hurriyet_logo.jpg yasl.jpg 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Yaşlı bireyler günün çok büyük bir kısmını evlerinde geçirmektedirler. Bu nedenler sıklıkla ev kazalarına uğramaktadırlar. Bu kazaların hemen hepsi uygun bir ev dizaynıyla önlenebilmesine rağmen acaba yeni yapılan devasa görkemli siteler ve rezidanslar yaşlı sağlığı için ne kadar uygundur?

Konuyu tüm detayları ile Türkiye'nin tek Gerontoloji (Yaşlanma ve Yaşlılık Bilimi ) ve Kalp Damar Hastalıkları uzmanı olan Prof. Dr. Ahmet Akgül'e sorduk ve değerlendirdik.

Gerontoloji nedir?

Gerontoloji, yaşlanma ve yaşlılık bilimidir. Burada amaç sağlıklı yaşlanma sürecini ve sağlıklı ve huzurlu yaşlılık hayatı planlanmaktadır. Yaşlı sağlığı için yalnızca biyolojik sağlık yoktur, ekonomik, sosyal, kültürel, hukuki, çevre, ev, yerleşim, psikoloji, gibi yaşlıların hem bireysel hem de toplumsal sağlıklı yaşam için gerekli olan tüm ihtiyaçların temini ve yönetilmesi amaçlanmaktadır. Yani biyolojik yaşlılık gerentolojinin yalnızca alt bir kısmıdır. Yaşlıların toplum ve çevrede huzurlu ve sağlıklı yaşaması için alınacak tedbirler tüm yaştaki insanları da ilgilendirir. Bu bağlamda alınacak tedbirler yalnızca yaşlılar için değil sağlıklı yaşlanmak için tüm toplumu ilgilendirmektedir

"Yaşlı" kime denir?

Yaşlılığın kronolojik, biyolojik, psikolojik ve sosyal olmak üzere pek çok boyutu bulunmaktadır. Örneğin "kronolojik yaşlanma" denildiğinde "takvim yaşı" anlaşılır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan tanıma göre 65 yaş ve üzeri kişiler yaşlı olarak kabul edilir. Yaşlılığın sadece kronolojik yaşlanma kavramı kapsamında değerlendirilmesi eksik bir yaklaşım olduğundan dolayı biyolojik, psikolojik, sosyal yaşlanma gibi diğer tanımların da dikkate alınması önemlidir. Örnek olarak biyolojik yaşlanma içinde kişinin kendisine bakması ve sağlıklı olma durumu da bulunmaktadır. Biyolojik yaşın temel ölçü birimi "damar yaşlanması"dır ve cilt yaşlanmasından tutun kalp ve diğer organların yaş arttıkça fonksiyonlarındaki bozulma aslında o organı besleyen kılcal damarlardaki yaşlanma ile ilgilidir. Yani biyolojik yaşlanma eşittir damar yaşlanmasıdır. Biyolojik yaş ile takvim yani kronolojik yaş arasında 20 seneye kadar çıkabilecek fark olabilir. Yani kişinin nüfus cüzdanında 80 yazılsa da kişi sağlıklı yaşlanma kurallarına uyarsa damar yaşı yani biyolojik yaşı 60 olabilir. Aradaki 20 yıl neredeyse bir ömürdür

Dünya yaşlanıyor mu?

Teknoloji ve bilimin gelişmesiyle ayrıca sağlık sunumunun daha da kolay  ulaşılabilir olmasıyla son 50 yılda dünya toplumlarında yaşam süresi ortalama 20 yıl uzamıştır. Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre, 2000 yılında 60 yaş ve üstü kişi sayısı 600 milyon iken, 2025'te 1,2 milyara, 2050'de ise 2 milyara çıkması beklenmektedir. 1950'li yıllarda ortalama yaşam süresi 45 yıl iken, günümüzde bu süre ortalama 70 yıla çıkmıştır ve 2050 yılında 75 yıla çıkacağı öngörülmektedir. Bu da yaşlı nüfusun toplumdaki oranını yükseltmektedir.

Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 600 milyon yaşlı bulunmakta ve bunun yarıdan fazlası gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Altmış yaş ve üzeri grubu nüfusun 2020 yılında bir milyardan fazla olması beklenmektedir.

Türkiye'de durum nedir?

