HASTANE MİKROBUNA BAĞLI YARALAR

"Hastane mikrobu, hastanede yatan hastaya bulaşan mikroplar" olarak düşünülmektedir. Halbuki gerçek farklıdır. Hastane mikrobu hastanede özel olarak bulunan ve hastayı gördüğünde ona bulaşan bir mikrop değildir. O mikrop zaten her yerde vardır ve hastanede enfeksiyon yapmasının sebebi, hastanede yatan hastada kendi hastalığına bağlı bağışıklık sistemi düşerse normalde kendisini hasta yapmayacak o mikrobun bu sefer kendisini hasta yapması durumudur. Yani hastanede yatan her hasta "hastane mikrobu" ile enfeksiyon kapmaz. Hastane mikrobuna bağlı gelişen hastalıklar zaten bağışıklık sistemi bozuk, uzun süre hastanede yatan, kronik hastalıkları olan hastalardır.
Aslında hastane enfeksiyonu yalnızca Türkiye'de değil, tüm dünyada önemli bir sağlık sorunudur. Hastaların yaklaşık %8'inde az veya çok hastalık yapma potansiyeline sahiptir. 
 
Bu enfeksiyonlar, hastanın hastaneye yattıktan 48-72 saat sonra veya hasta taburcu olduktan sonra 10 gün içerisinde ortaya çıkan mikroplu hastalıklardır. 

Bu enfeksiyonlar bakterilere, mantarlara, parazitlere ve virüslere bağlı gelişebilir. En sık ameliyat yerinin enfeksiyonu, zatürre, idrar yolu enfeksiyonu ve kan dolaşımı enfeksiyonu olarak ortaya çıkar ve vücudun her bölgesinde oluşabilir.  Hastanın ateşinin çıkması, ameliyat yerinde akıntı, kanında normalde olmaması gereken bulguların tespit edilmesi, solunum fonksiyonlarında ve fiziki muayenede bazı değişikliklerin belirlenmesi gibi durumlar hastane enfeksiyonu şüphesi yaratır.  Hastane enfeksiyonu için en riskli bölgeler: yoğun bakım üniteleri ve yenidoğan servisleridir.   Ayrıca bağışıklık sistemlerinin çok zayıf olması nedeniyle özellikle, 65 yaşın üzerindekiler, yeni doğanlar, şeker, kalp hastalıkları, romatizmal hastalıkları bulunanlar ve kanser hastalarıyla ağır ameliyat geçirenler, hastane enfeksiyonlarına daha sık maruz kalırlar.

Hastane enfeksiyonları, diğer enfeksiyonlara göre ölüm oranının ve tedavi maliyeti daha yüksekdir. Hastanede oluşan mikroplar diğer mikroplardan daha fazla direnç gösterir, özellikle yoğun bakım ünitelerinde bu enfeksiyonu meydana geldiğinde ölüm oranı yüzde 70'lere ulaşabilmektedir

Hastane enfeksiyonlarının yüzde 5'nin salgın şeklinde seyredebilir, ama bu durum sadece Türkiye'nin değil tüm dünyanın sorunudur ve bu nedenle hastane enfeksiyonlarıyla mücadele tüm hastaneler için geçerlidir. Ayrıca hastane enfeksiyonu için tek sorumlu olan yer hastane değildir. 

EN ÖNEMLİ ÖNLEM EL YIKAMADIR

Hastane enfeksiyonlarının tek sorumlusuhastane koşulları ve sağlık personeli değildir. Hasta yakınları ve hastalar da hastane enfeksiyonlarının oluşumuna sebep olabilecek davranışlar göstermektedir. Bu grubun da hijyen kurallarına dikkat etmesi gerekmektedir. Hem sağlık personelinin hem de hastanın el temizliğinin çok önemli olduğu bilinen bir gerçektir çünkü hastane enfeksiyonu en fazla elle bulaşır. Refakatçilerimiz hem kendi yakınına hem diğer hastalara yardım etmeye çalışırken, istemeden de olsa kimi zaman hastalarımıza zarar verir ve onların enfeksiyon kapmasına neden olur. Ya da sağlık personeli bir hastadan diğerine giderken el hijyenine dikkat etmezse mikropları elleriyle bir hastadan diğerine taşır. Ortak olarak kullanılan malzemelerden ve cansız yüzeylerden de hasta bu enfeksiyonu kapabilir. Bu nedenle en önemli nokta el temizliğidir.

İDRAR YOLLARI ENFEKSİYONU 

Hastanede uzunca bir süre yatan hastalarda hastane enfeksiyonları adı altında en çok rastlanan hastalıklar idrar yolları enfeksiyonudur. Üriner sistem enfeksiyonları hastane enfeksiyonlarının yaklaşık %40'ını oluşturmaktadır.  Bu durum genellikle idrar sondası takılan hastalarda görülmektedir. İdrar sondası birkaç gün üzerinde hastada kalırsa ve temizlik şartlarına uyulmaz ise idrar yolu enfeksiyonları gelişebilir.

AKCİĞER ENFEKSİYONU

Hastane mikrobuna bağlı gelişen zatüre (pnömoni), hastanın yattıktan 48 sonra ortaya çıkan zatürrelere verilen isimdir. Eğer hasta hastaneye yatarken akciğer şikayetleri var ise bu durum hastane kökenli zatürre değil, zaten hastanın hastaneye yatma sebeplerindendir. Hastane kaynaklı enfeksiyonların 2. en sık nedenidir ve en önemli ölüm nedenidir.  Hastaneye yatan 1000 hasta içinde  5-15 hastada görülür. Oluştuğu zaman ölüm riski  %30-70'tir. Hastane yatışının 3. ve 4. günü içinde oluşan pnömoni "erken", beşinci günden sonra gelişenler "geç" olarak tanımlanır. Erken dönemde daha çok yaygın görülen mikroplar sonucu olur iken, geç dönemde dirençli bakteriler sonucu oluşur. Hastane kökenli pnömonilere yaklaşım, yüksek riskli hastalarda erken dönemde akciğer grafisi ve balgam örneklemesi yapılması,  antibiyotik başlanıp, kültür sonuçlarına göre tedavinin düzenlenmesi veya invaziv tanı yöntemlerine başvurulması şeklinde olmalıdır. Enfeksiyon kontrolü rehberlerinde belirtilen tedbirler de sıkı bir şekilde uygulanmalıdır.

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız 

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız 

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.