VARİS YARASI NEDİR?

varisyaras.jpg

Yara Yara



Yukarıdaki gazete haberinin tam metnini aşağıda okuyabilirsiniz veya orijinal tam metin için TIKLAYINIZ.

Sağ bacağında iyileşmeyen varis yarası nedeniyle yürümekte zorlanan ve bacağını kaybetme riski taşıyan Bulgaristanlı Kudret Reyhan Habil (29) şifayı Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde buldu. Ülkesinde “Yapacak birşey yok” denilen Türk kökenli Habil, zor ve riskli ameliyattan sonra hızla iyileşmeye başladı
3 yıldır bacağındaki iç ve dış varis nedeniyle sıkıntılar yaşayan ve ciddi yarası bulunan Habil, ülkesindeki doktorlardan hep aynı yanıtı aldı: “Ömür boyu böyle yaşayacaksın, ameliyat olamazsın.” Bunun üzerine Habil şansını İstanbul’da denemek istedi, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne geldi. Burada yapılan tetkiklerde ciddi dış ve iç varisi olduğu tespit edildi.

Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Şefi Doç. Dr. Ahmet Akgül ve ekibi varislerini düzeltti. Ameliyat sonrası hasta yatarken basınçlı masaj sistemleri uygulandı. Bu tedavilerin sonucunda Habil’in bacağındaki şişlik ile yaraları oluşturan varise bağlı ayak bileği basıncı belirgin şekilde azalmaya başladı. Son 1 yıldır dayanılması zor, şiddetli ağrılar çeken, bacağı şişen ve yürümekte dahi zorlanan Habil’in ağrıları ameliyattan sonra iyice azaldı.

ZOR VE RİSKLİ BİR AMELİYATTI

Ameliyatı yapan Doç.Dr. Ahmet Akgül, şunları söyledi:
“Aslında hastamızda iki ayrı hastalık vardı. Çünkü varis ile toplardamar yetmezliği ayrı iki hastalık. Birbirlerini tetikler ve bir arada görünebilirler. Varis bacaktaki yüzeysel toplardamarın genişlemesiyken, toplardamar yetmezliği iç varisi yani ana toplardamarın da yetmezliğini ifade eder. Varise bağlı yaralar, ciddi bacak şişmeleri, ciddi ağrılar bu nedenle ortaya çıkar. İşte bu iç varisin tedavisi zordur. Ameliyatta yapılacak küçük bir hata hayatı tehdit eden kanamalara ve damar içi pıhtılara neden olur. Bu pıhtılar iç varisten akciğere gider ve ölümlerle sonuçlanabilir. Bu nedenle ameliyatı yapmak ciddi deneyim ister.”

Basınçlı masaj ise bacaklarındaki ödem ve şişlikleri azaltmak için uygulandı. Çünkü hastanın varis içindeki basınç artışı nedeniyle damar dışına sıvı kaybı oluyordu (varisin bacak şişliği yapma nedeni de bu). Damar dışına çıkan sıvı, hücreler arasına birikip ödem oluşturuyor bu da cildi gererek yara oluşumunu artırıyordu.

BACAĞINI KAYBETME RİSKİ VARDI

Doç. Dr. Akgül, böyle hastaların tedavi edilmemesi halinde bacağı kaybetme riski bulunduğunu belirterek, “Yara iyi korunmazsa mikrop kapar. Mikrop ya kan damarları yoluyla tüm vücudu sarar ki bu hayatı tehdit eder. Ya da yaraya bulaşan mikrop yaranın kemiğe de geçmesine ve kemik iltihabı yani osteomyelite yol açabilir. Uygun tedavi edilmezse bu hastalık hastanın bacağını kaybetmesine yol açabilir. Ayrıca toplardamarda artan basınç yanından geçen atardamara bası yapar veya yaygın doku içi ödem atardamara bası yapar, bacak beslenmesi bozulur ve hasta bacağını kaybetme tehlikesi yaşar” dedi.



Varis yarası, varis hastalığının en ileri boyutlarından biridir. Varis ülseri, staz ülseri de denir. Genellikle bacağın alt kısımlarında olan, diz ile topuk arasında ortaya çıkan, sakatlayıcı, ağrılı, değişik büyüklükte deri kaybıdır. Bacakta yerleşen yaraların en sık nedenidir (%80-90). Yaranın etrafındaki deri kırmızı, kahverengi tonlardadır. Yaranın etrafında ve özellikle ayaküstü iç topuk etrafında kırmızı, mavi damarlar örümcek ağı gibi deriyi sarar. Uzun süren yaralarda siyaha yakın ciltte renk değişikliği olur.

