Anti Ageing

DERİNİN YAŞLANMASI VE YAŞLI DERİ

yallk_krklk_antiageing_ve_deri_bulgular.jpg

 

Gelişmekte olan ülkelerde sağlıklı beslenmeye ilginin artması, modern tıpta gelişme, teknolojinin ilerlemesi, yaşam standartlarında ve ekonomide iyileşme gibi etkenler beklenen yaşam süresinin uzamasına katkıda bulunarak toplumda yaşlı nüfus oranında artışa neden olmaktadır. Türkiye'de son yıllarda 65 yaş üstü bireylerin toplam nüfus içindeki oranı diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hız ile artmaktadır. Türkiye genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi erkeklerde 73.7, kadınlarda 79.4 olmak üzere ortalama 76.3  yıldır. Ayrıca istatistiki veriler Türkiye'de evde bakım hizmetinden yararlanan yaşlı birey sayısının her yıl giderek artmakta olduğunu göstermektedir. Beklenen yaşam süresinin uzaması her ne kadar olumlu bir gelişme ise de yaş ilerledikçe ultraviyole (UV), iyonizan radyasyon ve diğer çevresel faktörlerin kümülatif etkisinin artmasıyla yaşa bağlı vücut değişiklikleri ve sağlık sorunları ile daha sık karşılaşılmakta ve yaşlı bireylerde görülen hastalıkların tanı ve tedavisi konusu giderek önem kazanmaktadır.

Yaşla beraber deride hem morfolojik hem de fizyolojik bir çok değişiklik meydana geldiğinden erişkin ve genç nüfusla karşılaştırıldığında geriatrik hastalardaki deri problemleri bazı değişiklikler göstermektedir. Geriatrik bireylerdeki dermatolojik problemler kuruluk, atrofi ve kırışıklık gibi yaşlanmaya bağlı fizyolojik deri bulgularından egzematöz dermatitler, neoplastik deri tümörleri, paraneoplastik deri hastalıkları ve deri enfeksiyonları gibi patolojik cilt değişikliklerine kadar geniş bir spektrumu içermektedir.  Deri hastalıkları yaşlı bireylerde yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemekte ve altta yatan sistemik  hastalıklar söz konusu olduğunda önemli hastalıklara neden olmaktadır. Ayrıca derinin yaşlanmaya ve altta yatan hastalıklara bağlı değişikliklerin en rahat gözlenebildiği organ olması ve bu bireylerdeki cilt problemlerinin önemli bir kısmının altta yatan sistemik hastalıklara bağlı olması gerontolojik dermatolojinin önemini vurgulamaktadır. Buna örnek olarak diyabetin mantarlara yol açması, hiperkolesteroleminin ksantom oluşumu ve ilaca bağlı deri reaksiyonlarını arttırması, kronik obstrüktif akciğer hastalığında senil purpura görülmesi ve hipotiroidizmin varikoz ven ve telojen effluvium oluşumuna yatkınlık oluşturması verilebilir. Yaşlı bireylerde azalmış fiziksel aktivite, eşlik eden kronik hastalıklar ve bu hastalıklar için kullanılan ilaçlar deri hastalıklarına zemin hazırlayan faktörler arasındadır. Özellikle ateroskleroz, diyabet, konjestif kalp yetmezliği ve HIV enfeksiyonu gibi immün cevabı ya da vaskülarizasyonu etkileyen hastalıklar deri üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Ayrıca bu yaş grubunda sık görülen çoklu ilaç kullanımı ilaç erüpsiyonlarının daha sık görülmesine ve diğer deri hastalıklarıyla karıştırılmasına neden olmaktadır. Yine yaşla beraber immün sistem işleyişindeki bozulmalar zona zoster gibi latent virüs aktivasyonları dışında otoimün deri hastalıklarına da  zemin hazırlamaktadır. Bütün bunlara ek olarak yaşlı bireylerde kişisel özenin azalması da cilt problemleri ve hastalıklarının oluşmasına katkıda bulunmaktadır.

bakrky_en_iyi_sellit_varis_tedavisi_gbek_eritilmesi.jpg

Geriatrik hastalarda karşılaşılan deri hastalıklarına tanı konulması, bu hastalıkların sağaltımı ve en önemlisi bazılarının önlenmesi açısından klinisyenlerin ya da evde bakım sağlayan personelin öncelikle yaşla beraber görülen deri değişikliklerini ve mekanizmasını iyi kavraması gerekmektedir. Tedavi ve hastalıkları önleyici yaklaşımlar planlanırken bu yaş grubunda bilişsel ve fiziksel fonksiyonlarda aksaklıklarla karşılaşılabileceği unutulmamalı ve hastanın sosyoekonomik durumu gözönünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla son yıllarda geriatrik dermatolojinin dermatoloji içinde ayrı bir altbirim olarak ele alınarak bu yaş grubundaki dermatolojik problemlerin önlenmesi, deri hastalıklarına erken tanı konulması ve yaşa uygun etkin ve güvenli tedavi verilmesi önerilmiştir.    

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.