VÜCUDUMUZUN LENF SİSTEMİ NASIL ÇALIŞIR?
Daha ayrıntılı açıklamaya geçersek bilmemiz gereken bazı bilgiler vardır:
Bilindiği gibi kalbimiz kanı damarlara pompalayan, en önemli organlarımızdan biridir. Bu pompalama sırasında içindeki temiz kanı önce vücudumuzun en büyük atar damarı olan AORTA damarına gönderir. Aort içine gönderilen kanın basıncı 100 mm CİVA büyüklüğündedir. Hani bazı filmlerde boynu kesilen kişilerin ŞAH DAMARINDAN kan fışkırması gibi aort damarındaki kan da daha fazla basınç vardır. Şah damarı da aort damarının kafaya ve beyne giden dalıdır.
Aort damarına giden temiz kan damar boyunca giderken ve dalları verirken basıncında azalma ortaya çıkar. Yatan pozisyondaki bir kişide, kan doku seviyesine inince yani hücre düzeyine inince damar içindeki kan basıncı 85 mm Civa'ya kadar düşer. Kapiller bölge denilen, hücreler arasında sıvı alış verişi olan bölgeye geldiğinde kan basıncı 30 - 35 olur. Temiz kan hücrelere verilir ve oksijeni azalan kan kirli kan haline gelir ve tekrar temizlenmek için toplar damar içine alınır. Toplar damarların kapiller bölgedeki basıncı ise 8 -10 dur. bu sefer de kan kalbe dönmeye başlar ve kalbe giriş yerindeki toplar damar içindeki kan basıncı 0'lara düşer. Dikkat edilirse kan hep yüksek basınçtan düşük basınca doğru hareket eder.
KAN VE LENF SIVISI İLİŞKİSİ (HÜCRE DÜZEYİNDE KAN VE LENF AKIMI NASILDIR, MİKROSİRKÜLASYON )
Mikrosirkülasyon, dolaşımın en önemli fonksiyonu olan besin maddelerinin dokulara taşınması ve hücresel atıkların uzaklaştırılması işlevini görür. Her organın mikrosirkülasyonu bu organın özel gereksinimlerini karşılamak üzere organize olmuştur.
Dokunun ihtiyacı olan birçok madde suda eriyebilir özellik gösterdiği için damarın içini döşeyen hücrelerden (endotel) geçemez. Bu tür maddeler arasında su moleküllerinin kendisi, sodyum, klorürün ve glikoz sayılabilir. Endotel hücreleri arasındaki yarıkların kapiller yüzey alanının 1/1000'inden daha fazla yer tutmamasına karşın, yarıklardaki moleküllerin termal hareketi çok fazla olduğu için bu çok küçük alan bile su ve suda eriyebilir maddelerin yarık porlardan difüze olabilmesine olanak verir. Kapillerdeki hücreler arası yarık-porların genişliği 6-7 nanometredir. Bu genişlik, kapiller porlardan geçen en küçük molekül olan su molekülünden 20 kat daha büyüktür.
Bir maddenin herhangi bir membran boyunca net difüzyon hızı membranın her iki tarafındaki konsantrasyon farkları ile doğru orantılıdır. Bu olay, kapiller membranın iki tarafındaki konsantrasyon farkı ne kadar büyükse membranın bir tarafına doğru net madde hareketinin de o kadar büyük olacağını gösterir. Kan kapiller basıncı sabit bir değer değildir. Kan basıncı kapillerlerin başından sonuna dek devamlı azalır ve kan kapiller basıncı tanımı, ortalama basınç değerini tanımlar. Arteriyel segmentteki ortalama kan kapiller basıncı doğal olarak venöz segmentten daha yüksektir. Prekapiller arterioller vazomotor hareket (arteriolün pulsasyonu) vasıtasıyla kan kapiller basıncını etkiler. Bir arteriolün besleme alanında ortalama 10-20 kapiller vardır. Kan kapiller basıncı vazomotor hareketin sistolü esnasında azalır, diastolü esnasında artar.