Varis yarası yani venöz ülser veya varis yarası, toplumun erişkin kişilerinde görülür ve sıklığı   %1-2'dir. Venöz bacak ülseri,  bacağın yani baldırın alt bölgesinde, iç topukun etrafında yerleşen ve değişik büyüklük ve derinliklerdeki doku kaybıdır ve tüm bacak yaraları içinde en sık yaradır (%80-90). Venöz ülser terimi alt bacaklara ait kronik iyileşmeyen yaraları tarif eder. Bu yaralar kapak yetmezliğine bağlı  reflü ve toplardamardaki kanın basıncının artışı  sebebiyle ortaya çıkar.

Yaşlılarda daha sık görünmesine rağmen her yaşta görülebilir. Hastaların yaradan önce genellikle varise ait şikayet ve bulguları vardır. Yaralar yavaş iyileşme, sık tekrarlama özelliğindedir.


VARİS YARASININ SIKLIĞI NEDİR?

Dünya nüfusunun yaklaşık %5-8'i varis ten etkilenir ve nüfusun yaklaşık %1'inde varis yarası gelişir. Toplumda yeni varis yarası ‘nın yıllık görünme oranı her 1000 kişide 3.5'dir. Yani kısaca Amerika'da 5 milyon bireyde varis varken, 500 bin erkek ve kadının varis ülseri vardır.

VARİS YARASI NASIL OLUŞUR?

Varis yarası tüm dünyada rastlanır ve oluşumu çevresel faktörlere bağlı gelişir. Avrupa ve Amerika'da varis yarası'nın nedeni varisin içindeki artan basınçtır ve sıklıkla kadınlarda görülür. Afrika ve Güney Amerika'da ise sıklıkla enfeksiyon nedenlidir ve erkeklerde daha sık görülür.

Varis yarası'nın oluşum nedenine geçmeden önce bacaklardaki toplardamarlar (varisin oluştuğu damar) hakkında kısa bir bilgi edinelim:  Bacakta 3 çeşit toplardamar ağı vardır; yüzeyel, derin ve bağlantı damarları. İşte bu damarların yetmezliğinde varis ve varisin ilerleyen halinde de varis yarası oluşur. Varisin ilerlemesi, varisli damar içinde toplanan kanın basıncının çok artması ile ilgilidir.

 

yara2.jpg

 

 

 

 

 

 

 

 

Yukarıdaki gazete haberinin tam metnini aşağıdaki renkli yazıda okuyabilirsiniz veya orijinal habere gitmek istiyorsanız TIKLAYINIZ.

HAYATINI KABUSA ÇEVİREN HASTALIKTAN KURTULDU

İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Akgül ve ekibi, yaklaşık 23 yıldır iç varis hastası olan ve yürümeyi neredeyse unutmuş hastayı sağlığına kavuşturdu.
47 yaşında uzun yıllardır iki bacağında da iç varis ve bu varislere bağlı olarak bacaklarında yaralar bulunan erkek hasta, birçok uzmana başvurmasına rağmen bir sonuç elde edemedi. Ömür boyu bu hastalıkla yaşaması gerektiği cevabını alan hasta, Prof.Dr.Ahmet Akgül sayesinde hastalığından kurtuldu.

“VARİS, YALNIZCA, TOPLARDAMAR KAPAKÇIĞINI TANIYABİLEN VE ONARABİLEN CERRAHLAR TARAFINDAN TEDAVİ EDİLEBİLİR”

Konu ile ilgili detayları, hastanın varis yaralarını tedavi edip tekrar yürümesini sağlayan ünlü varis doktoru Prof. Dr. Ahmet Akgül, şunları söyledi:
“Varis, bir damardır yani bir damar hastalığıdır, yalnızca estetik bir sorun değildir. Damar olduğu için de kalp ile bağlantılıdır. Varis tedavisi yapacak doktorun, her türlü kalp ve damar ameliyatı ve tedavilerini "aktif" olarak yapan cerrah olmalıdır. Yalnızca bacağın derisindeki yeşil, mavi, kırmızı kılcal varisler ile ilgilenilirse tedavi tamamlanmaz ve ileride daha büyük sorunlar ortaya çıkar.
Şaban Bey gibi yüzlerce hasta var, tedavi edildiği düşünülen ama esas tedavi için bize gelen. Nedeni, “varis” tedavisinin hem hastalar hem de doktorlar tarafından kolay zannedilmesi. O nedenle farklı birçok branştaki doktorlar varis tedavisi yaptığını iddia etmekte. Varis tedavisi, varise neden olan toplardamardaki kapakçık yetmezliğinin tedavisiyle sonuçlanmalıdır. Bu tedavi gerçek bir tecrübe ve deneyim gerektirir.
Yalnızca köpük, iğne, lazer, radyofrekans yapıp hastanın varisinin nedeni bilinmedikçe varis tedavi olmaz, bir sure sonra hastada varis yarası oluşur. Varis, yalnızca, toplardamar kapakçığını tanıyabilen ve onarabilen cerrah tarafından tedavi edilebilir.

