Lipodem (Lipoödem)

Lipodem nedir, ne değildir?

Bacağınızda şişlik var. Tek bacakta değil hem de. İki bacağınızda da. Aslında her şey ilk başta iyi gidiyordu. Vücut şekliniz iyi, beden imajınız güzel idi. Ama ne olduysa bacaklarınızın her ikisi birden şişmeye başladı. Aslında ne olduğunu da tahmin ediyorsunuz:
Yoğun stres yaşadınız veya hamile kaldınız veya doğum kontrol ilaçları aldınız veya hormon tedavisi gördünüz veya ergenliğe girdiniz veya spor yapıyorsunuz ama bıraktınız veya birkaçı birden oldu.

Yaşınız da önemli değil, ergen de olabilirsiniz yaşlı da. Ama oldu işte, bacaklar şişti.
Hadi ilk başta “annemin bacakları da böyle” dediniz, önem vermediniz. “Benim yapım böyle, bacaklarım kalın” dediniz, kadere bıraktınız.
Neyse “en iyisi diyet yapayım” dediniz, en ünlü diyetisyenlere gittiniz, en katı perhizi yaptınız. Evet, sonunda kilo vermeye başladınız. En azından tartıya çıkınca rakamlar küçülmeye başladı. Moraliniz arttı ama açlık da zor tabi.
Neyse, motivasyon arttı ve egzersiz, spor, pilates… de eklediniz yaşantınıza. Beklentiniz büyüdü.
Tartı yalan söylemez, gerçekten kilolar gidiyor. Ama o da ne?

Göbek azalmış, yüz incelmiş, bel çevresi azalmış ama bacakların kalınlığı hiç gitmemiş. Hatta kolda sarkan deri bile hala sarkıyor. Yani o kadar kilo vermemize rağmen bacak ve kollardan neredeyse gram kaybetmemişiz.
Zaten artık ağrılar da başladı. Aslında tam olarak ağrı da değil, bir “acı”. Bacağa pantolon bile deyse acı oluyor, gece yatarken çarşafın bile değmesini istemiyor, çocuğu bacağını tutunca bile ağrı hissediyor.

Bu işte bir terslik var. Bu kadar acı niye olsun. Tamam bacak derisinde “selülit” görünümü gibi, sanki portakal kabuğu gibi girinti çıkıntılar var, bazı yerlerde deri altında “yağ bezeleri” de var ama bu kadar ağrı, acı niye…
Artık doktora gitme vakti demek ki.

Doktora gidiyoruz, tabi yine önemli bir konu var:

Hangi doktora?

Bacak şiş, ağrı/acı var, artık hareketler de kısıtlı, eğilip kalkamıyor, çömelip yerden bir şey alamıyoruz. Namaz dahi kılarken baldırlarda, diz arkasında şiddetli basınç hissi var, sanki patlayacakmış gibi. Acaba ortopedi doktoruna mı gidilecek, fizyoterapi doktoruna mı, dahiliye ye mi, kalp damar kliniğine mi…
Sonuçta birine karar veriliyor ve doktorun kapısı çalınıyor.

Vakti olan veya ilgilenen doktor bile bazen şikayetlerinizi dinledikten sonra bacağa bir dokunup tetkik yazıyorlar ve bazen ise neredeyse bacağa uzaktan bakıp hemen tetkik istiyorlar. Yine tetkik istemesi de hiç yoktan iyi, bazen de “benim konum değil, başka doktora git” diyorlar.
Tetkikler birikiyor: Bacağa röntgen, emarlar çekiliyor, kan testleri yapılıyor ve tekrar doktora gidiliyor. Sizden tetkik isteyen aynı doktoru bile bulmak zor, onun yerine gelen diğer bir doktora derdinizi anlatıyorsunuz ve o da genelde “tüm tetkikler normal, senin yapın böyle veya bu durumla yaşamaya alış, bunun için tedavi yok denip” size ağrı kesici veriliyor veya “sen, kalp ve damar cerrahi doktoruna git” deyip sizi damar doktoruna gönderiyorlar.

Damar doktoruna geldiniz ve o da sizden tetkik istedi, bu sefer adı: Dopler ultrason.

