü açık renkli izler bırakabilir.

800-983 nm DİODE LAZER

Diode lazer; 800nm, 810nm, 940nm ve 983 nm gibi çeşitli dalga boylarında ışık yaymaktadır. 900 nm üzerinde melanin tarafından absorbsiyonu, kan hücrelerine göre daha azdır. Bu nedenle diode lazerler,koyu cilt rengine sahip kişilerde daha güvenli kullanılmaktadır. Dalga boyunun artmasıyla, penetrasyon derinliği artmaktadır.

1064 nm Nd:YAG LAZER

Nd-YAG lazer,1064 nm dalga boyunda ışık yayar. Oksihemoglobin ve methemoglobin tarafından absorbsiyonu oldukça yüksek, melaninin tarafından absorbsiyonu düşüktür. Bu nedenle özellikle koyu deri rengine sahip kişilerde etkili ve güvenilirdir. Nd:YAG lazer 4-6 nm'ye penetre olduğundan,daha derin venlerin tedavisinde kullanılmaktadır. Ancak ağrı hissi belirgindir ve skar bırakma riski fazladır. Bacak venlerinin Nd:YAG ile tedavisi klinik pratikte başarı ile yapılmıştır, fakat lazer parametreleri ile ilgili hâlâ net bir kural yoktur. Sonuçlar 2 mm'den daha geniş damarlarda oldukça iyidir, ancak küçük damarlarda yapılan çalışmalarda da iyi klinik sonuçlar bildirilmiştir.

IPL

IPL,515-1200 nm arasında geniş spektrumda polikromatik ışıma yapar. IPL tedavisi, bacaklarda özellikle küçük venlerde etkili bulunmuştur. Çok merkezli,159 hastada yapılan bir çalışmada,0.2 mm'den daha küçük çaplı damarların silinme oranı %90, 0.2-1 mm çapındakilerin ise %80 olarak  bildirilmiştir. IPL'in yan etki olarak deride kalınlaşma, hipo/hiperpigmentasyon  yaptığı görülmüş; bu yan etkiler 4-6 ay içerisinde gerilemiştir.

DAMAR İÇİNDEN KATETERLE KULLANILAN LAZERLE VARİS TEDAVİSİ (Endovasküler Lazer Tedavisi, EVLT)

EVLT ile variköz bacak venlerinin tedavisinde, 810-980 nm arasında diode,1064 nm ve 1320 nm dalga boylarında Nd-YAG lazerler kullanılır. EVLT'nin amacı, safenofemoral bileşke ve ven lümenindeki patolojik reflüyü, sklerozan ajanların etkisine benzer şekilde, TIKAYARAK ederek önlemektir. EVLT, termal bir reaksiyon oluşturup hücre hasarına yol açarak etki eder. Termal reaksiyonun direkt ve indirekt etkileri ile skar oluşumu ve DAMAR İÇİNDE TIKANIKLIK sağlanır. İşlem steril ortamda yapılmalıdır. İşlem sırasında öncelikle DİZİN KENARINDAN iğne ile damara girilir, ardından ultrason kılavuzluğunda lazer ışığını damar duvarına verecek olan kateter damar içine yerleştirilir. Daha sonra bu kateter ilerletilerek lazer ışığı ile damarın içten tıkanması sağlanır.  Endovasküler lazer tedavisi ile elde edilen başarı %90'dan fazladır. EVLT'nin yüzeysel venöz yetmezlik tedavisinde  uygulanabilmesi için, doopler incelemesinde  0.5 sn'den fazla reflüve ve iğnenin gireceği uygun venin bulunması, ayrıca İÇ VARİSİN olmaması gereklidir. Eğer hastada arteriyovenöz malformasyon, ve derin venöz tıkanıklık (DVT) veya İÇ VARİS varsa kesinlikle EVLT yapılmamalıdır.

İşlem sonrasında olabilecek yan etkiler: deride kızarıklık, morarma, , ağrı, parestezi, enfeksiyon, kutanöz termal hasar, yüzeysel tromboflebit, pulmoner emboli, kalıcı sinir hasarı ve derin ven trombozu yer alır.

