Türkiye'nin nüfusu "genç" ve bizde "genç işgücü" var denilmekteydi yıllardır ama gerçek böyle değil. Şunu net olarak bilmeliyiz ki, biz yaşlı ve yaşlanmakta olan bir toplumuz. Bunu rakamlarla ifade edersek: 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında ülke nüfusu 13,6 milyon bulunmuş, ve 1960 yılında 27,7 milyona yükselmiştir. Bu dönemde toplam doğurganlık hızının 6 olduğu tespit edilmiştir fakat 1980'lerde toplam doğurganlık hızı 2,16'ya gerilemiştir. Bu tablo, nüfusu yaşlandırmaya başlamış ayrıca gelişen sağlık teknolojileri ve bakımlarıyla yaşayan bireylerin yaşam süresi artmış. Örneğin, 1940'larda erkekler ortalama 30 yıl, kadınlar ortalama 33 yıl yaşarken günümüzde bu süre erkekler için 71 yıl iken kadınlarda 76 yıla çıkmıştır. TÜİK'nin yaptığı çalışmalarda 2023 yılında erkeklerde ortalama yaşam süresinin 75,8'e çıkması beklenirken kadınlarda 80,2 olması beklenmektedir. Yapılan araştırmalar 2023 yılında Türkiye nüfusunun 10.2 si yaşlılardan oluşacağı bildirilmekte, ve bu durum da bizi "ileri yaşlı" toplum grubuna sokacaktır. Bilindiği üzere toplumdaki yaşlı oranı %8'i geçtiğinde "yaşlı" toplum, %10'u geçtiğinde ise "ileri yaşlı" toplum denmektedir.

ÜLKEMİZDE YAŞLI SAĞLIĞI

 Türkiye'de son 20 yılda doğurganlık oranındaki azalma ve nüfus bütünündeki önemli değişikler nedeniyle yaşlı nüfus hızla artmaktadır. Doğuşta beklenen yaşam süresi 74,6 yıl olduğu bilinmekte olup, bu sürenin 2045-2050 yıllarında 78,5 yıl olacağı öngörülmektedir.

YAŞLI OLGUSU

Pek çok değişkene bağlı bir süreç olan yaşlanma; yaşam boyunca mikroskopik düzeyden makroskopik düzeye geçmektedir. Her ne kadar geçen zamana bağlı olarak fizyolojik kayıpların ortaya çıkması bekleniyorsa da bu kayıpların hızı bireyden bireye büyük değişiklik göstermektedir. Yaşlanmanın karakteristik özellikleri:

1-       Organ sistemlerinin rezerv kapasitelerinde azalma

2-       İç denge kontrolünde azalma

3-       Çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinde azalma

4-       Stres cevap yeteneğinde azalma

Günümüzde sağlık beklentisinin yaşam beklentisinden daha önemli olduğu vurgulanmaktadır. Dolayısı ile genç hastalarda tıbbın hedefi tedavi iken yaşlıda esas hedef hastaların yaşam kalitelerinin korunmasıdır.

