https://www.ahmetakgul.com.tr/ Prof. Dr. Ahmet Akgül - Omuz Kapanı - Göğüs Çıkım - Torasik Outlet Sendromu

TORASİK OUTLET SENDROMU (TOS)

"Merhaba Ahmet Bey,
Hastalığın tanımı ile ilgi yazdığınız bu yararlı bilgiler için öncelikle teşekkür ederim. Biraz uzun yazacağım ama bunun sebebi buraya yazdıklarınız değil yazmadıklarınız. Hastalığın teşhisinde doktorun önce bu hastalıktan şüphelenmesi gerektiğini belirtmişsiniz ve bu gerçekten çok doğru bir ifade olmuş. Ben yaklaşık 11-12 yaşımda başlamıştım kolumun ağrıdığını söylemeye ve ne yazık ki çocuk olduğum için herkes okula gitmemek için bahane uydurduğumu düşündüğünden hiçbir doktor beni tam olarak ciddiye alıp düzgünce muayene etmemişti. Daha sonra lise çağlarımda röntgen, tomografi vb çekildi ama boyun fıtığı veya düzleşmesi olabilir düşüncesiyle bakıldığı için yine anlaşılmadı. Yaşım daha da büyüdükçe gitgide hayatimi etkiledi ve hiçbir spor etkinliği yapamaz oldum. Derken yıllar geçti ve ben yüzemiyordum. Bana yüzme öğretmeye çalıştıklarında 3 kulaçtan fazla atamadığım için kızıyorlardı ama konu yüzme bilmemem değil yüzemememdi. Yaklaşık 2 gün sonra aşırı şekilde kolumda sancı hissettim ve beni hemen acile götürdüler. Tansiyonumu ölçmeye çalıştıklarında ise öldüğümü söylediler çünkü kolumda hiç nabız yoktu. Sonrası malum anjiyo oldum, %90 oranında tıkanıklık ve hemen ameliyat. Ameliyat eden doktorlar inanın sebebini bilmeden ameliyat ettiler. Neden tıkandığını sorduğumuzda oradaki kaslar baskı yaptığı için deyip savuşturdular. Neyse ameliyattan hemen sonra şikayetlerim azalmadı, aynı kaldı çünkü taktıkları yapay damarda ne yazık ki tıkandı. Ancak ben bir daha ameliyat olmayı istemedim. 2006 yılında oldum ameliyatı ve hala 2. ameliyatı olmak istemiyorum. Ameliyatımı yapan doktorların hiçbirinden hastalığımın ne olduğunu öğrenemedik ve ben bu sebeple normal bir damar tıkanıklığıymış gibi davranmaya ve ona göre yaşamaya devam ettim. Derken 3 yıl kadar masa başı iş de çalıştığım için artık boyun fıtığım da olmuştu. Artık kolumda daha farklı şeyler olmaya başladı. Karıncalanma ve batmalar. Hocam İstanbul’da Anadolu yakasının tüm hastaneleri gezdim ve hepsi fıtık dedi. Lakin artık biliyorum ki fıtık bazı parmakları etkiliyor bazılarını değil. Benim sol elimin serçe, yüzük ve orta parmağı uyuşuyordu. Fıtık deyip geçiştirilmemin yaklaşık 1 yıl sonrasında bir gece uykumda dönerken inanılmaz bir şekilde bir acıyla uyandım. Sol kolumun dirsekten aşağısı (kolumun tümü değil sadece dirsekten alt tarafa doğru ve serçe yüzük ve orta parmağı etkileyecek hizaya kadar olan kısmında) sanki iğne dolu bir kutunun içinde sıkıştırılıyor gibi batıyor ve ayni zamanda da kaynar su dökmüşler gibi yanıyordu. Buna ilave olarak da inanılmaz terliyordu. Tüm bu belirtilerle birlikte gezdiğim hiçbir hastane ve doktor yine teşhis koyamadı. En sonunda (adını vermeyeceğim çünkü tek amacı para olan bir doktordu ama olsun yine de teşhis koydu) bir doktor teşhis koydu ve sadece fizik tedavi gördüm. Bugüne kadar da hala ara sıra atak geçiriyorum. Bu yanma ve batmalar ile başa çıkmayı öğrendim ve sebep olacak hareketlerden kaçınıyorum. Sizin bu yazıya yazmadığınız şey ise sadece güç kaybı, nabızda yavaşlama veya diğerleri değil benim ki gibi olan durumlarda inanılmaz batma ve yanma acısı. Çok uzun yazdığım için özür dilerim. Biz hastalar severiz hikayeleştirmeyi ama benim durumumda maalesef meslektaşlarınız uzun yıllar şüphelenmedikleri için inanılmaz acılar çektim ve umarım siz okurken acı çekmezsiniz. teşekkürler ve iyi çalışmalar dilerim. İyi günler."

