HUZURSUZ BACAKLARINIZ MI VAR?

Huzursuz bacaklar sendromu, uzun süreli yani kronik bir hastalıktır. Yani hastamız kendini bildiğinden beri bacakları ağrıyor, bacaklarında dolgunluk hissediyordur. Akşam yatağa yattığında bacaklarını hissediyor ve bacağını koyacak yer bulamıyordur. Neredeyse yorganı ile kavga halindedir. Bacaklarında sıcaklık hatta ateş hissediyordur. Huzursuz bacak hastalığı hem damar hem de sinir sistemi sorunu olarak bilinir.

Huzursuz Bacak Sendromu bacaklarda ortaya çıkan ağrı ve rahatsız edici bir his ile birlikte hareketle şikâyetlerin hafiflediği ya da geçtiği bir hastalıktır. Hastalığa dair ilk tanımlama, Thomas Willis (1685) tarafından yapılmış olup ayrı bir klinik sendrom olarak bildirilmesi ve özelliklerin belirlenmesi Karl Axel Ekbom (1945) tarafından olmuştur. Bu nedenle Huzursuz bacak sendromu aynı zamanda Ekbom sendromu olarak da bilinir. 

Huzursuz bacak sendromu, istirahatta ortaya çıkması, gece şiddetlenmesi, uykuyu dalma ve uykuyu sürdürmede sorun oluşturması bazen gün içinde uykululukla birlikte olması nedeni ile doğru tanı konulduğunda tedavi edilebilen kişinin yaşam kalitesinin artabileceği bir hastalıktır. Huzursuz bacak sendromu bulguları ile doktora başvuran hastaların çoğu orta ve ileri yaştadır. Ancak hastaların %35-45’inde şikâyetler 20 yaş öncesinde başlamaktadır. Erken yaşlarda belirtiler genellikle hafif seyirliyken, yaşla birlikte şiddetlenmekte ve 50-60 yaşlarında tedavi ihtiyacı ortaya çıkmaktadır. Demir eksikliği anemi, böbrek yetersizliği, nöropatiler, romatolojik hastalıklar ve gebelik gibi özel guruplarda görülme sıklığı artar. Huzursuz bacak sendromu ile psikiyatrik durumlar arasında kuvvetli bağlantılar vardır. Huzursuz bacak sendromu ve psikiyatrik hastalıkların birlikte görülme oranının %39 dur.

Huzursuz bacak sendromu 2 ye ayrılır:
1- Birincil (primer): Hastanın klinik, laboratuar ve görüntüleme testleri normaldir.
2- İkincil (sekonder): Testler bozuktur. Bu durumda hastada demir eksikliği anemisi, gebelik, böbrek yetersizlikleri, diabetus mellitus, romatolojik hastalıklar, nörolojik hastalıklar gibi durumlar yer almaktadır.

Huzursuz bacak sendromu, uzuvlardan, genellikle bacaklarda, ‘ürpertici ürkütücü’ his olarak tanımlanan, istirahatta ya da uyumaya çalıştığı zaman bacaklarının dayanılmaz dürtüsel hareketi, rahatsız edici duyumudur. Hastalar sıklıkla derilerinde karınca yürüme hissi bildirirler. Huzursuz bacağı olan hastalar bacaklarında ağrı da tarif edebilir.

Bu hastalar sadece huzursuzluk olan bacakların hareket ettirilmesi ya da yürümeyle şikâyetin hafiflediği ya da geçtiğini belirtirler. Huzursuz bacak olan hasta, hastalık başlangıç dönmelerinde akşam saatlerinde ortaya çıkıp gece kötüleşme eğilimlidir. Bu nedenle kişi dinlenirken ya da yatağında uzandığında bu his nedeniyle rahatsız olur. Bu döngü bazen saatlerce sürer, uykusuzlukla sonlanır.

Uykuda bölünme, uykusuzluk ile karşımıza çıkabilir, kişi gün içinde irritabl mood, ajitasyon, konsantrasyon güçlüğü yaşayabilir.

Toplumda sıktır ve özellikle kadınlarda daha çok görülür. Etrafımızdaki insanların %3-10 arasında gözlenir yani her 10 kişinin birinde bu hastalık vardır. Bu kadar sık görünmesine rağmen hastalığın tanınması zordur. Hasta ayaklarını ve bacağını sürekli olarak hareket ettirme isteğinde bulunur. Bacaklarını devamlı hareket ettirir. Düz durursa kendisinin bile tarif edemediği içerden gelen rahatsız hislerle dolar. Bacaklarda hareket ettirme isteği ve çoğu hastada bununla birlikte derinden gelen hasta tarafından tanımlanması güç rahatsız edici hislerle karakterizedir. Hareketsiz kalınca ve geceleri ortaya çıkar ya da geceleri gündüze göre daha belirgindir. Hastanın şikayetleri hemen her zaman her iki bacağında birden olur, hastalık ilerlerse kollara da yayılabilir. 