Toplum yaşlandıkça hastalık profilleri de kronolojik, sosyal ve ekonomik değişimlere bağlı olarak değişiklikler göstermekte, kronik(süreğen)  hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Ülkemizde 60 yaş üzeri ölüme neden olan hastalıklar ilk üç sırada sırasıyla kalp kasının beslenememesi sonucu ortaya çıkan hastalıklar, beyni besleyen damarların tıkanması veya kanamasıyla ortaya çıkan hastalıklar ve KOAH gelmektedir. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon kliniklerine başvuran 65 yaş üzeri toplam 820 hastanın alındığı kapsamlı çok merkezli bir araştırmada, %86'nın bir veya daha fazla ilk hastalığına eşlik eden hastalığının olduğu, en sık yüksek tansiyon daha sonra mide ve kalp hastalıklarının görüldüğü,%16,5'inin düşme öyküsü olduğu bildirilmiştir. Omurga eğriliği, omurga ağrısı, idrar kaçırma, görme sorunu, yutma güçlüğü, duymada azalma, denge ve diş sorunu 75 yaşın üzerindekilerde istatistiksel açıdan anlamlı olarak daha fazla bulunmuştur. Günümüzde kanser tanılarının yaklaşık yarısı 70 yaş üstü kişilere konulmaktadır. 50 yaş üstü kalın bağırsak kanseri oranı ve ölüm oranı artmaktadır. Meme kanseri kadınlar arasında en sık görülen kanser türü olup kanserden ölüm nedenleri arasında 2.sırayı almaktadır. Damar tıkanıklığı nedeniyle oluşan inme yaşı kadınlarda daha yüksek bulunmuştur. Kadınlarda inmeye bağlı ölüm ve yaşam boyu inme getirme riski, yaşam süreleri erkeklerden daha uzun olduğu için daha fazla gözlenmektedir. Ülkemizde, kalbi besleyen damarlarda oluşan hastalıklar erkeklerde, yüksek tansiyon ve kalpte ritim bozukluğu, kadın inmeli hastalarda daha çok görülmektedir. 50 yaş üstü 1019 yaşlıda yapılan Türkiye çalışmasında demans (bunama) oranı %20 muhtemel alzheimer hastalığı oranı ise %11 bulunmuştur. Aynı çalışmada vasküler demans ( beyindeki kan dolaşımı bozukluğundan kaynaklı bunama) en yaygın tip olup (%51,1), alzheimer demans %48,8, B12 eksikliği ve tümöre bağlı diğer nedenler ise %0,1 görülmekteymiş. Risk faktörleri olarak, kadın olmak, düşük eğitim seviyesi, yaş, aile öyküsü ve kırsak kesimde yaşamak belirlenmiştir. 65 yaş üzeri kişilerde kronik yeti yitimine en sık sebep olan problemler kas iskelet sistemi hastalıklarıdır. Kemik erimesi, kireçlenme, iskelet kas kaybı yaşlılarda yüksek oranda özürlülüğe neden olan kronik kas iskelet sistem hastalıklarından bazılarıdır.

İlerleyen yaşla birlikte yaşam kalitesi azalmakta; bu süreçte beslenme yetersizlikleri ve yaşam koşullarının kötüleşmesi önemli rol oynamaktadır. Yaşam kalitesinin korunmasında; fiziksel kapasitenin korunması, psikolojik iyiliğin ve sosyal iletişimin sağlanması, ekonomik koşulların göz önüne alınması gerekmektedir. Kronik hastalıklarda en uygun tıbbi bakım uygulanmalı. Kronik hastalıklara bağlı yaşam kalitesinde azalma yeti yitimine neden olmaktadır. Yeti kaybının belirleyicileri arasında günlük yaşam aktiviteleri önemli yer tutmaktadır. Kendiliğinden bildirilen yeti yitimi kadınlarda %33,2 erkeklerde %29,4 olarak rapor edilmektedir. Günlük yaşam aktivitesi bakımında kadınlar %46,8 erkekler %71,8 oranında bağımsız olduklarını bildirmektedirler. 

YAŞLI HASTAYA YAKLAŞIM

İleri yaş grubunda karşılaşılan sorunların fiziksel, psikolojik ve sosyal yönden ele alınması ve bu sorunlara karşı duyarlılığın arttırılması önem taşımaktadır. Yaşlanan nüfusun, aktif yaşamın içinde olması ve yeti kayıplarının önlenmesi için, yaşlıda risk faktörleri bilinmeli ve eşlik eden hastalıklara bağlı fonksiyonel kayıplar azaltılmalıdır. Yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişiklikler dikkate alınmalıdır. Yaşlılarda çoklu ilaç kullanımı oranı yüksektir. Öykü alınırken yaşlı hasta tarafından kulanılan ilaçların tümünün hekimi tarafından görülmesi ve bilinmesi önemlidir. Yaşlı hastaların enfeksiyon hastalıkları esnasında ateşlerinin düşük seyredebileceği ve beyaz küre sayılarının artamayabileceği, karın ağrısın sıklıkla cerrahi sebepli olduğu ve teşhisi için daha uzun araştırmalar gerektirebileceği unutulmamalıdır. Algı fonksiyonlarının yetersiz olabilme olasılığı göz önüne alınmalıdır. Psikolojik sorunların, istismar ya da ihmalin olabileceği unutulmamalıdır.