Birçok yerde yapılıyor dopler tetkiki. Devlet hastaneleri, üniversiteler ve özellerde. Birçoğunda yatarken yapılıyor, yani hasta sedyeye uzanıyor ve dopler işlemi yapılıyor. Halbuki bacaklarda oluşan şişlikler ve hastalıklar büyük çoğunluğu yerçekimine bağlı gelişmektedir. Yani yatarak yapılan dopler uygun ve doğru bir işlem değildir. Dopler ayakta yapılmalıdır ve dopler sırasında cilt altında ne var ne yok hepsi ortaya çıkarılmalı ve toplar damar sisteminin kapakçıkları da görüntülenip fotoğrafları çekilmelidir. Neyse gelelim konumuza:
Dopler yapılıyor size ve yalnızca damarlara baktıkları için ve zaten yatarak yaptıkları için de dopleriniz yanlış değerlendiriliyor. Sonuçta tetkik sonucunuzu damar doktoruna getiriyorsunuz, o da hızla bakıp “sizin damarlarınız da sorun yok “ diyor ve ne teşhisiniz ne de tedaviniz gerektiği gibi yapılmamış oluyor.

Sonuç yine ağrıları, şişkinlikleri ve huzursuz bacakları ile hasta kendi başına kalıyor. Ayrıca umudu da azalmış ve yorulmuş bir şekilde. Neredeyse depresyona girecek hatta girmiş bile.
Bu nedenle bazen küsüp sporu da aksatıyor, diyeti de bozuyor.

Nereden mi biliyorum, bu hastalar bize geliyor da ondan.
Hasta geldiği zaman önce dertleşiyoruz. Sorun nedir, şikayet nedir dinliyoruz. Sonra ayak tabanından, ayak parmak arasından saçlarına kadar muayene ediyoruz. Ve biliyoruz ki vücutta bir yerde sorun varsa tüm sistem incelenmelidir.
Bu arada tabiki kendi tecrübelerimizden (dile kolay en az 35 bin bacak incelemesi) teşhisi de koyuyoruz ama hem resmi olması hem de başka sorunları atlamamak için yalnızca 1 tek tetkik istiyoruz:

Damar haritalama.

Yani herkesin “dopler” olarak bildiği ama bizde farklı olduğu ultrason.
Bu tetkikte canı acıtma yok, radyasyon yok, hamilelere de yapılabilir, bebeklere de…

Damar haritalama sırasında, hasta ayakta duruyor ve kasıklardan ayak parmaklarına kadar cilt altında bulunan tüm yapılar görüntüleniyor. Bu arada damardaki sorunlar, kapak yetmezliği, kaçak ve reflü’ler, damar tıkanıklığı, kılcal damarların durumu, deri altında ödem ve ödemin ne ile ilgili oluştuğu, yağ ödemi mi, lenf ödem mi, yoksa karaciğer, böbrek veya kalp yetmezliğine bağlı bir ödem mi, veya ödemin nedeni yalnızca kişinin uzun süre ayakta durmasına bağlı veya dar bir kot veya kemere bağlı normal ve geçici bir ödem mi olduğu… ortaya çıkarılıyor. Bu arada selülit, damar iltihabı, atar damar hastalıkları, kas hastalıkları… da belirleniyor.

Hastanın daha önce “birşeyin yok” denen dopleri, bizim ekibimizin damar haritalaması sonucunda LİPODEM tanısı konuyor.
Yukarıdaki hastanın şikayetleri ve muayene bulguları lipodem hastalığı kendini bize zaten göstermişti.

Lipodem hastalığı aslında bir damar hastalığıdır, bir yağ hastalığı değildir. Yağlanma artışı ve yağlı bölgelerdeki ağrı/acı tamamen derinin altındaki yağ dokusunun yanında bulunan kılcal damarların bozulması sonucu gelişir. Bu hastalığa ayrıca, ağrı ve yağ artışı olduğu için AĞRILI YAĞLANMA SENDROMU da denir.

Aslında insanda biriken yağ dokusu, ağrı ve acı yapmaz. İşte ağrıyı yapan olay, cilt altında yağların arasında bulunan ince, kılcal damarcıkların bozulması, mikropsuz iltihaplanması ve ödemidir. Bu bozukluk damar etrafında bulunan sinir uçlarını rahatsız eder ve hastanın cildi bir yere dokununca ağrı ve acı hissi verir. Örneğin göbeğinizdeki yağlara dokunun acı veya ağrı var mı yok, ama yağlanmış bacağa dokunun ağrı ve acı var veya kolunuza dokunun yağlı yerlere acıyı hissedersiniz. İşte, esas olay yağlanma değil esas olay deri altı dolaşımın bozulması yani kılcal damar bozukluğudur.