Torasik outlet sendromu yani omuz çıkımı sendromu, "tuzak damar hastalıkları"  içinde yer alan bir hastalıktır.

Hastamızda yıllardır devam eden şekilde kolda belli belirsiz bir ağrı vardır. Hasta, özellikle kolunu yukarı kaldırdığında koldaki ağrı artar, kolunu indirince ağrı azalır. Özellikle bayanlarda görülmekte ve hasta perde asarken, üst raflardan kitap alırken, yani kolunu yukarı kaldıracağı her işte kolunda ağrı oluşur. Koldaki bu ağrıya bazen karıncalanma, uyuşma da eşlik eder. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde hastalık olan kolda renk değişikliği ve solukluk oluşmaktadır. Zamanla aynı kolda soğukluk ve özellikle üşüme başlayacaktır.

Bu hastalığın nedeni, kola giden atar damarın kola giderken boynun hemen aynı tarafında sıkışmaya uğramasıdır. Bu damarın etrafında olan, boyun omurlarının (7. Boyun omuru) yan uzantıları, 1. Kaburga kemiği veya kas dokularında aşırı gelişme sonucu arasından geçen atardamarı sıkıştırması ile olur.

Bu atardamarın yanında ayrıca toplardamar ve kola giden sinir de vardır. Bazen damarların etrafındaki bu yapılar yalnızca atardamarı değil de aynı zamanda toplardamarı ve/veya sinire de bası yapabilir. Toplardamara bası yaparsa kolun kan dolaşımı iyice bozulur ve bu sefer kolda şişme ve morarma olur. Bu sefer koldaki ağrı iyice artar ve kolu aşağı sarkıtınca daha önce azalan kol ağrısı bu sefer şiddetlenerek artar. Hasta kol ağrısını geçirmek için kolu koyacağı bir pozisyon bulamaz.

Ayrıca bu etraftaki yapılar damarların yanında siniri de sıkıştırırsa kolda uyuşma, karıncalanma, ağrı ve daha da ileri giderse kolda, elde ve parmaklarda kas gücü azalır. Hasta elinde tuttuğu bardağı düşürebilir, elinde bir cisim kavraması bozulabilir, yazı yazması zorlaşır ve daha da ileri giderse kolda felç bile görülebilir.

Hasta bu ve benzer şikayetlerle birçok sağlık kurumuna gitmiştir ama her branş bir diğerine göndermiştir. Uzun süre tanısı konulamamıştır. Bu hastalıkta tanıyı koymak için önce doktorun bu hastalıktan şüphe etmesi gerekir. Bu doktor da genellikle kalp ve damar cerrahıdır. Doktor hastanın kolunu yukarı kaldırıp, hastanın başını karşı tarafa çevirip, derin nefes alıp tutmasını ister. Bu durumda eğer koldaki damarlara bası varsa, bu bası artar ve hastanın kolundaki nabız azalır, kolda ağrı artar, kolun rengi soluklaşır.   Bu durumda hastadan DİNAMİK DOPLER istenir. Hastanın damar durumu hem kol sarkıtılırken hem de yukarı kaldırılırken Dopler tetkikinde incelenir. Hastada sinirlere bası düşünülüyorsa o kola EMG yapılır. Damarlarda ve sinirde sorun varsa EMAR ile boyunda baskı yapan yapılar ortaya çıkarılır.

Damar ve sinire bası yapan bu oluşumların tedavi edilmesi gerekir. Bu yapılar ameliyatla düzeltilir. Ameliyat için boyundan veya estetik olması isteniyorsa koltuk altından girilir. Ameliyatta damar ve sinire bası yapan kaburga veya omurga uzantısı olan kemikler törpülenir, veya damar ve sinire bası yapan kas ve yapışkan dokular temizlenir. 

Ameliyat yaklaşık 1 veya 1,5 saat sürer. Hasta 1 veya 2 gün hastanede yatar ve taburcu olur. Taburcu olduktan sonra hayatına kaldığı yerden devam eder.

 

Damar, Damar Tıkanıklığı ve Yetmezliği ve Damar Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Damar hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış, bu bacak kesilir"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.