VARİS VE VENÖZ YETMEZLİK HASTALARINDA HANGİ ŞİKAYET VE BELİRTİLER GÖRÜLÜR?

Hastalarda temel olarak 2 ye ayrılan şikayetler olur. Bu şikayetler birlikte de görülebilirler, ayrı ayrı da ve şikayetler yaz ayında ve sıcak ortamlarda artar:

Kozmetik / Estetik Bulgular: 

Ciltte deriden kabarık olan ve/veya olmayan mavi, yeşil, kırmızı renkte damarlar belirir. Özellikle ilk olarak ayak iç topuğunun etrafında sıktır. Daha sonra kılcal olan bu damarlar büyüyüp başka yerlerde de ortaya çıkar. Bacakta örümcek ağına benzer kılcal damarlar gözlenir. Daha ileri aşamalarda damarlar genişleyip kalem kalınlığında deriden kabarık hale gelir.

Tıbbi Bulgular:

Estetik görüntüler ortaya çıkmadan veya ortaya çıktıktan sonra da görülebilir. Kaşıntı, ağrı, kramp, huzursuz bacak hissi görülebilir. Bu şikayetler özellikle akşamları artar. Bacakta ödem ve şişlik başlar. Bu şişlik ilk olarak ayak bileğinde ortaya çıkar. Hasta günler geçtikçe ayakkabıların sıktığından şikayetçi olur.Geceleri bacakta sıcaklık artışı ve ateş basması şikayetleri oluşur. Hastalar bu dönemde uygun tedavi edilmezse 4 önemli sorun ortaya çıkar;

  • Varisli damarın iltihabı (Tromboflebit)
  • Varisli damarın tıkanması (Derin ven trombozu, DVT)
  • Varis yarası
  • Varisli damarın deriye açılması ve kanama

1- KAŞINTI

Gizli varis hastalığının en önemli şikayetlerinden birisidir. hastanın bacaklarında yaygın bir kaşıntı vardır ama nedenini hem kendisi hem de doktoru bulamaz. işte bu hastalara en iyi tanı yöntemi ayakta dururken yapılacak olan renki Dopler Ultrason tetkikidir. Bu hastalarda genellikle dıştan görünmese bile içeride iç varis yani toplardamar kapak yetmezliği ve reflüsü vardır.

Ayrıca kaşıntı;

bacakta_i_varis_ve_venz_yetmezlie_bal_kant.jpg


Özellikle yaşlı bireylerde kaşıntı şikayeti sık rastlanmakta olup çeşitli çalışmalarda sıklığı % 8,8 ila % 32 arasında değişmektedir. 65 yaş üstü bireylerde kaşıntı şikayetine rastlama riskinin 3 kat arttığını belirtmiştir. Kronik kaşıntıya deri kuruluğu ve hastalığı eşlik edebilmektedir. Ayrıca kronik kaşıntısı olan yaşlı bireylerde başka hastalıkların oluşma riski sıktır. Diyabet, varis ve kronik venöz yetmezlik sık rastlanan ek hastalıklardandır. Ayrıca kronik kaşıntı kişinin genel sağlık durumu bozukluğu ile ilişkili olup hayat kalitesini olumsuz etkilemektedir. 

 

KAŞINTININ MUAYENE İLE ANLAŞILMASI

Hastalarda genel bulguların değerlendirilmesi önemli olup ateş varlığı enfeksiyon gibi nedenlere işaret edebilir. Kronik kaşıntı semptomu olan yaşlı bireylerin değerlendirilmesinde önemli basamaklardan biri de kaşıntıya deri lezyonunun eşlik edip etmediğinin belirlenmesidir. Çoğu yaşlı bireylerde kaşıntıya deri lezyonu eşlik etmekle birlikte deri lezyonunun eşlik etmediği kronik kaşıntılar özel araştırma gerektirmektedir. Deri lezyonun eşlik etmediği kronik kaşıntı nedenleri çok sayıda olup yukarıda ayrıntılı biçimde anlatılmıştır. Özgün bir deri hastalığının olmadığı bireylerde bile sıklıkla kaşıntıya bağlı deride pullanma yani ekskoriyasyon, likenifikasyon, renk değişikliği hatta egzema deri değişiklikleri olabileceğinden bunların deri hastalığı olarak yanlış tanı almaması önemlidir.