Bu hastalığın damar bozukluğuna bağlı olduğunun diğer bir göstergesi kendiliğinden oluşan morluklardır. Lipodemi olan hasta en ufak bir çarpma veya travma sonrası beklentiden çok daha fazla deride morarma olur, bazen ise hiçbir yere çarpmadan da, kendiliğinden de morarmalar olmaktadır. Hasta bu kendiliğinden oluşan morarmalara zaten hiç anlam verememiştir. Gittiği doktorlar da “karaciğer hastalığı” düşünmüş, orada da bir hastalık bulamayınca “sende bir şey yok, geçer” demiştir. Aslında sorun, cilt altı kılcal damarlardaki hastalık sonucu kılcal damar kanamaları olmakta ve bu da deri üstüne “morarma” olarak yansımaktadır.

Hasta “anneminde bacakları zaten kalın, bu benim yapım” diyerek yıllarca hastalığı olduğunu bilmeden sıkıntılar çekmiştir. Aslında bu bir hastalıktır ve sıklıkla genetik de geçer. Yani hastanın yapısı böyle değildir. Annesinin yapısı da böyle değildir. Çünkü annesi de lipodem hastasıdır ama ne kendi ne de onu tedavi etmeye çalışanlar bilememektedir. Sonuçta lipodem hastalığı olan hastanın kız çocuğu da lipodem adayı olacaktır.

Peki, yalnızca kadınlarda mı olur lipodem?

Erkeklerde de olur ama erkeklerin cilt altı yapısı ve yağ dağılımı farklıdır. Kılcal damarların yağ ile iletişimi daha farklıdır. Bu nedenle lipodem hastalığı büyük oranda kadınlarda görülür.
Selülit hastalığı ile lipodem hastalığı aynı mıdır?

Selülit hastalığında da dikkat ederseniz çok zayıf insanlarda bile olur. Örneğin medyada gördüğünüz manken mesleğinde bulunan kişilerde de zaman zaman bu rahatsızlıkları görmektesiniz. Halbuki bu kişilerde rahatsız görünüme neden olacak yağ fazlalığı yoktur ama deri altı kılcal dolaşım bozukluğu olduğu için o bölgede (genellikle basen ve bacak arkaları) ciltte portakal kabuğu görünümü oluşur. Aslında mikropsuz ortaya çıkan bu selülit hastalığı, lipodem hastalığının ilk belirtilerindendir yani lipodem ile selülit hastalığı aynı sorunlardan başlayan hastalıklardır, yalnızca lipodem, selülitin çok daha ileri seviyesidir.

Peki, hastamızda sonuç olarak LİPODEM var, ne yapacağız, nasıl tedavi edeceğiz?

Bu durumda 2 önemli soruya cevap vermemiz lazım?
Lipodem olan yerlerde yani bacak, kol veya basen için hasta estetik kaygılar taşıyor mu yoksa şikayeti yalnızca ağrı/acı, çabuk morarma gibi cilt altı damar hastalıkları mı? Yani 2 önemli sorun var:

1- Yağ artışına bağlı sıkıntılar
2- Damar bozukluğuna bağlı sıkıntılar

Yağ artışı hem estetik sıkıntılara yol açmakta hem de hareket kısıtlaması yapmaktadır. Kılcal damar sorunları ise ağrı/acı ve morluklara neden olmaktadır.
Eğer hastada ciddi bir hareket sorunu yok ise ve estetik olarak da yağlanmadan dolayı çok kaygısı yok ise kılcal damar tedavileri yapılmalı ve hastanın ağrısı, acısı ve morarma sorunları ortadan kaldırılmalıdır. Yani cilt altı dolaşım bozukluğu tedavi edilmelidir. Bu durum genellikle yaşı daha ileri hastalarda karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda selülit tedavisi için de uygulanmaktadır. Hastanın kılcal damarları tamir edilip, dolaşım artınca hasta DAMAR DİYETİ ve egzersiz ile zaten yavaş da olsa yağları eritmeye de başlayacaktır. Ağrısı geçtiği için spor yapması daha da kolaylaşacak ve yağ erimesi başlayacaktır.