İşte Şaban Bey de yıllarca bu şekilde varis “tedavisi” olmuş. Sonunda da şikayetleri geçmemiş ve her iki bacağında çok yaygın yaralarla bize geldi. O zamanki sorunu yalnızca varis yarası değildi, yıllarca hareketsiz kaldığı için bacak kasları erimiş, diz ve ayak bilekleri de katılaşmıştı. Zaten kendisi de hayattan zevk almayan, depresyonda idi. İşte burada da farklı bir tedavi devreye giriyor, kronik varis ve özellikle varis yarası olan hastaların tedavisi organize olan, koordineli çalışan tecrübeli bir ekip tarafından yapılmalıdır. Biz böyle bir ekiple tedavi ediyoruz. Ekibimizde, damar radyoloğu, fizyoterapist, psikolog, yara bakım uzmanı, estetisyen, dermatolog, damar cerrahı, ayak bakım uzmanı, enfeksiyon doktoru, diyabet doktoru mevcuttur. Önemli olan Şaban Beyin, varis yaraları için, "bu yara neden oldu?" sorusunun cevabıydı. Daha da önemlisi yaraya neden olan bu nedenin düzeltilmesiydi. Biz, varis ve varis yarası tanısı için yalnızca Doppler yapmıyoruz, “damarları haritalıyoruz”. Şaban Beyin de bacak toplardamarlarını haritaladık, sorunun toplardamar kapakçıklarında kaçak olduğunu tespit ettik. 20 seneyi aşkın bir dönemdir yalnızca “yatakta yat” “bu hastalıkla yaşamaya alış” denilen Şaban Beyin tek sorunu varis kapakçıklarının çalışmamasıydı. Ameliyatta, AKGÜL tekniği adı verilen yöntem ile, hastanın kapakçıklarını onardık ve şikayetleri geçti.”

“BU HASTALIĞIN TEDAVİSİ YOK, BUNUNLA YAŞAMAYA ALIŞ, ÇALIŞMA ÖMRÜNÜN SONUNA KADAR YAT”

Tedavinin devamı için de Prof. Dr. Akgül şöyle devam etti: “Hastamız yürüyemiyecek kadar bacakları bozulmuştu. Bu genç yaşta hasta yatağına mahkum edilmiş, hareket etmesi yasaklanmıştı. Bu durum da çok yalnış. Günümüzde hiçbir hastamıza, ameliyat veya tedaviden sonar yat demeyiz, aksine hep hareket etmeyi öneririz. Varis tedavisi veya ameliyatı yaptığımız her hastayı hemen ayağa kaldırır hareketli olmasını sağlarız. Yatmakla varis pıhtısı ve varis yarası artar. O nedenle Şaban Beyi tekrar yürümeyle barıştırdık. Ayağa kalkamayan hasta şu anda klinikte 3-4 km yürüyor. Son olarak şunu da belirteyim, her hastalığın tedavisi var, hiçbir hastaya “bunun tedavisi yok, bununla yaşamaya alış” denmemeli ve her hastaya mutlak hareket ve hareketli yaşam önerilmelidir.”

‘‘HAYAT ŞİMDİ GÜZEL’’

