Damar Hastalıkları

DAMAR HASTALIĞINIZ MI VAR?

"Merhaba Ahmet Bey,
Hastalığın tanımı ile ilgi yazdığınız bu yararlı bilgiler için öncelikle teşekkür ederim. Biraz uzun yazacağım ama bunun sebebi buraya yazdıklarınız değil yazmadıklarınız. Hastalığın teşhisinde doktorun önce bu hastalıktan şüphelenmesi gerektiğini belirtmişsiniz ve bu gerçekten çok doğru bir ifade olmuş. Ben yaklaşık 11-12 yaşımda başlamıştım kolumun ağrıdığını söylemeye ve ne yazık ki çocuk olduğum için herkes okula gitmemek için bahane uydurduğumu düşündüğünden hiçbir doktor beni tam olarak ciddiye alıp düzgünce muayene etmemişti. Daha sonra lise çağlarımda röntgen, tomografi vb çekildi ama boyun fıtığı veya düzleşmesi olabilir düşüncesiyle bakıldığı için yine anlaşılmadı. Yaşım daha da büyüdükçe gitgide hayatimi etkiledi ve hiçbir spor etkinliği yapamaz oldum. Derken yıllar geçti ve ben yüzemiyordum. Bana yüzme öğretmeye çalıştıklarında 3 kulaçtan fazla atamadığım için kızıyorlardı ama konu yüzme bilmemem değil yüzemememdi. Yaklaşık 2 gün sonra aşırı şekilde kolumda sancı hissettim ve beni hemen acile götürdüler. Tansiyonumu ölçmeye çalıştıklarında ise öldüğümü söylediler çünkü kolumda hiç nabız yoktu. Sonrası malum anjiyo oldum, %90 oranında tıkanıklık ve hemen ameliyat. Ameliyat eden doktorlar inanın sebebini bilmeden ameliyat ettiler. Neden tıkandığını sorduğumuzda oradaki kaslar baskı yaptığı için deyip savuşturdular. Neyse ameliyattan hemen sonra şikayetlerim azalmadı, aynı kaldı çünkü taktıkları yapay damarda ne yazık ki tıkandı. Ancak ben bir daha ameliyat olmayı istemedim. 2006 yılında oldum ameliyatı ve hala 2. ameliyatı olmak istemiyorum. Ameliyatımı yapan doktorların hiçbirinden hastalığımın ne olduğunu öğrenemedik ve ben bu sebeple normal bir damar tıkanıklığıymış gibi davranmaya ve ona göre yaşamaya devam ettim. Derken 3 yıl kadar masa başı iş de çalıştığım için artık boyun fıtığım da olmuştu. Artık kolumda daha farklı şeyler olmaya başladı. Karıncalanma ve batmalar. Hocam İstanbul’da Anadolu yakasının tüm hastaneleri gezdim ve hepsi fıtık dedi. Lakin artık biliyorum ki fıtık bazı parmakları etkiliyor bazılarını değil. Benim sol elimin serçe, yüzük ve orta parmağı uyuşuyordu. Fıtık deyip geçiştirilmemin yaklaşık 1 yıl sonrasında bir gece uykumda dönerken inanılmaz bir şekilde bir acıyla uyandım. Sol kolumun dirsekten aşağısı (kolumun tümü değil sadece dirsekten alt tarafa doğru ve serçe yüzük ve orta parmağı etkileyecek hizaya kadar olan kısmında) sanki iğne dolu bir kutunun içinde sıkıştırılıyor gibi batıyor ve ayni zamanda da kaynar su dökmüşler gibi yanıyordu. Buna ilave olarak da inanılmaz terliyordu. Tüm bu belirtilerle birlikte gezdiğim hiçbir hastane ve doktor yine teşhis koyamadı. En sonunda (adını vermeyeceğim çünkü tek amacı para olan bir doktordu ama olsun yine de teşhis koydu) bir doktor teşhis koydu ve sadece fizik tedavi gördüm. Bugüne kadar da hala ara sıra atak geçiriyorum. Bu yanma ve batmalar ile başa çıkmayı öğrendim ve sebep olacak hareketlerden kaçınıyorum. Sizin bu yazıya yazmadığınız şey ise sadece güç kaybı, nabızda yavaşlama veya diğerleri değil benim ki gibi olan durumlarda inanılmaz batma ve yanma acısı. Çok uzun yazdığım için özür dilerim. Biz hastalar severiz hikayeleştirmeyi ama benim durumumda maalesef meslektaşlarınız uzun yıllar şüphelenmedikleri için inanılmaz acılar çektim ve umarım siz okurken acı çekmezsiniz. teşekkürler ve iyi çalışmalar dilerim. İyi günler."