Kılcal damar tedavisi ve dolaşımı artırmak için hem cihazlar hem de iğne tedavileri yapmaktayız:

Önce mikro düzeyde elektrik akımı üreten cihazlarda lipodemi olan bölgedeki cilt altı kılcal damarlar uyarılır. Daha sonra cilt altı dokuyu hareketlendirici cihaza sokulur. Sonra vacum tedavisi yapan cihaza girerek daralmış olan kılcal damarlar açılır ve böylece cilt altına gelen kan artmaya başlar. Hasta biyorezonansa alınır ve kılcal kan akımı artırılmak için enerji verilir. Bu arada hastanın kol damarından kan alınır ve onarıcı enzimler elde edilir ve oksijen birlikte cilt altına iğne ile verilir yani OKSİPLAZMA® tedavisi yapılır. Hastaya gerekirse soğuk lipoliz veya şekillendirme işlemleri de yapılabilir.

Bu işlemler yaklaşık 2 saat civarında sürer ve hastanın selülit/lipodem ağırlığına göre 2 günde bir, haftada 2 veya her gün bile yapılabilir.
Bu arada hastamıza DAMAR DİYETİ ve her gün tempolu şekilde en az 40 dakika sürecek yürüyüş önermekteyiz. Hasta tüm spor çeşitlerini yapabilir ama halter kaldırma hariç. Ayrıca 2 önemli durumu da yaşamamalı:

1- Kabızlık
2- Uyku apnesi

Bu durumlar varsa bunları da hızla tedavi etmeliyiz. Çünkü bu durumlar cilt altı oksijen eksikliğine yol açmakta ve cilt altı kılcal damarları bozmaktadır.
“Damar diyeti” konusuna gelince:

Cilt altı damarları en çok bozan elementlerin başında KALSİYUM gelmektedir. Bu nedenle hastaya DAMAR DİYETİ önermekteyiz. Önce 1 aylık ŞOK BİR DİYET ile başlıyoruz. Hasta, kırmızı et, süt, yumurta, peynir, süt, beyaz et yemeyi bırakmalıdır. Bir ay boyunca VEJETARYEN TARZI BESLENME + BALIK yemelidir. Böylece cilt altı damar sistemi, yıllardır kendini bozan, alışkanlığa yol açan beslenme tarzı değişince, radarlarını açmakta ve etrafındaki yağları görmeye başlamaktadır. Ayrıca hayvansal proteinlerde gereğinden fazla bulunan kalsiyum da bu damarcıklarda bozulmaya neden olmayacaktır.

1 ay sonra zaten hasta kendince farklılık ve hafifleme hissedecektir. Daha sonra yine kontrolümüz altında hayvansal proteinleri yavaş yavaş tekrar başlama şansımız olacaktır. Ama bu ilk ay içinde çok dikkat etmesi gerekir. Örneğin, her sabah çok sevdiği ve yediği farklı farklı peynirlerden vazgeçecek onun yerine istediği kadar zeytin yemek yiyebilecektir.
Dikkat edilmelidir ki bu diyet önerisi her hasta için değişmektedir. Hastanın başka bir rahatsızlığı ve/veya kendi doktor/diyetisyen uzmanı tarafından başka bir beslenme önerisi varsa hasta dikkatli olmalıdır. Damar diyeti yalnızca cilt altı damar sorunu olan hastalarımızda uygulanmaktadır.

Böylece cilt altı damarlar düzelmeye başlar ve hemen yanında olan yağları görmeye başlar yani radarlar açılır ve böylece hastanın bacağı sıkılaşmaya ve biçimli hal almaya başlar. Ama unutmayın ki bu süreç uzun sürer yani bacağın istenilen düzeye gelmesi hastanın gayretine bağlıdır artık.

Yıllarca yağ biriktiren bir insan aynı yağları geri verebilmesi için yine uzun zaman gerekir. Unutmayın ki vücut belli kurallarda çalışır. Her gün biriktirdiği yağı damarların radarları açıldığında yine neredeyse benzer hızda eritmelidir ki vücudun sistemi bozulmasın ve yeni hastalıklar ortaya çıkmasın. Yani çok hızlı kilo vermek vücudun yapısını bozup yeni hastalıklara yol açabilir.

Peki, tamam "sizin tedavinizle bacağımdaki ağrılar bitti, bacağım hafifledi, ayrıca bu sıkılaşmaya da başladı, ama ben aceleciyim, yağlarımdan da hızla kurtulmak istiyorum" diyorsanız işte o zaman yağ alma işlemleri uygulaması gündeme gelecektir.