Yaşlılıkta koruyucu hekimliğin temel ilkeleri şunlardır: yalnızlıktan korunma, iş-uğraşı olanaklarının sağlanması, fiziksel etkinliklerin, egzersizlerin sürdürülmesi, beslenmeye dikkat edilmesi, kazalardan korunma, ayak bakımı, sigaranın bırakılması, kanser taramaları, görme ve işitmenin korunması, nöropsikiyatrik işlevler, anemi araştırılması. Yaşlılıkta düzenli sağlık taramaları: taramaların temel amacı; erken tanıdır. Erken tanı hastalığın seyrinin değiştirilmesi ve tedavinin başlaması ile hastanın yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, hastalık yükünün azaltılması açısından önemlidir.

Dünya Sağlık Örgütü ve IAGG tarafından yapılan çalışmalarda; tıp eğitiminde aşağıdaki noktaların öncelikli olarak ele alınması gerektiği vurgulanmakta; " yaşlanmanın biyolojisinin anlaşılması, kırılganlık ve işlev kaybına neden olan yaşlanma fizyolojisinin öğrenilmesi,  yaşlanma demografisinin gösterilmesi, reçeteleme ve akılcı ilaç kullanımı ilkelerinin bilinmesi, psikososyal risk faktörlerinin farkında olunması, yaşlılara bakım verenlerinde yaşlı ve sağlıksız olabileceğinin bilinmesi, korunma ve rehabilitasyonun geriatrik tıbbın ana hedefleri arasında yer alması gerektiğinin farkında olunması, bu günün gençlerinin yarının yaşlıları olacağı gerçeğinden hareketle yaşam boyu yaklaşımın benimsenmesi, düşmeler..."

Ülkemizdeki biyogerontoloji araştırmaları temel olarak; yaşlanma sürecinin geciktirilmesine odaklanmış, kalori kısıtlaması ve oksidatif stres mekanizmalarına yoğunlaşılmıştır. Türkiye'de biyogerontoloji alanındaki gelecek vadeden araştırmalar için sadece insan gücüne değil ekonomik ve yapısal kaynakların geliştirilmesine de gereksinim vardır. 2008 yılında Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun koordinatörlüğünde "Türkiye'de yaşlıların durumu ve yaşlanma ulusal eylem planı" için bir çalıştay gerçekleştirilmiş ve ele alınan ana konular aşağıdaki şekilde netleştirilmiştir. 

1-Yaşlılar ve kalkınma,

Yaşlıların sosyal kültürel ve politik katılımlarının sağlanması, çalışmak isteyen bütün yaşlılar için istihdam olanaklarının sağlanması, yaşlıların kırsal kesimde toplum tarafından dışlanmasının önlenmesi ve yaşlı göçmenlerin yeni toplumlara katılımı, kuşaklar arası eşitlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi, yaşlılarda yoksulluğun azaltılması

2-yaşlılıkta sağlık ve refahın arttırılması,

Yaşlılık döneminde hastalık ve bağımlı kalma riskini artıran faktörlerin birikmiş etkilerinin azaltılması, hastalıklarının önlenmesi için politika geliştirilmesi ve bütün yaşlılar için gıda maddelerine ulaşımın  ve yeterli beslenmenin sağlanması, yaşlıların sağlık ve bakım hizmetlerine evrensel ve eşit olarak ulaşımının sağlanması için yaş, cinsiyet ya da herhangi bir nedene dayalı sosyal ve ekonomik eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, yaşlılara gereksinimlerini karşılamak için sağlık ve bakım hizmetlerinin sürdürebilirliğinin sağlanması ve sağlık politikasının uygulama ve geliştirilmesinde yaşlıların aktif katılımının sağlanması, sağlık çalışanlarının ve bakım hizmeti veren diğer bireylerin bilgilendirilmesi

3-Olanaklar sunum, destekleyici ortamların sağlanması

Kendi ortamında yaşlanmanın teşvik edilmesi, yaşlılara verilen hizmetlerin sürekliliğinin sağlanması, yaşlılara karşı her türlü ihmal istismar ve şiddetin ortadan kaldırılması, yaşlıların otorite bilge gibi katkılarının toplum tarafından sağlanması.

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.