SONUÇ:

Bacakta KILCAL DAMARLAR veya VARİS lerin varlığında hastalarda tedavi, dikkatli hikaye ve muayene ile başlar. Klinik muayene sadece telenjiektazisi yani KILCAL DAMARLARI olan hastalar için yeterli olabilir, ancak varisli hastalar açısından AYAKTA DOBLER ultrason değerlendirme şarttır. Ultrasonografik değerlendirmede hedef, hastanın yakınmalarından sorumlu olabilecek  yetmezliği saptamaktır. Yani bütün damarların ayrıntılı olarak haritalanması gerekmektedir.

Bu haritalama normal venöz damarları korumaya, VARİS reflüsü olan damarların tedavisine olanak sağlar.  Derin ven trombozu, ödem, cilt değişiklikleri ve varis yarası olan (CEAP 3-6) ya da şiddetli varisleri olup Klippel-Trenaunay sendromu şüphesi olan hastalarda derin sistemin değerlendirilmesi özellikle önemlidir. EVLT ile yetmezliği olan büyük ve küçük safen venler, bunların yan dalları, perforanların tedavisi yapılabilir. Ayrıca miniflebektomi, köpük skleroterapi  ve perforatör ligasyonu gibi uygulamalar ile eş zamanlı da yapılabilir.

Hastalar daha önce skleroterapi, ablasyon, stripping, derin ven trombozu, yüzeyel tromboflebit ya da trombofili açısından sorgulanmalıdır. Geçirilmiş derin ven trombozu ya da trombofili öyküsü olanlara işlem öncesi düşük moleküler ağırlıklı heparin ile önerilmektedir. Kumadin kullanan hastalara bu ilaç bıraktırılır. Büyük safen ven koroner by pass ameliyatlarında sık kullanılan bir DAMAR olması nedeniyle, gelecekte veya mevcut durumda koroner arter hastalığı riskinin değerlendirilmesi yapılmalıdır. Periferik arter hastalığı varsa dikkate alınmalı, bu nedenle nabızlar MUAYENE edilmelidir.

RADYOFREKANS İLE VARİS TEDAVİSİ:

2 türü var: 1- Lazer ile cilt üstünden epilasyon yapar gibi kılcal damarların yok edilmesi, 2: Kateter ile varis olan damar içine girip ses dalgalarıyla damarın içini yok edip, kullanılamaz hale getirmek. Eğer hastanın durumu iyi değerlendirilmez ve uygun Dopler yapılmadan tedaviye başlanırsa her iki durumda da vücudun kullanacağı damarlar da bozulur ve yeniden varisler ortaya çıkar.

PROF. DR. AHMET AKGÜL'ün MİKRO AVULSİYON YÖNTEMİ:

Her zaman belirttiğim gibi önce hastanın bacağındaki damar sistemi incelenmeli, iç damarlar dış damarlar, kasların içindeki toplardamarlar, cildin altındaki toplardamarlar incelenmeli. Yani yalnızca görünen kılcal damarlara göre karar verilmemeli. Bu kılcal damarlar niye ortaya çıkmış, iç taraflarda bir sorun mu var, bakılmalı. Yani altyapısı bozuk olan bir caddeye, asfaltta çatlaklar var diye ne kadar asfalt döküp düzenleme yaparsanız yapın, tekrar oluşur o çatlaklar çünkü altyapı bozuk. Kanalizasyon yani drenaj sistemi bozuk, su sızıyor ve asfaltı bozup çatlaklar oluşturuyor. İşte bacaktaki toplardamar yani varis sistemi de böyle. Kaçak var ise bacakta kan birikiyor, ve ciltte KILCAL DAMARLAR oluşuyor. İşte önce ehil ellerde AYAKTA DOPLER ile bacakta DAMAR HARİTALAMASI yapılmalı. Kaçak ve bozuk bir nokta varsa KAPAK ONARIMI (Akgül yöntemi) ile ameliyat edilmeli, eğer kaçak yok, iç damarlar temiz ama KILCAL DAMARLAR var ise hemen, İÇVARİS KAPAK AMELİYATINDAN sonra ise 10. Günde hastanın artık CİLTTEKİ KILCAL DAMARLARI tedavi edilmeli. Önce bu damarların vücut tarafından kullanıp kullanılmadığına bakılmalı ve sonra YALNIZCA KULLANILMAYAN KILCAL DAMAR özel bir kesici cihaz ile cilt üzerinden iz yapmadan içine kan veren yerden ayrılıyor böylece içine gereksiz kan gidip o damarı ciltten görünür hale getiremiyor ve CİLT KILCAL DAMARI kayboluyor. Bu şekilde yalnızca vücudun işine yaramayan damarlar yok edildiği için vücut yeni damar oluşturmak için sinyal göndermiyor ve varis tekrarlamıyor.