Deri lezyonu bulunan hastalarda özel bir deri hastalığı tanısı koymakta güçlük çekiliyorsa deri biyopsisine ve gerekirse direk immünflöresan yöntemine (özelikle büllöz hastalıklarda) başvurmalıdır.

Hastanın derisine dokunulunca enfeksiyona bağlı ısı artışının veya derinin elastikiyeti değerlendirmesiyle deride kuruluk olup olmadığı bakılabilir. Dermografizm muayenesi derinin sert ve künt bir obje ile lineer tarzda çizilmesi sonrası çizilen doğrultuda kırmızı kabarıklık oluşup oluşmadığının değerlendirilmesidir. Kabarıklık oluşması dermografizmin pozitif olduğu anlamına gelir ve derinin aşırı hassasiyetini, hafif travmaya bile histamin salındığını gösterir.Fizik muayenede tırnak ve saçlı derinin incelenmesi altta yatan dermatolojik ya da sistemik hastalık açısından ipucu verebilir. Bunun dışında dermatolojik muayene altta yatan sistemik hastalık açısından da ipucu verebilir. Örnek olarak sarılık kolestaza bağlı, peteşiler hematolojik malignensiye bağlı kaşıntıyı düşündürebilir. Ayrıca organomegali olup olmadığının değerlendirilmesi için karın muayenesi ve lenfadenopati açısından lenf nodlarının muayenesi unutulmamalıdır.  Daha önce belirtildiği gibi senil pruritus tanısı koymadan önce mutlaka olası sistemik nedenler ekarte edilmeli ve gerekli hastalarda kan tetkiklerine ve görüntüleme yöntemlerine başvurmalıdır.

KAŞINTI İÇİN YAPILAN LABORATUVAR TESTLERİ

Bazı yazarlar ilk vizitte laboratuvar tetkiklerinin gerek olmayabileceğini savunmakta ve derideki kuruluk yani kserozise yönelik ampirik tedavi sonrası yanıt alınamayan hastalarda sistemik hastalıklar açısından tetkik yapılmasını önermektedir. İlk laboratuvar değerlendirmelerinde böbrek fonksiyon testleri, karaciğer fonksiyon testleri, tiroid fonksiyon testleri, tam kan sayımı, periferik yayma, sedimentasyon, CRP, hepatit C tetkiki, serum kalsiyum, glukoz, demir ve ferritin önerilmektedir. Bazı yazarlar tarama testlerine göğüs grafisini, yaşa uygun tümör belirteçlerini, immünglobülinleri ve büyük abdestte parazit tetkiklerini de eklemektedir. Protein elektroforezi ve idrar tetkikinin ilk taramada yapılmasını öneren yazarlar da vardır. Tam kan sayımı enfeksiyona, karaciğer testleri bozukluğu safra yollarında tıkanmaya  ya da diğer karaciğere bağlı kaşıntılara, sedimentasyon yüksekliği bağışıklığa bağlı hastalıklara ya da kansere işaret edebilir.

Kan testlerinde tespit edilen eozinofil yüksekliği,  altta yatan kanser, parazit enfeksiyon göstergesi olabilir. Egzema deri lezyonlarının allerjik kaynaklı olup olmadığının anlaşılması için yama (patch) test veya fototest gerekebilir. Kaşıntı dermatom sahasını içeriyor ya da semptomlar ve bulgular nöropatik kaşıntıyı düşündürüyorsa MR gibi tetkikler yapılabilir. Klinik şüphe durumunda abdominal USG, serum protein elektroforezi, gayta tetkiki, tomografi, HIV serolojisi gibi ileri tetkikler istenebilir. Kaşıntı ile kanser ilişkisi yukarda anlatılmış olup hangi hastalarda ayrıntılı tetkikler yapılacağı semptom ve bulgulara göre karar verilmelidir. Son olarak birçok yaşlı hastada kaşıntıya neden olabilecek birden fazla faktörün bir arada bulunabileceği dolayısıyla tüm bunlara yönelik önlemler alınması ve tedavi verilmesi gerekebileceği unutulmamalıdır.