Bu durumda ameliyathane yolları gözükmektedir. Plastik cerrahlarımızdan oluşan ekibimizle LİPOSUCTION tedavileri gündeme gelir. Ameliyat uzun süren bir işlem olduğu için en az 2-3 cerrah aynı zamanda işleme başlanmaktadır.

Liposuction İngilizce bir kelimedir. Lipo: yağ, suction: emme demektir. Yani YAĞ EMME işlemi anlamına gelir. Liposuction tıbbi olarak; vücutta istenmeyen, fazlalık yağların vücuttan alınmasını sağlayan cerrahi bir işlemdir. Unutmayın, Liposuction işlemi bir ameliyattır, bir zayıflama yöntemi değildir.

Asıl olarak liposuctionda vücutta herhangi bir bölgede diyetle ve egzersizle giderilemeyen yağ birikimlerinin vücuttan uzaklaştırılmasıdır. İşlem genellikle genel anestezi altında uygulanır. Hastaya ameliyat masasında yağ alınacak bölgeye göre uygun bir pozisyon verilir ve çeşitli kalınlıklarda kanüller ve vakum cihazı yardımıyla yağ adeta parçalanarak emilir ve bir kaba toplanır. Bu işlem sırasında kanamayı en aza indirmek ve vücutta oluşabilecek mineral ve su dengesizliğini en aza indirebilmek için yağ dokusu içine işlemden önce özel hazırlanmış sıvı bir karışım enjekte edilir.

İşlem için ciltte büyük kesikler yapmaya gerek yoktur. 2-3 mm lik delikler kullanılarak işlem uygulanabilir.

Liposuction işlemine yardımcı olan cihazlar da geliştirilmiş ve kullanılmaktadır. Özellikle VASER cihazı yağın parçalanmasında cerraha yardımcı olmaktadır. VASER yüksek enerjili ses dalgaları kullanarak yağ dokusunu yağ hücrelerini parçalamakta ve sıvılaştırmaktadır. Böylece yağ dokusu daha düzenli ve kolay alınmakta, şekil bozuklukları daha az olmaktadır. Bu cihazla, ameliyat sonrası kanama ve morluk daha az olmaktadır. Cihazda kullanılan ses dalgaları anne karnında bebekleri incelemekte kullanılan ultrason cihazındaki gibidir, yalnızca enerjisi daha fazladır. Bu yüzden doğru kullanıldığında bu cihazın zararı yoktur. Yani radyasyon içermemektedir.
Liposuction ameliyatında hastanın hayatını tehlikeye atmadan yani aşırı kan ve sıvı kaybına neden olmadan ve metabolizmasını bozmadan alınabilecek bir yağ limiti vardır. Bu hastanın kilosuyla değişmekle birlikte 6-10 litre yağ dokusuna tekabül eder.
Her ne kadar kanamayı azaltıcı önlemler alınsa da yağ dokusu ile birlikte bir miktar kan, ameliyatta yağ emen toplama kabına gelmektedir. Alınan yağ dokusuna ve kanama miktarına bakılarak hastalara ameliyat sırasında ve sonrasında kan verilmesi gerekebilir.
Hasta ameliyat sonrası 1-2 gün hastanede özel odasında yatmaktadır. Farklı bir durum olmadıkça yoğun bakıma ihtiyaç olmaz. İlk günlerde hastanın yağ alınan bölgelerinde ödemler oluşmakta ve zamanla geçmektedir ve bazı hastalar bu dönemde pişmanlıklarını bile dile getirirler ama 1-2 hafta sonunda bu sıkıntılar mutluluğa dönmektedir. Hastaya 1-2 ay boyunca kullanması gereken özel korseler de verilir.
Sonuç olarak, belki de ilk defa duyduğunuz ama çok yaygın lipodem hastalığı için biraz da olsa farkındalık oluşturduk. Belki de yıllarca kafanızda oluşan soru işaretlerine cevap bulmuşsunuzdur. 