Yaklaşık 30 bin civarında varis hastasına müdahale ettik ve sonuçlarını hem 2014 yılında İtalya'da Roma'da hem de 2016 yılında Amerika'da New Orleans'ta dünyanın en önemli VARİS kongrelerinde sunduk. Hem çok ilgi gördü hem de İtalya'dan iş teklifleri aldık.

30 bin üzerinde varis hastası tecrübesi, kendi ismimde varis ameliyatı (AKGUL tekniği), dünyanın en iyi varis doktorlarının kabul edildiği kongrelere konuşmacı olarak davet edilmem ve varis ve iç varis konusunda onlarca makale ve kitap yazan biri olarak söyleyebilirim ki:

Tedavi sonrası tekrar varis oluşmasını istemiyorsak:

-       Doppler yapılmadan Skleroterapi yani İğne Köpük tedavisi yapılmamalı

-       Doppler yatarak değil, ayakta yapılmalı

-       Doppler yapılırken Kapakçıklar belirtilmeli, kaçakların miktarı yazılmalı

-       Doppler yapılırken İç Varis, Dış Varis, Bağlantı Damarlar Haritalanmalı

-       Hastada İç Varis varken yalnızca Dış Varis Tedavisi/Ameliyatı YAPILMAMALI

-       Hastada İç Varis var ise Kapak Onarımı veya Akgül Ameliyatı yapılmalı

-       İç damarlar düzeltilmeden ciltteki KILCAL Damarlara müdahale yapılmamalı

-       Skleroterapi Lazer ve radyofrekans yöntemleri İç Varis varsa kullanılmamalı

-       Ciltteki Kılcal Damar ve Varislerin estetik tedavileri için Mikro Avulsiyon yöntemi kullanılmalı

VARİSLER TEDAVİ EDİLMEZ İSE NE OLUR? 

icvar.png


Varis, tedavi edilmezse ilerler ve hayatı tehdit edecek risklere yol açarlar. Hayat konforu bozulur sürekli ağrı ve ağırlık hissi yanında bacakta yaralara yol açar ve varis içinde pıhtı birikerek damar tıkanıklığına yol açar. Bu oluşan pıhtı varis tıkanıklığı yani DVT ( derin ven trombozu ) yapabileceği gibi, olduğu yerden kopup akciğer damarını tıkayabilir. Buna akciğer embolisi yani pulmoner emboli denir. Hasta çok şiddetli göğüs ağrısı ve nefes darlığı ile hastaneye başvurmak zorundadır. Tedavisi oldukça zor olan bu durumlara düşmemek için varis tedavinizi mutlaka güvenilir en iyi ellerde yaptırınız.
 