KAŞINTI TEDAVİSİ 

Bazı bireylerde tedaviye uyumu güçleştiren bilişsel ve fiziksel fonksiyonlarda kısıtlama sık olduğundan kaşıntı tedavisi zorlu olabilmektedir. Tedaviyi planlarken hastanın bilişsel ve fiziksel fonksiyon kapasitesi iyi değerlendirilmeli, eşlik eden sistemik hastalıklar göz önünde bulundurulmalı ve bu hastalarda çoklu ilaç kullanımı nedeni ile olası ilaç etkileşimleri ve verilecek olan tedavilerin yan etkileri önceden hesaplanmalıdır.

HASTA EĞİTİMİ 

Öncelikle hasta eğitimi önemli olup kaşıma hareketinin deride inflamasyon yani yangı  cevabına neden olduğu ve bu kısır döngüyü yenmek için mümkün oldukça kaşıma hareketinden kaçınmaları gerektiği anlatılmalıdır. Genel önlemler, deriyi onarma ve nemlendirmeDİR. Kaşıntıların önemli bir kısmında altta yatan neden derinin kuruluğu yani kserozistir. Bazı doktorlar (Prof. Dr. Ahmet Akgül'de aynı görüştedir) kserozis bulgularının her zaman muayenede fark edilemediğini ve her kaşıntılı hastada deri kuruluğuna yönelik önlemler alınması gerektiğini savunmaktadır.

Yine egzematöz deri lezyonları ile seyreden kaşıntılı durumlarda altta yatan nedenin deri bariyer bütünlüğünde bozulma olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla yaşlılarda ve özellikle kserozisin eşlik durumlarda kaşıntı tedavisinin en önemli basamaklarından biri nemlendiriciler ve bariyer onarıcı kremlerdir. Bu bölgesel olarak kullanılan merhemler, deriden su kaybını azaltarak ve deriye uyarıcı maddelerin geçişini  engelleyerek kaşıntıyı yatıştırmaktadır. Düzenli olarak ve özellikle banyo sonrası, tercihen düşük ph' ya sahip nemlendiriciler ve bariyer onarıcılar kullanılmalıdır.

Üre doğal bir nemlendirici olup kserozis, atopik dermatit, egzema, kontakt dermatit, psoriasis gibi kaşıntılı hastalıklarda etkili bulunmuştur. Bu nedenle düşük ph'ya sahip krem ve nemlendiricilerin derideki asiditeyi idame ettirmelerinin dışında proteaz aktvitesini baskılayarak kaşıntı şikayetlerini azalttıkları düşünülmektedir.

Tırnaklar kaşıntıya bağlı komplikasyonları azaltmak için kısa tutulmalı, kışın ortam nemlendiriciler yazın ise klima kullanılmalı, banyo süresi kısa tutulmalı ve deri kuruluğunu önlemek için sıcak su yerine ılık su tercih edilmeli, alkol ve yüksek ph içerikli temizleyiciler ve bölgesel ilaçlardan kaçınılmalı. Sıcak ortamın kaşıntı hissini artırdığı unutulmamalı. Ayrıca ince bol giysiler giymek ve tahriş edici kumaşlardan yapılmış kıyafetlerden uzak durmak kaşıntı hissini azaltmaktadır.

BÖLGESEL TEDAVİLER (KREMLER, POMADLAR, MERHEMLER)

Kortikosteroidler ve steroid içeren ilaçlar

Kortikosteroidlerin direk kaşıntı giderici etkileri olmamakla birlikte özellikle yüksek  streoidli kremler inflamsyonu önleyici etkileri ile kaşıntı şikayetlerinin gerilemesine yardımcı olmaktadır. Ancak yüksek dozda steroidlerin özellikle yaşlı hastalarda uzun dönem kullanımında deri incelmesi, kılcal damar oluşumu, varis oluşumu, telenjiektazi oluşumu riskleri vardır.

Bölgesel kullanılan bağışıklık bastırıcı ilaçlar

Atopik dermatite bağlı kaşıntılarda etkilidir.

Mentol

Mentol bitkisel kaynaklı bir siklik terpen alkolü olup %1-3 konsantrasyonda kaşıntı giderici olarak kullanılmaktadır. Deride serinleme hissine ve kaşıntının azalmasına yardımcı olmaktadır. Yan etkisi yok denecek kadar azdır.

Bölgesel kullanılan aneztezik ilaçlar

Hemodiyaliz hastalarında olan kaşıntılarda etkilidir. Ayrıca dermatit, egzema ve sedef hastalarındaki kaşıntıda etkilidir.

