Dünyada, nüfusun yaşlanması ile gelişmekte olan ülkelerde yaşlı kişilerin oranının 2050 yılında %8'den %19'a çıkması beklenmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde 80 yaş üstü nüfus oranı 1960 yıllarında %1,5 iken, bu oran 2010 yılında %5'e yükselmiştir, 2050 yılında da %11'e ulaşması beklenmektedir. OECD ülkelerinde de 2010 yılında %15 olan 65 yaş üstü nüfus oranının 2050 yılında %27'ye, 80 yaş üstü yaşlı nüfusun ise %4'den %10'a çıkacağı belirtilmektedir. Ülkemizde şu an yaklaşık %8 olan yaşlı nüfusun projeksiyonlara göre 2023'te %10'a kadar artacağı, 2050 yılında da %23'e yükseleceği açıklanmaktadır. Bu da Birleşmiş Milletler tanımına göre Türkiye'nin "çok yaşlı" nüfuslu ülkeler arasında yer almasına neden olacaktır. 
 
 
 
Nüfusun yaşlanması, 21. yüzyılda öne çıkan en önemli demografik olgulardan biridir ve sağlıktan sosyal güvenliğe, çevreye, iş imkânlarına, sosyal, kültürel faaliyetlere ve aile hayatına kadar toplumun tüm yönlerini etkilemektedir. Görme ve işitme kaybı yaşlılığın en karakteristik özellikleri olarak nitelendirilebilir. Konuşma ile birlikte işitme ve görme, insanın çevresi ile iletişiminde en önemli yetileridir. İnsanda görme sistemi gibi işitme sisteminde de yaşla birlikte merkezi ve periferal değişiklikler olur. Yaşlı bir bireyin yaşamında konuşmak için işitme duyusunun önemi düşünüldüğünde kayıplar kritik önem kazanmaktadır. 
 
İşitme kayıplarının iletim tipi ve sensoriyel olmak üzere iki formu vardır. İletim tipi kayıplar genellikle dış kulakta bulunabilecek bozukluklar (yabancı cisim, iltihap, tümör), orta kulak ile ilgili olan bozukluklar (kulak zarı delinmesi, iltihap, kireçlenme, tümörler, zarın içeriye çökmesi, sıvı birikimi) ve iç kulakta anomaliler gibi genellikle mekanik nedenlere bağlıdır. İşitme kayıplarının %90'ında neden sensoriyeldir, iç kulaktaki duyma hücrelerinin hasar görmesine bağlıdır. Yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkan işitme bozukluklarına "Presbiakuzi" denilmektedir.
 
Yaşlılarda presbiakuzi, tipik olarak ilerleyici, HER İKİ KULAKTA BİRDEN, yüksek sıklıkta işitme kayıpları ile belirgindir. Genellikle altmış yaş üstünde başlar, sıklıkla rahatsız edici olarak algılanmayan çınlama da eşlik edebilir, zamanla sessiz harflerin anlaşılması bozulur, daha sonra konuşmayı anlama eşiğinde düşme ortaya çıkar. Konuşmaları tam anlayamadıkları ve sözleri tekrarlattıkları için yavaş yavaş sosyal hayatın dışına itilirler. 
 
Presbiakuzili kimselerin en çok yakınmaları, sorunun şiddetine göre, gelen sesi duydukları ancak anlayamadıkları şeklindedir. Yaşlılar, geri plandaki gürültüyü ayırmada güçlük çekerler, işitme bozukluğundan şikayet etmezler. 
Normal kulağın sesi işitebildiği aralık 0- 20 dB olarak belirlenmiştir. Bu ses şiddetinin üzerinde duymaya başlayanlarda işitme kaybı var demektir. 0-20 dB işitme kaybı çok hafif, 41-60 dB hafif, 60-80 dB orta derecede, 80-100 dB ileri derecede, 100 dB ve üzeri de çok ileri derecede işitme kaybı olarak sınıflandırılmaktadır. 
 
İŞİTME KAYBI NEDENLERİ NELERDİR ?
 
Kalıtımsal bozukluklar, hipertansiyon aile öyküsü, sigara içme, metabolik hastalıklar, ototoksik ilaçlar, travma, aşırı endüstriyel gürültüye maruz kalma, neoplazmalar, enfeksiyonlar, vasküler harabiyet, dejeneratif hastalıklar, yaşlanma, kötü kulak hijyeni, B12 vitamini eksikliği etkili olabilmektedir. Çocukluk yıllarında geçirilmiş orta kulak iltihapları veya operasyonları da işitmenin daha kolay yitirilmesine yol açabilir. Antibiotikler (aminoglikosidler, erythromycin, vancomycin), antineoplastikler (sisplatin, karboplatin, vincristine sulfat), diüretikler (furosemid, ethacrynic asit), antienflamatuvar ilaçların (aspirin ve kinin) da ototoksik ilaçlar olarak işitme sorunlarına neden olduğu bildirilmiştir. 

