HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ (HBOT) NEDİR?

HBOT tek kişilik veya çok kişilik basınç odaları içinde atmosfer basıncından daha yüksek basınç değerlerinde %100 oksijen solutulması ile yapılan bir tedavidir. Hastalar tek kişilik veya çok kişilik basınçlı kabinlerin içine sokularak belirli bir süre burada kalmaları sağlanarak yapılan tedavidir. Aşağıdaki ilk resimde TEK KİŞİLİK, sonraki resimde ÇOK KİŞİLİK BASINÇ KABİNLERİ görülmektedir:

Hiperbarik oksijen tedavisi tek kisilik


Hiperbarik oksijen tedavisi cok kisilik
HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ NE ZAMANDAN BERİ KULLANILIYOR?

Basınç odaları içinde yüksek basınçlı ortamlarda hava solutularak başlanan tedaviler 1662 yıllarına kadar gider. 1775 yılında Priestly tarafından oksijen keşfedildikten sonra basınç odalarında oksijen ile tedaviler denenmeye başlanmıştır.
1930’larda HBOT dalgıçlarda ve basınçlı hava ortamında çalışan tünel işçilerinde görülen VURGUN hastalığı ve gaza bağlı damar tıkanıklığı tedavilerinde başarılı bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
Daha sonra da aşağıda anlatılacak nedenler ile HBOT tedavisi kullanılmaya başlanmıştır.

HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ NASIL ETKİ EDER?

HBOT etki mekanizması iki ana başlıkta toplanabilir.

1. Basıncın direkt etkisi (mekanik etki)
2. Oksijenin basıncının artışına bağlı etkiler

Basıncın Direk Etkisi

Gaz kanunlarına göre basınç ile hacim arasında ters orantı vardır. Bu ters orantıya göre kapalı bir boşlukta basınç artarsa hacim küçülür. Bu etki basınç odası içinde artan basınçla beraber kanda veya dokularda bulunan gaz kabarcıklarının hacimlerinin küçülmesine yol açar. Küçülen kabarcığın yüzey gerilimi artacağından kabarcıkların büyük bir kısmı büzüşür ve emilir. Vurgun hastalığı, derin suya dalışa bağlı veya tıbbi işlemler sırasında oluşan gaz veya havanın damar içini tıkaması tedavisinde bu etkiden yararlanılır.

Oksijenin Basıncının Artışına Bağlı Kanda Çözünmüş Oksijenin Etkileri

Gaz kanunlarına göre herhangi bir gazın sıvılar üzerindeki basıncı artarsa, o sıvıda gazın çözünürlüğü artar. 100 ml kanda hemoglobin (kanda oksijeni taşıyan bileşik) miktarı yaklaşık 15 gramdır. Hemoglobinin 1 gramı %100 oksijene doyduğunda olduğunda 1.34 ml oksijen taşıyabilir. Yani 100 ml kanda 20.1 ml oksijen, hemoglobine bağlanarak taşınır. Ortam basıncı artırıldığında %100 oksijen solunsa bile hemoglobine bağlı olan oksijen miktarında dikkate değer bir artış görülmez. Normal atmosferik şartlarda hava solunduğunda 100 ml kanda 0.3 ml oksijen plazmada (kanda) çözünmüş olarak bulunur, yani hiçbir yere bağlı olmadan serbest dolaşır. Ortam basıncı 3 atmosfere çıktığı zaman ve %100 oksijen solutulduğunda 100 ml plazmada 6.8 ml çözünmüş oksijene ulaşılmaktadır.

Kanda oksijen tasinimi

100 ml Arter (atar damar, temiz kan taşıyan damar) kanda 20 ml oksijen bulunurken, 100 ml venöz (toplar damar, kirli kan taşıyan damar) kan oksijen miktarı 14 ml dir. Aradaki fark 6 ml’dir ve dokularda kullanılan da bu miktardır. Bu miktar 3 ATA basınç altında %100 oksijen solutularak plazmada çözünmüş olarak taşınabilen 6.8 ml oksijene eşittir. Böylece, hemoglobinde taşınan oksijene gerek kalmadan dokuların ihtiyacı olan oksijeni plazmada çözünmüş olarak taşımak mümkündür. Çözünmüş oksijen basıncının artışına bağlı olarak oksijenin hücrelere geçme oranı da yaklaşık olarak 3-4 katına ulaşmaktadır. Bu etkilere bağlı olarak ödemli ve dolaşımı problemli dokulara oksijen kolaylıkla hücre içine girebilmektedir.