Kapsaisin içeren kremler

Kapsaisin içeren kremler ağrı ve kaşıntı uyarısının iletiminde önemli rolü olan TRPV1 reseptörünü aktive ettiği gösterilmiş ve özellikle yaşlı bireylerde sık görülen nevralji, ve sinir hasraına bağlı kaşıntılarda kullanılır.

Kannabinoid içeren pomadlar

Kannabinoidler derideki duyusal sinir uçlarındaki CB1 ve CB2 reseptörlerine bağlanarak kaşıntı giderici etki göstermektedirler.

Çeşitli çalışmalarda N-palmitol-etanolamin (PEA)' nin hemodiyaliz235, atopik dermatit236 ve diğer nedenlerle oluşan kronik kaşıntıda237 etkili olduğu bildirilmiştir.

Allerji giderici merhemler

Allerji giderici merhemler özellikle sinek ısırıkları ve yanıklara bağlı kaşıntılarda sıklıkla kullanılmaktadır.

Allerji giderici olmalarına rağmen bu merhemler allerjik ya da fotoallerjik dermatite neden olabildiği bilindiğinden, atopik dermatit gibi hastalıklardaki kaşıntılarda ve yaşlılarda görülen kaşıntılarda kullanılması önerilmemektedir.

Salisilik asit içeren pomadlar

Keratolitik yani deri kalınlaşmasını azaltmasından dolayı kaşıntısı olan hastalarda kullanılabilir.

Kadife Fasülyesi

Bu bitkinin merhemi kaşıntı tedavisinde etkili olduğu bildirilmiştir.

Ağızdan alınan ilaçlar

Allerji giderici ilaçlar (Antihistaminik ilaçlar)

Histamin, vücutta kaşıntıya neden olan enzimdir. Bu enzimin etkisini azaltan ilaçlar kaşıntı tedavisinde kullanılabilirler. Ayrıca son yıllarda kaşıntıyı oluşturan histamin dışında bir çok enzim de keşfedilmiştir, bu durum da her türlü kaşıntıyı antihistaminiklerle etkin şekilde baskılamanın mümkün olmadığına işaret etmektedir.

Ürtiker, allerjik kaynaklı ve histamin aracılı kaşıntı ile seyreden hastalıklarda antihistaminikler yıllardır etkin bir şekilde kullanılırken diğer kronik kaşıntılı durumlarda antihistaminiklerin kullanımı tartışmalıdır. Yine de çeşitli deri hastalıkları ya da bilinmeyen nedenli kronik kaşıntılarda yüksek doz sistemik antihistaminiklerin etkili olduğu gösterilmiştir.

Ancak özellikle yaşlı bireylerde ağızdan alınan antihistaminikleri yüksek doz kullanırken oluşabilecek yan etkilere dikkat etmek gerekmektedir. Ağızdan kullanılan antihistaminikler kan beyin bariyerini geçebildiğinden yaşlı bireyler bu ilaçların konfüzyon, sedasyon ve bilişsel fonksiyonlarda azalma gibi yan etkileri açısından daha fazla risk altındadır. Ayrıca taşikardi, aritmi, ağız ve göz kuruluğu, idrar birikimi, hipotansiyon, göz bebeklerinde büyüme ve kabızlık gibi yan etkilere yol açabilirler. Bu durum özellikle yaşlı bireylerde sık görülen prostat büyümesi, kardiyak problemler ve glokom gibi hastalıkların kötüleşmesine neden olabilir. Geriatrik hastalarda olası risklerine rağmen bazı yazarlar özellikle gece artan ve uyku bozukluklarına yol açan kaşıntılarda sedatif antihistaminiklerin verilmesini önermektedir. Yine kaşıntı tedavisinde önce sabah saatlerinde nonsedatif sistemik antihistaminik başlayıp cevaba göre doz artırılabilir ve ikinci aşama olarak  günün ilerleyen saatlerinde sedatif olanlar eklenebilir.

Depresyon ilaçları

Amitriptilin, doksepin ve trimipramin içeren ilaçlar kaşıntıyı önlemede kullanılabilirler. Özellikle pskikolojik ve nörojenik kaşıntılarda etkilidir.