Aslında Türkiye'deki durum da benzerdir. Türkiye'nin nüfusu "genç" ve bizde "genç işgücü" var denilmekteydi yıllardır ama gerçek böyle değil. Şunu net olarak bilmeliyiz ki, biz yaşlı ve yaşlanmakta olan bir toplumuz. Bunu rakamlarla ifade edersek: 1927 yılında yapılan ilk nüfus sayımında ülke nüfusu 13,6 milyon bulunmuş, ve 1960 yılında 27,7 milyona yükselmiştir. Bu dönemde toplam doğurganlık hızının 6 olduğu tespit edilmiştir fakat 1980'lerde toplam doğurganlık hızı 2,16'ya gerilemiştir. Bu tablo, nüfusu yaşlandırmaya başlamış ayrıca gelişen sağlık teknolojileri ve bakımlarıyla yaşayan bireylerin yaşam süresi artmış. Örneğin, 1940'larda erkekler ortalama 30 yıl, kadınlar ortalama 33 yıl yaşarken günümüzde bu süre erkekler için 71 yıl iken kadınlarda 76 yıla çıkmıştır. TÜİK'nin yaptığı çalışmalarda 2023 yılında erkeklerde ortalama yaşam süresinin 75,8'e çıkması beklenirken kadınlarda 80,2 olması beklenmektedir. Yapılan araştırmalar 2023 yılında Türkiye nüfusunun 10.2 si yaşlılardan oluşacağı bildirilmekte, ve bu durum da bizi "ileri yaşlı" toplum grubuna sokacaktır. Bilindiği üzere toplumdaki yaşlı oranı %8'i geçtiğinde "yaşlı" toplum, %10'u geçtiğinde ise "ileri yaşlı" toplum denmektedir.

Yaşlı nüfusunun artışı sorun mudur? Ne gibi önlemler alınmaktadır?

Öncelikle şunu belirtiyim ki, Yaşlılıkla ilgili iyi politikalarımız ve yönetim planımız olursa yaşlılık bir sorun değildir aksine zenginliktir. Bilgi onlardadır, tecrübe onlardadır. Biz, gençler ile yaşlıları entegre etmeliyiz. Amaç da bu zaten. Enerji gençlerden, deneyim yaşlılardan. Dünyada alınan önlemlelere gelince:

Batı toplumlarında 1995 yılında onaylanmış olan "Yaşlanma ve Sağlık" programı önemlidir. Bu programa göre sadece yaşlılığın getirdiği sağlık sorunlarına odaklanmak yerine, öncelikle sağlıklı yaşamayı ve dolayısıyla yaşlanmayı hedefleyen planlama ve araştırmalar önerilmektedir. Burada amaç, "sağlıklı yaşlanma" kavramıdır yani yaşlanmanın getireceği doğal rahatsızlıkların dışında sorunsuz yaş almadır. Amaç yalnızca biyolojik destekten başka yaşlının yaşadığı ortam ve çevrenin de düzenlenmesi gerekir

Bu amaç doğrultusunda özellikle kamunun, özel sektörün, merkez ve yerel yönetimlere işler düşmektedir.  Bu nedenle  "Yaşlı Dostu Şehirler" kavramı gelişmiştir.

Bu konuda bizim de çalışmalarımız vardır. "Yaşlı dostu evler" ve "yaşlı dostu siteler" üzerinde durmaktayız. Toplumun en önemli birimi aile olduğundan "yaşlı dostu şehir" için "yaşlı dostu ev ve siteler" üzerinde danışmanlıklar yapmaya başladık

Yaşlılar için niye farklı evler lazım olsun ki?

Bu sorunun cevabı için önce "yaşlılarda ev hayatında farklı neler oluyor?" sorusunun cevabına bakmak gerekir:

Yaşlı yani 65 yaş üzerindeki insanların en çok şikayeti ve sağlık merkezlerine gelme nedeni, evlerinde normal hayatını sürerken yaşadığı "düşme"  eylemidir.