Yaşlılarda işitme kayıplarının tartışılması zordur çünkü yaşlılarda normal işitme düzeyleri için kesin sınırlar açık belirlenmemiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre sakatlığa bağlı olarak kaybedilen sağlıklı yılların toplamı değerlendirildiğinde bu kayba yol açan nedenler arasında, presbiakuzi üçüncü sırada bulunmaktadır. Presbiakuzinin, kişilerde bilişsel fonksiyonların kapasitesinde azalma, sosyal aktivitelerde kısıtlanma, yalnızlık, izolasyon, iletişim bozuklukları ve aile yaşamında tatminsizlik gibi durumlara yol açarak yaşam kalitesini olumsuz olarak etkilediği gösterilmiştir. Presbiakuzi ile demans riski arasında da bağlantı vardır.  Çoğu zaman depresyon, demans, yaşla ilişkilidir ve batı toplumlarında nüfusun yaklaşık %10'unu etkilemektedir. İşitme kayıpları diğer bireylerle iletişimde yalnızca işitme sorunu olanları değil, bu sorunu olmayanları da etkiler. Bu kişiler işitme sorunu olan bireylere daha yüksek sesle konuşmak yakınına gelmek durumundadırlar ya da iletişimlerini sınırlayabilirler. 16 İşitme kaybı, çoğunlukla sessiz şekilde ilerleme gösterir. Çoğu durumda kişinin çevresindekiler işitme kaybını kişinin kendisinden önce fark eder. Öyküde çoğunlukla hızlı konuşmayı algılamada güçlük, sessiz harfleri algılamakta zorluk çekme, gürültülü ortamlarda kelimeleri tanıma ve ayırt etmede zorlanma tarif edilir. Genellikle tinnitus işitme kaybına eşlik eder.
 
Genel olarak işitme bozukluğuna 65 yaş üstü bireylerde %30 oranında, 80 yaş üstü bireylerde ise %50 oranında rastlanmaktadır. Dünyada işitme kaybı olan yetişkinlerin sayısı yaklaşık olarak 328 milyondur ve 65 yaş üstü nüfusun yaklaşık 1/3'i işitme kaybından etkilenmiştir. İşitme kaybı, 65 yaş üstü Amerikan toplumunda, hipertansiyon ve artrit'ten sonra üçüncü sırada ve %25-%40 sıklıkta görülen sağlık sorunudur. İşitme kaybı olan yaşlılarda kayıp yaşla birlikte bilişsel kayıplarla birlikte yıldan yıla artmaktadır. 75 yaş üstü grupta, %40-%66, 85 yaş üzerinde de %80 görülmektedir. 
 
Hekimlerin yalnızca %9'u yaşlılara işitme testi uygulamasını önermektedir ve yaşlıların yalnızca %25'i işitme cihazı kullanmaktadır. Bu durumda yaygın bu sorun erken dönemde tanılanmayıp tedavi edilemeyerek erişkinler ve yaşlılar için çözümsüz kalmaktadır. Oysa işitme kayıplarının tedavisinin yaşam kalitesini iyileştirdiği belirtilmektedir. 60 yaş üstü bireylerde işitme özürlü birey sayısı 64600 civarındadır. 
İşitme ve görme özürlü 10 yaşlıdan 4'ü 60-69 yaş aralığındadır. Bu sorun 60-64 yaş grubunda %22,9, 65-69 yaş grubunda %18,9,70-74 yaş grubunda %19,2, 75-79- yaş grubunda %19,4, 80-84 yaş grubunda,%11,3 ve 85+ yaş grubunda %8,9'dır. 
 
İŞİTME KAYBI TANISI NASIL KONUR ?
 
Yaşlılarda işitme sorunu farklı tanı yöntemleri ile belirlenebilir. 
 
İşitmenin Değerlendirilmesi-Anamnez alma Yaşlılar, görme ve işitme yeteneklerinde azalma, bilişsel bozukluklar, kronik hastalıklar gibi nedenlerle tıbbi sorunlarını dile getirmekte zorlanırlar ya da yaşlanmanın doğal bir parçası kabul eder ve söylemezler. Bu nedenle anamnez alırken yaşlıya daha fazla zaman ayrılmalıdır. Kişinin konuşma şiddeti işitme kayıplarında önemli bir bulgudur. İletim tipi işitme kayıplılar kendi seslerini daha şiddetli duyduklarından az şiddetli sesle konuşurlar. Buna Weber parakuzisi de denir. Sensorinöral işitme kayıplılar kendi seslerini de daha az duyduklarından, şiddetli sesle ve bağırarak konuşurlar. Bu özellikler değerlendirilir. 
 