Sinir sisteminde serotonin hormonunu etkileyen depresyon ilaçları

Ondansetron içeren ilaçlar serotonin ve histamin seviyesini azaltmaktadır. Bu mekanizma kaşıntı tedavisinde kullanılmaktadır ve özellikle safra ve üre yüksekliğine bağlı kaşıntılarda etkilidir. Buna rağmen özellikle yaşlı hastalarda kabızlığa yol açabilir.

Nöroleptikler

Gabapentin ve pregabalin içeren ilaçlar beyindeki GABA denen enzimi etkileyerek beyindeki kaşıntı algısını önler. Özellikle böbrek hastalığına bağlı kandaki üre yüksekliğinde yani üremik kaşıntıda etkili oldukları bildirilmiştir. Ancak özellikle yaşlı kişilerde sık görülebilen böbrek hastalıkları durumunda doz ayarlaması yapılması gerektiği unutulmamalıdır.

Nöroleptikler ilaçlar koldaki kaşıntı, sinir hastalıklarına bağlı nevralji gibi nöropatik kaşıntılarda da kullanılmaktadır. Nöroleptikleri yaşlı bireylerde kullanırken uykuya meyil, kilo alımı, bacaklarda şişlik ve kabızlık gibi yan etkilerine dikkat etmek gerekmektedir.

Fototerapi

Psoralen-ultraviyole A (PUVA) ve darbant-UVB (db-UVB) gibi fototerapiler senelerdir dermatolojik hastalıkların tedavisinde etkili bir şekilde kullanılmakta olup çeşitli mekanizmalarla kaşıntıyı azalttıkları düşünülmektedir. UVB fototerapisi üremik, safra birikimi ve HIV ile ilişkili kaşıntıda etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Bunun dışında dbUVB nedeni bilinmeyen yaygın kaşıntı tedavisinde de etkilidir.

PUVA kaşıntının eşlik ettiği psoriasis, atopik dermatit, mikozis fungoides ve liken planus gibi dermatolojik hastalıklarda etkili olmakla birlikte polisitemi veraya bağlı kaşıntıda ve AP' de de etkilidir. Fototerapi ilaç etkileşiminin ve tedaviye uyum probleminin olmaması nedeniyle özellikle yaşlı hastalarda uygulanabilecek bir yöntemdir. Hem dbUVB hem de PUVA tedavisi çeşitli dermatolojik hastalıklarda yaşlı bireylerde etkin ve güvenilir biçimde kullanılmaktadır. Dolayısıyla kronik dirençli kaşıntı şikayeti olan yaşlı hastalar için uygun bir tedavi seçeneğidir. Ancak uzun dönemde özellikle açık tenlilerde deri kanseri riski unutulmamalıdır.

Psikoterapi

 Psikoterapi kronik kaşıntıdaki yeri için geniş çalışmalara ihtiyaç olmakla birlikte ilaç tedavisini destekleyebilmektedir. Ayrıca hasta eğitimi yanısıra davranışcı bilişsel tedaviler kaşıntı sıklığını azaltabilmektedir. Davranışçı tedaviler psikojenik kaşıntılarda da etkili olabilmektedir. Kronik kaşıntısı olup eşlik eden depresyonu ya da diğer psikiyatrik hastalıkları bulunan hastaların psikoterapiden fayda görebileceği düşünülmektedir. Bunların dışında psikolojik tedaviler atopik dermatite bağlı ve HIV ile ilişkili kaşıntılarda etkili olabilmektedir.

Akupunktur

Akupunktur kaşıntının sinir iletimini baskılayarak kaşıntı giderici etki göstermektedir. Akupunkturun nöropatik ve üremik kaşıntıda kullanılabilmektedir.

Yukarıda sayılan tedaviler dışında kronik ve dirençli kaşıntıları olan hastalarda sistemik steroidler ve azatiopirin, mikofenolat ya da metotreksat gibi bağışıklığı baskılayan ilaçlar da verilebilebilmektedir. Benzer şekilde nedeni bulunamayan kaşıntıda siklosporin A kullanılabilmektedir. Ayrıca kronik karaciğer hastalığına bağlı kaşıntıda parlak ışık tedavisi ve belli bir yerdeki  kaşıntılarda deri bölgesi stimülasyonu gibi yöntemler uygulanabilmektedir.

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Varis İç Varis Venöz Yetmezlik Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız

Varis hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.