Ülkemizde 65 yaş üzerindeki kişilerde, son bir yılda herhangi bir ev kazası geçirme sıklığı %67 lere  çıkmaktadır. Bu kazalar yaş gruplarına göre farklı kaza nedenleri belirtilmektedir.  En sık görülen kaza ise düşme'dir. Düşme kazası bir sonuç olduğu gibi aynı zamanda birçok hastalığın ve uzun tedavilerin de sebeplerindendir. Yani basit bir eylem değil, uzunca bir zaman, sağlık, moral, ekonomik kayıplarla giden bir sağlık problemidir.  Avrupa, yaşlılardaki bu "düşme" olgusunu çok ciddiye aldı ve "Avrupa düşmeyi önleme grubu (Prevention of Falls Network Europe)" yani kısa adıyla Pra- FaNE'yi kurdu.

Her yıl toplumda yaşayan 65 yaş üzeri yetişkinlerin %30-40'ı evlerinde, %50'si ise bakım evlerinde düşmektedir. Düşmeler sonucu, ciddi kafa travması, kırık, yumuşak doku zedelenmesi gibi ciddi biyolojik sorunlar ortaya çıkmaktadır. 

Düşme, kişinin sosyal yaşama katılımı ve kendi kendine bakabilme yeteneğini azaltır ki buda sosyolojik sorunlar yaratır.

Ayrıca "düşme korkusu"nun varlığı bile yaşlının fiziksel aktivitelerini azaltmasına, sosyal aktivitelerini ve etkinliklerini azaltarak kendine güvenini kaybetmesine neden olabilmektedir ki bu da psikolojik sorunlar oluşturur.

Yaşlılar niye düşer ?

İki nedenden düşer:

1-    Yaşlının kendisine bağlı nedenler

2-    Yaşadığı ev ve çevresine bağlı nedenler

İleri yaş, tek başına bile düşme için en önemli risklerdendir. Yani kişi ileri yaşta ise, hiçbir tanı konulmuş hastalığı olmasa da başlı başına "düşme" için  risk taşır.  80 yaş ve üzerinde düşme oranı %40-50'yi bulabilmektedir. Yaşlı kişiler gençlere göre, daha güçsüz, koordinasyonu daha bozuk ve daha tehlikeli bir yürüme şekli içindedirler. Yürümenin kontrolü, vücudu dik ve dengede tutan refleksler, kasların gücü ve dengesi, adım yüksekliği yaşla azalmakta, ayak takılması ve kaymalara karşı düşmeyi önleme kabiliyetinde bozulma görülmektedir.

Görme, işitme ve algı bozuklukları, kas güçsüzlüğü, yürüme ve denge bozuklukları, destek cihaz kullanımları, eklem sorunları, depresyon ve bunama, demans, alzheimer gibi hastalıklarda görülen bilişsel fonksiyonlarda bozulma, dalgınlık, çok fazla ilaç kullanma gibi nedenler yaşlılarda  ev içerisinde kayma ve takılmalara neden olmaktadır.

Uygunsuz destek cihazlar düşmenin diğer bir nedenidir. Kişinin ihtiyacına veya boyuna uygun olmayan destek cihazlar düşmeye neden olabilmektedir.

Yaşlılar avuç dolusu ilaç kullanmaktadır. Kullanılan birçok ilaç farklı mekanizmalarla düşmeye neden olmaktadır, bu ilaçlardan en önemlileri; ortostatik hipotansiyona - ayağa kalkınca tansiyonunun düşmesi - neden olabilecek antihipertansi ilaçlar, anti- anjinal - koroner yetmezliğe bağlı dil altı alınan ilaçlar-, trisiklik antidepresanlar yani psikolojik ilaçlar, sedasyon,  ve dikkatte dağılma yapabilecek benzodiazepinler gibi sakinleştiriciler, antihistaminik yani allerji ilaçları, narkotik analjezikler yani güçlü ağrı kesiciler, miyosis yani görme kusuru  yapan glokom ilaçları sayılabilir.

Diyabetik yaşlılarda ortaya çıkan hipoglisemi de düşmelere neden olan diğer bir faktördür. Alt üriner sistem şikayetleri ve idrar tutamama durumu da da düşme riskini arttırmaktadır.

2. Nedenler nelerdir? Günümüzde yapılan evlerin yapısı düşme riskini artırıyor mu? Ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Danışmanlık verdiğimiz evlerin iç mimarisi bu risklerden yaşlıları koruyor ama birçok yeni yapılan ev ve sitelerde bu anlayışı maalesef göremiyoruz. Nedir bu riskler?