VARİS TEDAVİSİ, YAZ AYLARINDA YAPILIR MI?

fullsizerender.jpg

yaz_aylar_varis.jpg


Varis, tanı ve tedavi yöntemlerinin gelişen teknikler, teknoloji ve bilgi birikimi  ile çok daha iyi bir konuma gelmiştir. Sıcak yaz aylarının başlamasıyla şikayetlerin iyice arttığını düşünerek varisle ilgili olarak ünlü kalp, damar ve varis doktoru Prof. Dr. Ahmet Akgül'e danıştık:

" Eskiden klasik yöntemler ile gerçekleştirilen ameliyatlar yerini günümüzde modern ameliyatlar ve tekniklere bırakmıştır. Ameliyat dışında, ciltte kesi yapmadan, anestezi vermeden 15 dakika içinde varislerden kurtulmak mümkün. Bu teknikler varislerin yapıştırıcı ile, lazer ile veya radyofrekans ile tedavi edilmesi gibi yöntemlerdir. Tüm bunlara rağmen hala varis tedavisinde ameliyat çok değerlidir. Özellikle iç varis olan hastaların tedavisi ameliyattır. İç varisi olup da bu gibi tedavileri olanlar daha sonra sıkıntı yaşarlar. İç varisin tedavisi ameliyattır.

Varis hastalığının tanısı için de kesinlikle ayakta Doppler çekilmesi gerekir. Yatarak yapılan Doppler'leri biz yeterli bulmuyoruz.

Varis hastalığın tedavisi hem hastaya hem de varis hekimine bağlıdır. Varis ileri ise ve kapakçık olmuş yani iç varisde eklenmişse, ameliyat öncelikli tedavidir. Ama yalnızca yüzeyel varisler var ve uygun yapılmış Doppler'de iç damarlar normalse, lazer, radyofrekans, skleroterapi, yapıştırıcı, köpük tedavileri yapılabilir.

Hastalıkta çok geç kalmadan doktor'a göründü iseniz; sizin için en uygun tedavi yöntemine karar verilerek, uygulanacaktır. Hekim ayrıca tüm yöntemleri size ayrıntısıyla anlatmakla yükümlüdür.

Varis var ve sıcaklarda çok zaman geçirirseniz şikayetleriniz artar. Nedir bu şikayetler: Bacakta şiddetli ağrılar, gece krampları, renk değişiklikleri, bacakta ve ayakta şişmeler, iyileşmeyen yaraların ortaya çıkması gibi...

En çok sorulan sorulardan biri ise:

Yazın varis tedavi edilir mi?

Edilir, kimse hastalığını ertelemesin. Yazın yalnızca lazer tedavileri uygulamayız çünkü güneşin etkisiyle deride açık renkli lekeler oluşabilir. Ameliyat da dahil tüm diğer tedavi seçenekleri yaz aylarında da rahatlıkla yapılabilir.

Varis çorabı kullanımı gerekli midir, yazın kullanılabilir mi? 

Sanılanın aksine varis çorabı, varis hastalığını ve oluş nedenini tedavi eden bir yöntem değildir. Yalnızca varisin ilerlemesini önleyen ve şikayetleri azaltan bir yöntemdir. Varis çorabı, bacaktaki bağ dokusuna destek sağlar, ödemi azaltır, kapak yetersizliğini önler, lenf dolaşımını destekler, diz altı kas gücünü artırır, damarlardaki kan akışını hızlandırır.

 Varis çorabı, hastaya direkt olarak verilmemeli, önce varis masajı ile bacak şişliği azaltılır ve ölçüsüne göre çok çeşitli varis çoraplarından biri verilir. Varis çorabının hangisinin seçileceği, bizzat tedaviyi yapan doktor tarafından belirlenmeli ve kontrol edilmelidir. Boyutlarına gelince, özellikle diz altı varis çorapları kullanılmalıdır. Diz üstü ve külotlu çoraplar hastanın tedaviye uyumu açısından tercih edilmemelidir.

Skleroterapi nedir ve yaz aylarında uygulanır mı?       

Skleroterapi, damar içine kurutucu madde ilave edilerek, yüzeysel venlerin ve kılcal damarların kurutulması işlemidir. Yaz aylarında kolaylıkla uygulanabilir. Tecrübeli ellerde kolay bir yöntemdir. Ağrısız bir yöntemdir. 15-20 dakikalık uygulama sonrasında gündelik yaşama rahatlıkla dönülebilir. 


Varis İç Varis Venöz Yetmezlik Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız

Varis hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.