Fizik bulgular olarak, otoskopik verilerle işitme kayıpları tanısında dış kulak ve kulak zarı ve hatta perforasyon varlığında orta kulak yapıları incelenebilir. Anamnez alırken presbiakuziye neden olabilecek gürültü maruziyeti, alkol, sigara, ototoksik ilaç kullanımı, diyabet, hipertansiyon ve aile öyküsü de sorgulanmalıdır. 
Erken Tanı Testlerinin Uygulanması Yaşlılarda işitme sorunlarının belirlenmesinde ses veren her türlü araçla, katı cisimlerin çarpma sesleri, el çarpması sesi, müzik aletlerinin sesleri, saat türlerinin çıkardığı sesler değişik frekanslı çan sesleri ve insan sesleriyle akumetri yapılabilmektedir. Diyapazon testleriyle de işitmenin kalitatif ve kantitatif analizi yapılabilmektedir. Diyapazonlarla Weber Rinne, Schwabach, Gelle ve Lewis testleri yapılarak normal işitme, iletim tipi ve nörosensoriyel tip işitme kayıpları ortaya çıkarılabilir.
 
Titreşimli ses çatalı, ya da muayene edenin parmaklarını çıtlatma sesini kullanması da önerilen tarama yöntemleri arasında bulunmaktadır.
 
Fısıltı testi: Yaşlılarda sensoriyel kayıplar ve nöral yapı bozukluklarına bağlı olarak dejeneratif işitme sorunlarının yaygın olması nedeniyle, işitme sorunlarının tanılanmasında fısıltı testi uygulanması kolay ve maliyet etkili bir test olarak önerilmektedir ve en sık kullanılan tarama testidir. Bu test, çocuklarda, erişkinlerde ve yaşlılarda uygulanarak işitme sorunu olan ve olmayanların belirlenmesinde bir erken tanı yöntemi olarak birinci basamak sağlık uygulamalarında kullanılabilir. Fısıltı sesi 30 Db kadar şiddette olup, akciğerlerdeki rezidüel hava ile çıkartılan sestir. Normal işiten bir kulak fısıltı sesini 5m kadar uzaktan duyabilir. Testi uygulayacak kişinin, test uygulanan bireyin dudak okumasını önlemek için her zaman bireyin 20-60 cm. arkasında ayakta durması gereklidir. Testi uygulayan, sessizce derin bir inspirasyon yapar, hastanın bir kulağı kapatılır, görme alanı dışında ilgili kulağa pes ve tiz frekansları veren 3-6 kelime /rakam (örneğin,4-k-2) söylenir. Kişinin söylenenleri tekrarlaması istenir ve doğru söyledikleri saptanarak sonuca gidilir. Söylenen kelimelerin en az %50'sini tekrar etmesi beklenir. Eğer hasta doğru yanıt verirse; işitme durumu normal kabul edilir, eğer yanlış yanıt verirse, test farklı rakam ve harfler kullanılarak tekrarlanır. Testin uygulanmasında; daha iyi duyan kulaktan başlanması, test edilmeyen kulak üstünden parmakla bastırılarak ve dairesel hareketlerle ovularak işitme kanalının kapatılması, her iki kulağın ayrı ayrı değerlendirilmesi önerilmektedir. Fısıltı tonunun güvenilir biçimde kontrol edilmesi için bir yöntemin ve ayrıca bu test için güvenirlik açısından gözlemciler içi geçerlik ve test-tekrar test güvenilirlik sınanmasının olmaması bu test için sınırlılıklardır. Fısıltının tonuna dikkat edildiği takdirde fısıltı testi değerli bir testtir. 
 
İşitme Azlığı Taraması Envanteri testi: Bu test işitme kaybının fonksiyonel durumu nasıl etkilediğinin gösterilmesinde, sosyal ve emosyonel işitme kaybı bozukluğunu ölçer. Hastalara 10 soru sorulur ve bunlara evet (4 puan), bazen (2 puan) ve hayır (0 puan) cevaplarından birini vermesi istenir. Ölçüm aracından alınacak puan 0 (sorun yok) ve 40 (tam sorun) arasındadır, 0-8 arasında alınan puan %13 işitme bozukluğunu, 10-24 puan %50 işitme bozukluğunu ve 26-40 puan %84 olasılıkla işitme bozukluğuna işaret eder.
 
Odiyometri:  En güvenilir yöntem ise otoskop ve odiyometreden oluşan odioskoptur. Odiyometri, altın standart ölçüm olarak her yıl yapılması önerilir. iNGİLTERE'DE 1990 yılından beri yaşlılarda işitme kayıplarının taranması ulusal sağlık hizmetleri kapsamında bir zorunluluktur. Kraliyet Genel Pratisyenler Koleji fısıltı testinin bu amaçla kullanımını önermiştir. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı tarafından işitme sorunlarının yaşlılarda Fısıltı testi ve öykü alma ile belirlenmesi ve odiyometrik işitme testlerinin yalnızca işitme kaybı ve çınlaması olanlara yapılmasını bildirmiştir. Görme ve işitme testinin 60 yaşından sonra iki yılda bir yapılması önerilmektedir. 

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.