İç mekan ve mobilyalar önemli: sabit olmayan alçak mobilyalar, ne kadar şık ve modern görünümlü olsa da yaşlıların düşmesi için en önemli risklerden. Bu nedenle bu mobilyaları daha yüksek ve sabit yerleştirilmesini sağlıyoruz.

Yaşlının yatağının uygunsuz yüksek veya alçak olması: Burada da yatağa yatacak olan yaşlının boy ve kilosuna göre kişiye özel yatak boyları ayarlıyoruz.

Tuvaletler: Yatak odasına açılan tuvaletler ve uygun genişlikte kapılar düzenliyoruz. Tuvaletleri klozet olarak tasarlayıp, yaşlımızın boyu ve kilosuna göre yüksekliğini ayarlıyoruz. Tuvalet ve banyolara oturup kalkma esnasında her iki kol için uygun barlar koyuyoruz.

Koridorlar en tehlikeli alanların başında geliyor. Gece sıkça tuvalete giden yaşlı için en zor mekanlar. Buraya sağlı ve sollu tutunmak için barlar koyuyoruz.  Yerden aydınlatmalı sensörlü ışıklar koyuyoruz ve bunlar gece boyunca koridoru aydınlatıyor.

Ev içinde basamak veya merdivenler için uygun yükseklikte tutunma barları ve uygun aydınlatmalar öneriyoruz.

Özellikle koridorda eski halı veya kilim bulundurmuyoruz. Bunlar katlanıp, kıvrılıp yaşlının düşmesine neden olmakta. Yerde dağınık halde duran kablo teller ayrıca riskli.

En önemli sorunlardan biri de parlak ve cilalı yer döşemeleri. Bunlar içinde özel kaymayı engelleyecek önlemlerimiz mevcut. Yani evinde yaşlı olan bir aile, yerleri çok çekici parlak ve cilalı döşemeye özellikle dikkate etmeli.

 

-       Yaşlılardaki ev içinde "düşme" lerde cinsiyet farkı var mıdır?

Özellikle kadınlarda erkeklere oranla ev kazaları ve biryerlere takılıp veya takılmadan düşmeler daha sık görülmektedir. Bu durum kadınların ev içinde daha hareketli olmaları, mutfakta daha çok zaman geçirmeleri ileri yaşlarına rağmen evin bakımını devam ettirme isteklerinden oluşmaktadır.

-       Danışmanlık yaparken yaşlının düşme riskini hesaplayabiliyor musunuz? Yaşlılara test mi yapıyorsunuz?

Bu konu en önemli konulardan bir tanesi. Yaşlı ve aile ile görüşüyoruz. Yaşlıya testler uyguluyoruz. Birkaç çeşit testimiz var, bunlara göre riskleri özel olarak belirliyoruz. Örneğin:

Sadece hastanelerde yaşlılar için kullandığımız STRATIFY Risk Değerlendirme,

Acil servislerde kullandığımız PROFET tarama testi,

Toplumda aktif yaşayan yaşlılara yaptığımız FRAT tarama testi,

Bireysel olarak özel yaptığımız The Physiological Profile Assessment (PPA), Tinetti denge ve yürüme testi, Berg denge skalası ve Kalk ve Yürü testidir.

Kalk ve yürü testi, yaşlının yardımsız olarak oturduğu koltuktan kalkarak 3 adım yürüyüp tekrar yerine oturmasıdır. Günlük pratikte uygulanabilecek pratik bir değerlendirmedir. Eğer yaşlı bu hareketi yapamıyorsa dengeyle ilgili bir problem düşünülerek ileri tetkike yönlendirilmelidir.

Sonuç olarak yeni yapılmakta olan ve proje aşamasında olan tüm ev ve siteler için "Gerontolojik Danışmanlık" alınması gerekmektedir. Biz İstanbul Üniversitesi Gerontoloji Bölümü (İstanbul Gerontoloji) olarak bu danışmanlığı veriyoruz. Dünyanın uygulayageldiği bu sisteme artık Türkiye'de hazır olmalı. Günümüz ve geleceğimiz için toplumun yaşlanmakta olduğu gerçeğini bilerek uygun politikalar ve yönetim biçimi göstermek zorundayız.

 

 

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.