Vücudumuzun en değerli organı DAMARLARIMIZDIR. Halbuki biz şimdiye kadar KALP, BEYİN .. gibi organlarımızı en değerli organ olarak biliyorduk. Aslında kimin hangi organında sorun varsa onun için en değerli organ o'dur. Örneğin, diş ağrısından uyuyamayan biri için o andaki en önemli organ dişi, bacağında huzursuzluk veya ödem olan için en önemlisi bacağıdır. Peki biz niye en önemli organımız damarlarımızdır, diyoruz?

Çünkü vücudumuzdaki her hücreyi, her dokuyu ve her organı hayatta tutan sistem damar sistemidir. Beynimizi besleyen, ona yaşam kaynağı olarak kanı getiren, kalbimizi çalıştıran ve her dakika 60-100 arası atmasını sağlayan yaşam kaynağı kanı oraya getiren damarlarımızdır. Dahası sıkı durun, belki de hiç duymadınız:

DAMARI besleyen DAMARLARCIKLAR (vazo vazorum) da vardır.

Yani hayatın en temel yapısı DAMAR dır.

Sigara bırakılmadan damar tedavisi eksik kalır. Tüm hastalar da bunun bilincinde ama SİGARAYI BIRAKAMIYORLAR. Bu nedenle damar tedavisi sırasında hastalarımıza TEK SEANSLIK (yaklaşık 1 saat) GERONTOLOJİK BİYOREZONANS yapıyoruz ve hasta hem sigarayı bırakıyor, hem de damar tıkanıklığı tedavisi veya ameliyatı sonrası TEKRAR TIKANMA riski en aza iniyor. Yani damar tıkanıklığını bir kez AÇMAK YETMEZ, TEKRAR TIKANMASINI DA ÖNLÜYORUZ.

Zaten yaşlanma ve yaşlılık da bir damar sorunudur.  Önce damarları besleyen damarcıklar (vazo vazorum) bozulur. Yani zaman ilerledikçe vazo vazorum'lar tıkanır sonra bu damarcıkların beslediği damarlarda bozukluk başlar. İşte bu da damarların suladığı veya beslediği doku bozulur. Önce vücudun en zayıf yerinde başlar bu değişim, örneğin yüz cildinde kırışıklık, el sırtındaki deride lekelenmeler, eklemlerde hareket kısıtlılığı, bacaklarda ağrılar, tansiyon yükselmeleri, pankreas etkilenmesiyle şeker hastalığına meyil, yağ yakma hücrelerinin bozulmasıyla kilo artışı... gibi yaşlılık bulguları başlar.

Şimdi dikkat!

Damar hastalıklarında 2 tür sıkıntı oluşuyor:

1-      Herkesin bildiği ve yaşadığı:

a.       Damar tıkanmaları

b.       Damar genişlemeleri ve anevrizmaları (balonlaşması)

c.       Damar yırtılması

d.       Damar iltihabı 

e.       Doğuştan damar yokluğu

f.       Damarların tümörleri ve kanserleri 

Bu tip rahatsızlıkların tanısı ve tedavisi rutin olarak zaten yapılıyor. Bu konuyla Kalp ve Damar Cerrahları ilgileniyor.

2-   Henüz bilinmeyen ve ilgilenilmeyen DAMARCIKLARIN (vazo vazorum'ların) bozulması.

İşte bu 2. Durum çok farklı bir bakış açısı gerektiriyor. Ana damarların hastalanmasından önce bozulan bu damarcıkların tespiti ve tedavisi ile artık daha büyük bir hastalığın gelişmesi önleniyor. Bu konu ise halen hiçbir tıp branşının ilgilenmediği bir konu. Yalnızca Gerontoloji yani Sağlıklı Yaşlanma Bölümünde Anti-Ageing projeleri yapanlar var ve bu ekibin başında kim var?