Lipodem aslında tam olarak bu hasta yakınımızın tecrübesidir:

BACAK ŞİŞLİĞİ VARSA HERKES KAFANIZI KARIŞTIRIR

Hocam merhabalar. Annemin bacakları şiş ve sürekli ağrıdığını soyluyor 100 m zor yürütüyorum.  Annem ile vücut yapım birbirine çok benziyor. Üst bölgeden kolay kilo verip zor kilo alıyoruz, alt bölgelerden ise kolay kilo alıp zor kilo veriyoruz. Selülit benzeri görüntü ve şişlik bacaklarda mevcut. Kireçlenme ve bel fıtığı ile beraber ağrıları dayanılmaz hale geldi. Sizin lipödem ile ilgili yazınızı okuyunca lipödem olduğu çok açık. Çünkü tüm tanımlamalara uyuyordu. Su ana kadar fizik tedavi, kalp damar, genel cerrahi, dahiliye, romatoloji, ağrı bölümü, ortopedi bölümlerinin hepsine gittik. Çünkü 25 yıldır bu kadın bu ağrıları çekiyor. Gittiğimiz her doktor farklı şekillerde şeyler söyledi. Ortopedi "kireçlenme", romatoloji "romatizma", dahiliye "fil hastalığ"ı, fizik tedavi "lenf ödem", kalp damar "damar tıkanıklığı" dedi. Yıllarca farklı farklı ilaçlar kullanıldı. Ama ağrısı hiç kesilmedi gittikçe artmaya başladı. Sizin yazınızı okuyunca plastik cerraha gittim. "Lipodem degil mi" diye sordum "hayır" dedi.

"Kesinlikle lenfodem" dedi. Fizik tedaviye yönlendirdi.

Fizik tedaviye sordum "lipodem olabilir mi" diye, o da "hayır lenfodemdir" dedi. Tansiyon için kalp damara gittik, orda ilk defa bir hoca ben sormadan bu "kesinlikle lipodem" dedi. Fizik tedaviye tekrar sordum "lenfodem" yine dedi. Bizim bu konuda çok kafamız karıştı. Sadece ilaç tedavisi verdi ancak verdiği ilaçları aile hekiminde bir doktor önermiş, daha önce annem kullanmış fayda etmemiş. Bildiğim kadarıyla da tam tedavisi yokmuş. Hocam biz ne yapabiliriz? Sizin bu konuda öneriniz nedir? Ve size nereden ulaşabiliriz? Yer olarak Aydın'dayız. Gerekirse sizin yanınıza geliriz. 

Lipodem bir kilo alma hastalığı değildir. Bir obezite ve şişmanlık bulgusu değildir. Lipodem bir kılcal damar hastalığıdır. Ciltaltı kılcal damarların bozulmasına bağlı olarak cilt altında yağ birikmesi olayıdır. Bu yağlı bölge normal kilo alınmasına bağlı yağlanma değildir. Normal kilo alınınca veya normal şişmanlıkta, kişi diyet ve spor ile yağları eritebilir ama lipodem de kişi diyet de yapsa, spor da yapsa yağları eritemez. Ayrıca şişmanlıkta yağlı olan bölgeye elle bastırınca ağrı olmaz ama lipodem hastalığında, yağlı bölgeye elle bastırınca ağrı olur çünkü olay yağlanma değil, kılcal damar hastalığıdır. Bozuk kılcal damarına yapılan baskı acı yapar.

Lipodem daha çok bacaklarda olur ve bacakta şişlik ve ödem yapar. Adı üstünde LİPO ÖDEM yani yağa bağlı ödem oluşmasıdır. Bacakta ödem yapan birçok hastalık vardır. Bunların başında VARİS, venöz yetmezlik, iç VARİS, lenfödem, böbrek yetmezliği, kalp yetmezliği, allerji... gibi birçok neden vardır. Bacakta bu ödem çeşitlerini tam olarak bilinmemesi nedeniyle genelde sağlık kurumları bacakta ödem görünce hastaya VARİS ÇORABI vermektedirler. Oysa LİPODEM, bacakta ödem yapar ama KESİNLİKLE VARİS ÇORABI kullanılmamalıdır, faydasından çok zararı vardır. Zaten hasta giydikçe, VARİS çorabı bacağındaki acıları artırır. Yani LİPODEM hastasında VARİS ÇORABI KULLANILMAZ.

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün Özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

LİPODEM ve SELÜLİT HASTALIĞI ve LİPODEM TEDAVİSİ için ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız lütfen tıklayınız

LİPODEM TEDAVİSİ OLAN HASTALARIN yorumlarını görmek için lütfen tıklayınız  

İLETİŞİME geçmek ve RANDEVU almak için lütfen tıklayınız

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.