47 yaşındaki hasta Şaban Arslan,’’Yıllardır iç varis hastasıyım ayaklarımda hem iç varis hem de bu iç varisi bağlı yaralar vardı. Bu hastalık ilk olarak 1992 yılında sağ bacağımda başladı. 10 sene sonra da diğer bacağımda oluştu. 1994 yılında da hastalığımın tanısı kondu. Tedavi için Karabük ve Ankara da gitmediğim hastane kalmadı ancak hiçbirinden olumlu bir yanıt alamadım. Daha sonra İzmir’de bir hastanede 2 bacağımdan da ameliyat oldum. Fakat 3 ay sonra bacaklarımdaki yaralar tekrar oluşmaya başladı. Ve tekrar hastanelerin yollarını tuttum. Bu sefer İstanbul’da bir kaç uzmana gittim ama hepsinden aynı cevabı aldım. ’’Bu hastalıkla yaşamak zorundasın bu hastalığın tedavisi yok’’cevap buydu. Bana çoğunlukla yatıp dinlenmem gerektiğini de söylemişlerdi. Ben de aynen öyle yaptım ancak zamanla hastalığım daha da kötüye gitmeye başladı. Neredeyse artık yürüyemiyordum. Bacaklarıma buz torbaları koyarak uyuyabiliyordum. Hastalığımla birlikte psikolojim de bozulmuştu. Bütün ümitlerim tükenmişti. İşte tam bu sırada imdadıma Prof.Dr. Ahmet Akgül yetişti. Hemen ameliyat oldum. İlk önce sol bacağımdan ardından sağ bacağımdan ameliyat geçirdim. Şu anda da yara bakım ve fizik tedavi görüyorum. Adım atmakta zorlanan ben artık gayet rahat yürüyebiliyorum. Sağlığım yerimde şükür. Bugün sağlıklı ve mutluysam Prof.Dr. Ahmet Akgül ve ekibine borçluyum. Hepsine sonsuz teşekkürler ediyorum’’ dedi.

Venöz bacak ülseri ağrılı ve kötü kokulu yaradır. Yaşam kalitesini azaltabilir ve tedavisi de zordur. Kronik venöz hastalığın geç ve ciddi bir klinik formudur. Nüfusun yaklaşık %5-8'inin varis hastalığı vardır ve bunların %1'i yaşamlarının belli bir döneminde ülsere dönüşmüştür. Bacaktaki kronik ülserlerinin yaklaşık %70'inden kronik venöz hastalık sorumludur. Venöz ülserlerin klinik takip ve tedavisi için nedenlerini iyi bilmek gerekir.  Venöz ülserler iç topuk  bölgesinde oluşma eğilimindedir. Tek veya birden çok olabilir ve tipik olarak yüzeyel, hassas, düzensiz sınırları olan kırmızı tabanı vardır. Venöz ülserlerin uygun maliyetli değerlendirilme ve takibi için uzmanlardan oluşmuş multidisipliner bir ekibe ihtiyaç vardır.

  
 
 
 
 
 
 
  
Bacak ülseri tek başına bir hastalık olmayıp, altta yatan başka bir kronik hastalığın bulgusudur. Bacak ülserlerinin en sık rastlanan sebebi venöz yetmezlik olsa da, pek çok hastalık kaynaklı olabilmektedir. Venöz ülserin tanısında ve diğer bacak ülseri nedenlerinden ayırt edilmesinde detaylı bir öykü ve fizik muayene çoğu zaman yeterlidir. Venöz ülserlerin klinik özelliklerinin ve ayırıcı tanısının iyi bilinmesi, pahalı tanısal laboratuvar incelemelerinin yapılmasını önleyeceği gibi, hastalığa özgü tedavinin erken dönemde başlanmasını sağlayacaktır. 
 
Kronik venöz yetmezlik sonucu oluşan venöz ülser tedavisinde, kompresyon yani bası uygulanması temel tedavilerden biridir.  Birçok kompresyon yöntemi olmasına rağmen, hangi yöntemin daha iyi olduğu konusunda tartışmalar mevcuttur. Son dönemlerde ülser iyileşme ve tekrar oluşmasını önleme yanında uygulama kolaylığı ve hasta tercihi, 2 katlı bandaj sisteminin, diğer kompresyon yöntemlerine göre daha iyi olduğunu yönündedir. Kompresyon uygulanmadan önce tedavinin başarısı açısından, hastanın psikolojik olarak buna hazırlanması yanında, kompresyon için hastanın uygun olup olmadığı da oldukça önemlidir.
 
Günümüzde endovenöz yani kateter teknolojileri hızla ilerlemektedir. Genişlemiş ve bozulan safen ven lümenini  kapatmak için kimyasal veya fizyolojik metodlar kullanılmaktadır. En sık uygulanan endovenöz radyofrekans, lazer veya yapıştırıcılardır. Bu yöntemler ameliyatlarla  ile birlikte yapılabilir. Bunun yanı sıra köpük skleroterapisi de minimal invaziv bir yöntem olarak uygulanmaktadır. Bu yöntemler sayesinde staz ülserine neden olan venöz hipertansiyonun önlenmesi minimal invaziv bir yöntem içinde hastaya  daha az travma yaşatılmış olur. 
 