İşte Türkiye hatta Dünya'da hem Kalp ve Damar Cerrahı olup damarların her türlü sorununu çözen hem de Gerontoloji Profesörü olup Anti-Ageing ile çalışmaları olup Damarcıkların durumunu inceleyip hastalıkları daha oluşmadan önleyen ilk ve tek uzman Prof. Dr. Ahmet AKGÜL 'dür.

Düşünün bir kere, bacağınızdaki damarda tıkanıklık var veya karın içindeki damarda balonlaşma veya kalpten çıkan ana damarda anevrizma veya kolunuzdaki diyaliz fistülünde tıkanma veya şak damarınızda darlık veya doğuştan bir damarınızın yokluğu.... Mevcut ve bir sağlık kurumuna gittiniz.

Hastanın tanısı konuldu ve sıkıntısı olan damara işlem yapıldı ve taburcu oldunuz. Sizi taburcu ettiler. Gerçekten şifa ile taburcu olduk mu? Yalnızca sorunu olan damarın tedavisi acaba yeterli mi? 5-10 cm lik bir damar bölümünün çıkarılması, onarılması, açılması yeterli mi? Binlerce kilometrelik uzunluğa sahip insan damarlarının tedavisi yalnızca 5-10 cm mi? Tüm damar sistemi birbirine bağlı iken ve ilk olarak en zayıf bölgede hastalık ortaya çıktığına göre kalan damar sisteminde hastalığın tekrarlamayacağı garanti mi? Her yaş gurubunda aynı tedaviyi yapmak ne kadar yeterli?

İşte cevaplanması gereken birçok soru var. Bir örnek verelim:

75 yaşında bir hastaya damar tıkanıklığı için ameliyat yapıldı ve yapay damar takıldı ve taburcu olurken ilaçlar verildi. 30 yaşında bir hastaya da damar genişlemesi nedeniyle ameliyat yapıldı ve yapay damar takıldı ve ilaçlar verildi. Her iki hastanın ilaçlarına bakınca neredeyse aynı ilaçlar.

Peki aynı mı olmalı bu ilaçlar?

Kalp ve Damar Ameliyatı yapılan hastalara başka bir hastalık yoksa genelde verilen tedavi şu şekildedir:

1- Kan sulandırıcı

2- Kan inceltici

2- Aspirin

3- Kolesterol ilacı

Hasta kaç yaşında olursa olsun bu tip ilaçlar verilir. Peki biliyor musunuz ki 65 yaşından sonra verilen kolesterol ilacı yarardan çok zarar sağlar? Bu yanlışlıkların nedeni Ameliyatı veya tedaviyi yapanların Gerontolojik takibi bilmemeleridir. Yaşlanma ve kalp damar yaşlılığı konusu için Gerontoloji bilinmelidir. Yani yaşlanma teorileri ve bilimi gereklidir.

70 yaşındaki bir hastanın yalnızca birkaç santimlik Damarı değiştirilmesi veya kalp ameliyatı Hastanın kalp ve damar sağlığının tekrar iyi duruma gelmesi için yetmez, çünkü damarlar bir ağaç dalı gibi birbirine bağlıdır. Dallarda ağacın gövdesine bağlıdır. Bir dalda sorun oldu mu, tüm ağaç gözden geçirilmeli ve tedavi edilmelidir.  Bahçenizdeki ağacın bir dalında çürüme varsa yalnızca o dal tedavi edilmez, tüm ağaç ve özellikle gövdesi de tedavi edilir ve ilaçlanır. O nedenle damar veya varis sorunları varsa kesinlikle aktif olarak kalp ameliyatı da yapan uzmana gidiniz, çünkü bu ağaç dallarının bağlandığı yer ağacın gövdesidir, damarların bağlandığı yer de kalbimizdir. 

Unutmayın, damarı besleyen de damarlar vardır.

Sizi tedavi edenler diğer damarlarınıza baktı mı, damar yaşınız  ölçüldü mü? 

Lütfen vücudumuzun en değerli organını korurken ve tedavi ettirirken bunları düşünün. Yoksa tedavi olsanız veya ameliyat olsanız hatta ameliyat öncesi ve sonrasında avuç dolusu kadar ilaçlar alsanız bile yine damar sorunlarınız devam eder. 

Damar hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış, bu bacak kesilir"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.