 

Huzursuz bacak sendromu ile en çok karıştırılan hastalık Fibromiyaljidir. Bu iki hastalığı ayırmak için çok tecrübeli olmak gerekir. Bu hastalıklar birbirinden ayrılmalıdır çünkü huzursuz bacak sendromu ile fibromiyaljinin tedavileri  farklıdır. Bu hastalığın tedavisine geçmeden önce bu hastalığın tanınması ve tedavisininde niye zorlanıldığı hakkında Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün analizini okuyalım:
 
Huzursuz bacaklar hastalığı ve Fibromiyalji gibi hastalıkların tedavisini yapıyoruz ve sonuçlarımız çok iyi. Sorun şu ki bu hastalar bize gelmeden önce yıllarca bir çok doktora gitmiş fakat tedavi olamamış hatta hastalığının ismini bile hastaya söyleyememişler. Bunun en önemli nedeni doktorun hasta ile yakın ilişki kurmaması ve hasta ve hasta yakınlarından detaylı bilgi almamasıdır.

Doktorlarda haklı olarak bazen, hasta veya yakınlarıyla iletişim kuramamaktadır. Bu tip hastalara ZOR HASTA denir. Aslında tedavisi kolaydır ama hastanın kendisi de bazen zorluk çıkarır. Huzursuz bacak veya fibromiyalji hastaları birazcık da olsa bu gruba girerler. Belki de yıllarca çektikleri ve hala tedavi edilmemiş rahatsızlıkları onları bu duruma getirmiştir.

Yani en önemli tanı ve tedavi yöntemi hasta ile hekim arasındaki iletişimdir.

HUZURSUZ BACAK TANISI KOYMAK İÇİN GEREKLİ ŞİKAYET VE BULGULAR NELERDİR?

1- Bacaklarda rahatsız edici veya hoş olmayan hisler sebebiyle veya bu hislerle birlikte bacakları hareket ettirme ihtiyacı
2- Hareket ettirme ihtiyacı veya rahatsız edici hisler istirahatte başlar veya kötüleşir
3- Yürüyünce veya bacaklar gerilince şikayetler azalır veya geçer
4- Şikayetler akşam ve gece ortaya çıkar
5- Yukarıdaki şikayetleri açıklayacak başka bir hastalık (miyalji, varis, bacak ödemi, venöz yetmezlik, bacak krampları…) olmamalıdır
Yukarıda sayılan bu şikayetler haftada en az 3 gün ve en az busüre 3 ay sürmelidir ki hastalık tanısı konabilsin.

HUZURSUZ BACAK TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Öncelikle hastanın yatak odasının sıcaklığı normal olmalıdır. Ayrıca hastanın rahat pijamalar kullanılması, aynı saatte uyuyup aynı saate uyanma, gündüz mümkün olduğunca uyumama, düzenli bir uyku uyanıklık döngüsünün oluşturulması gerekir.
Hastalığın şikayetlerini şiddetlendirdiği bilinen allerji giderici ve beyinde dopamin düşürücü ilaçlardan uzak durulmalıdır.
Günlük en az 45 dakika egzersiz yapılmalı, en az 10 bardak su içilmelidir.
İlaç tedavisi için vücutta dopamin düzeyini artırıcı ilaçlar kullanılır: Pramipeksol, Rotigotin, Ropinirol.
Pramipeksol 0.125-0.75 mg/gün dozunda, 3-12 hafta süresince, yatmadan 2-3 saat önce uygulanır.
Ropinirol 0.4-6 mg/gün 4-12 hafta süresince, yatmadan 1-3 saat önce kullanılır.
İlaçlara yanıt vermeyen dirençli huzursuz bacak sendromu hastalarda şikayetler de çok ise metadone (5-40 mg) kullanılabilir. Kodein (30-60 mg) veya tramadol (50-400 mg) bu grupta kullanılan ilaçlardandır. Ancak bağımlılık gelişme riski nedeni ile dikkat etmek gerekir.
Karbamazapin ve gabapentin de tedaviye eklenebilir. Gabapentin, özellikle hafif şiddetteki, ağrılı olarak algılanan, ağrılı nöropatinin eşlik ettiği hastalarda iyi bir ilaçtır. 300-1200 mg arasında 6 haftalık tedaviyle anlamlı bir düzelme olduğu saptanmıştır. Tedaviye 200 m g/gün C vitamini +400 m g/gün E vitamini eklendiğinde hastanın şikayetlerinde belirgin düzelme olduğu da gözlenmiştir.
Psikiyatrik hastalık birlikteliği HBS hastalarının tedavisini güçleştirebilir, tedavi yanıtının daha az olmasına neden olabilir. Yeterli tedavi sonrasında ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu gibi bulgular devam ediyorsa psikiyatrik bozukluk birlikteliği düşünülerek tedaviye yön verilebileceği belirtilmektedir. Günümüzde, diğer ilaçlarla şikayetlerin düzelmesine rağmen insomnia yani UYKUSUZLUK kalıcı hale geldiyse, benzodiazepinlerin tedaviye eklenmesi önerilmektedir. Klonazepam 0.5-4 mg/gün en çok tercih edilse de etkinliği gösterilmemiştir. Ancak benzodiazepinlerin 1 aydan daha uzun süreli kullanımında bağımlılık ve etkilerine tolerans gelişebilir.

Varis İç Varis Venöz Yetmezlik Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız

Varis hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.