Kalp ve Damar Üzerine Etkileri

HBOT sırasında meydana gelen nabız sayısında azalma nedeniyle kalbin pompalama gücünde %10-20 lere varan geçici bir düşüş görülür. Bu düşmeye rağmen kan basıncında dikkate değer bir değişiklik olmaz. HBOT nin damarları büzüştürücü etkisinden dolayı sağlam kılcal atar damarların bulunduğu dokulara giden kan miktarı azalır ancak plazmada çözünmüş olan yüksek oksijen miktarı nedeniyle dokularda hipoksi yani oksijen düşüklüğü olmaz bilakis yüksek oksijenlenme sağlanır. Damar geçirgenliğinin düzelmesi nedeniyle kılcal damardan dokuya sıvı geçişi azalır ve hücre dışı gereksiz sıvı emilerek dokularda oluşan ödem azalır.
Mikroplar üzerine etkisi
Artmış oksijen basınçlarına oksijen seven bakteriler genellikle farklı yanıt verirler.
Pseudomonas Aeruginosa, E.coli, Stafilokokus aureus, gibi diyabetik ayak yaralarında çok sık görülen mikroplar 1.3 Atmosfer oksijen basıncına kadar üremeleri hızlanır ancak 1.3 ATA basınç değerlerinin üzerine çıkıldığında oksijen negatif etki yapar ve üremeleri yavaşlar.
Yüksek oksijen basınçları mutlak oksijen sevmeyen mikroplar üzerinde öldürücü etki gösterir.

HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİNİN YARA ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NEDİR?

Fiziksel bir etki ile cilt bütünlüğünün bozulmasına yara denir. Yaraların kompleks bir tamir mekanizması vardır. Yara bölgesinde doku oksijenin basıncı 5-15 mmHg değerlerindedir. Hatta bazı problemli yaralarda bu değerlerin de altına inmektedir. Meydana gelen hipoksi yani oksijensizlik yeni damar oluşumunu uyarır ve yara bölgesinde yeni damarlanmalar başlar. Ancak oluşan bu YENİ DAMARLANMALARIN devam ettirilebilmesi için gerekli olan KOLLAJEN, hücreler tarafından sentezlenmektedir. Özellikle prolin ve lizin gibi enzimlerin oluşabilmesi için dokuda 30-40 mm oksijen basıncı gereklidir.
Günde tek veya iki seans HBOT uygulamaları ile KOLLAJEN sentezi için gereken oksijenlenme sağlanırken, tedavi dışındaki sürede de YENİ DAMARLANMA için gerekli olan oksijensizlik devam eder. Cilt bütünlüğünün tekrar sağlanması olan yaranın üzerinin deri ile kapanması yara iyileşmesinin son aşamasıdır ve epitel hücrelerinin göçü sırasında da oksijen kullanılmaktadır. Aşağıdaki resimlerde çok ağır yarası olan hastaların tedavi sırasındaki yara durumlarını inceleyiniz:

Hiperbarik oksijen ile yara bakimi


Hiperbarik oksijen ile yara iyilesmesi
ZEHİRLEYİCİ (TOKSİK) DURUMLARIN TEDAVİSİNDEKİ ETKİSİ

HBOT gazlı gangren enfeksiyonuna neden olan klostridial bakterilerin ürettiği alfa toksin ve lesitinaz üretimini durdurur ve tedavide başarı şansını artırmaktadır.
Karbonmonoksit zehirlenmelerinde ise hemoglobine ve sitokrom A3 oksidaza bağlanan karbonmonoksit molekülerinin ayrılma ve atılma hızlarını artırmaktadır.

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız 

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız 

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.