Bacak yaraları sık karşılaşılan, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen ve tedavisi güç sorunlardır. Otolog trombosit jel (OTJ) uygulamaları son dönemde yeni teknoloji yara bakım ürünleri arasında yerini alan ve gelecek vaat eden yöntemlerden biri olarak görülmektedir. OTJ santrifüj yoluyla trombosit sayısının ve içinde yer alan büyüme faktör miktarının küçük bir volümde yaklaşık 8 katına yoğunlaştırılmasıyla etki gösterir. Lökositlerdeki fagositik kapasiteyi de üç katına kadar artırarak enfeksiyonlara direnci sağladığı düşünülmektedir. En yaygın kullanımı kronik ülser ve iyileşmeyen açık yara tedavisidir.  

VARİS YARASI MI, BAŞKA BİR YARA MI?

Bacakta görülen her yara varis yarası değildir. Bacakta yara yapan birçok hastalık vardır ama en sık nedeni varis yarasıdır. Şimdi bacakta yara oluşunca hangi hastalıklar akla gelmeli, ona bakalım:

1)     Toplardamara bağlı nedenler:

a.     Varis kapak yetmezliği

                   Geçirilmiş varis damar tıkanıklığı

                   İç ve dış varis arasındaki bağlantı damar yetmezliği

                   Doğuştan varis kapak yokluğu

                   Toplardamarı tıkayan hastalıklar

                                     Tümör

                                     Büyümüş lenf bezi

                                     Kalçadaki toplardamar tıkanıklığı

                                     Toplardamar iltihabı

                                     Hareketsizlik

                                     Ortopedik bozukluklar

2)     Atardamara bağlı nedenler:

a.     Damar sertliği

b.     Damar tıkanıklığı

c.     Yağ embolisi

d.     Buerger hastalığı

e.     Atardamar ve toplardamar arası fistül

f.      Travma

g.     Enfeksiyonlar

h.     Atardamara uygulanan cerrahiler

3)     Sinir hasarıyla seyreden hastalıklar:

a.     Diyabet (Şeker Hastalığı)

b.     Lepra (Cüzzam)

c.     Alkol

d.     Tabes Dorsalis

e.     Syringomyeli

f.      Spina bifida

g.     Multipl skleroz

h.     Polimyelit

4)     Fiziksel/kimyasal travma

a.     Bası (dekübit)

b.     Travma

c.     Yanık

d.     Yakıcı ajanlar

e.     Radyasyon

5)     Yara oluşturabilen deri hastalığı

a.     Piyoderma gangrenozum

b.     Nekrobiyozis lipoidika

c.     Otoimmün büllöz hastalıklar

d.     Büllöz liken planus

e.     Sarkoidoz

f.      Behçet Hastalığı

g.     Skleroderma

h.     Kontakt dermatit

i.      Yağ nekrozu

j.      Böcek ısırığı

k.     Lenfödem

l.      Lipoödem

m.   Miksödem

6)     Damar iltihapları

a.     Küçük çaplı damar iltihapları

                                 i.     Wegener

                                 ii.    Churg-Strauss

                                 iii.    Henoch-schönlein

b.     Orta çaplı damar iltihapları

                                  i.     Poliarteritis nodoza

                                  ii.    Kawasaki

c.     Büyük çaplı damar iltihapları

                                  i.     Dev hücreli arterit

                                  ii.     Takayasu arteriti

7)     Metabolik hastalar

a.     Kalsiflaksi

b.     Kalsinozis kutis

c.     Gut

d.     Amiloidoz

e.     Homosistinemi

f.      Prolidaz eksikliği

g.     Hiperokzalüri

8)     Kan hastalıkları

a.     Orak hücreli anemi

b.     Talasemi

c.     Herediter sferositoz

d.     Esansiyel trombositoz

e.     Trombotik trombositopenik purpura

f.      Polistemi

g.     Lösemi

h.     Myeloma

i.      Pıhtılaşma bozuklukları

                                   i.     Faktör 5 Leiden mutasyonu

                                   ii.     Antifosfolipid sendromu

                                   iii.     Faktör 8 eksikliği

                                   iv.     Antitrombin 3 eksikliği

                                   v.     Protein C veya S eksikliği

9)     Kanserler

a.     Bazal hücreli karsinom

b.     Squamöz hücreli karsinom

c.     Malign melanom

d.     Kaposi sarkomu

e.     Metaztaz

f.      Lenfoma

g.     Lösemi

10)  İlaçlar

a.     Steroid

b.     Halojenler

c.     Metotreksat

d.     Hidroksiüre

e.     Sitotoksik ilaçlar

f.      Antikoagulanlar

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Varis İç Varis Venöz Yetmezlik Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız

Varis hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.