Vazomotor hareket primer olarak dokunun oksijen konsantrasyonu ile regüle edilir. Prekapiller arteriol duvarlarının kas yapısını innerve eden sempatik sinir sistemi aktive olduğunda damar duvarında vazokonstrüksiyon gerçekleşir. Kapillerde kan akımı azalır, kapiller kan basıncı düşer. Vazodilatasyon durumunda ise kan akımı artar, kapiller kan basıncı yükselir.

HÜCRELER ARASI BOŞLUK ( INTERTİSYUM )
Vücudun yaklaşık altıda birini intertisyum olarak adlandırılan hücrelerarası boşluk oluşturmaktadır. Bu boşluktaki sıvıya da intertisyel sıvı adı verilir.
İntertisyum iki temel tip katı yapı içermektedir. Kollajen lif demetleri ve proteoglikan filamentler. Kollajen lif demetleri intertisyum içinde uzun mesafeler boyunca uzanır. Bunlar oldukça sağlam ve bu nedenle dokuların sıkılığını sağlayan yapılardır. Proteoglikan filamentler %98'i hyalüronik asid, %2'si proteinden oluşan, çok ince kıvrık moleküllerdir. Bu elastik fibriller, lenfatik başlangıçlarının anchor filamentleriyle bağlantı halindedirler. Anchor filamentleri intertisyumun elastik fibril ağının devamı şeklindedir. Vazomotor hareket, intertisyel sıvıyı prelenfatik kanalların içine doğru süren önemli bir itici güçtür. Dokular difüzyon ve ultrafiltrasyon ile beslenirken atık ürünlerini difüzyonla ve buna ilave olarak re-absorbsiyonla uzaklaştırırlar.
HÜCRELER ARASI BOŞLUK ( INTERTİSYUM ) ‘TA SIVI AKIMI
Arteryel kapillerden filtre olan sıvının büyük bir kısmı hücreler arasından akarak kapillerlerin venöz uçlarından geri emilirler. Ancak bu sıvının yaklaşık olarak onda biri venöz kapillerlerden absorbe olmak yerine lenfatik kaplillere girerek kana geri döner.
LENF SIVISI NASIL YAPILIR?
Lenf, intertisyel sıvıdan oluşarak lenfatikler içinde akar. Bu nedenle lenf içerik olarak kaynaklandığı dokudaki intertisyel sıvı ile aynı bileşimdedir. Vazomotorik hareket başlangıçtaki lenfatikleri sistol esnasında açar, diastol esnasında kapatır.
Bir lenfanjion artmış yüküne; kalbin çalışma esası olan Starling Yasası ile karşılık verir. Otonom sinir sistemi tarafından regüle edilir. Lenfanjion kalptekine benzer bir otoregülatör mekanizma ile çalışır. Eğer net ultrafiltrasyon artarsa, lenfanjiona daha çok lenf girer ve lenfanjionun duvarı gerilir. Starling mekanizmasına göre bu yük vuruş volümünde bir artış oluşturduğu gibi lenfanjion pulsasyonunun frekansını da arttırır. Lenfatik çıktı artar. Lenfatik pompanın aktivitesi yükün büyüklüğü ile regüle edilir. Büyük yük, büyük lenf çıktısına sebep olacaktır fakat bu çıktının da bir limiti vardır. Eğer yük limitlerin üzerine çıkarsa çıktı azalacaktır.
Lenf sisteminin taşımakla yükümlü olduğu maddeler: protein, su, atık hücreler, yağ asitleri, beyaz kan hücreleri, yabancı atıklar, mikro-organizmalar ve hiyalünarik asittir.
LENF SIVISININ AKIM HIZI NEDİR?
Dinlenme halindeki bir insanda torasik kanaldan geçen saatte 100ml, diğer kanallardan da 20 ml olmak üzere, toplam saatte 120ml ve günde 2-3lt lenf akımı vardır. İntertisyel sıvı basıncını arttıran herhangi bir faktör normalde lenf akımını da arttırır. Bu faktörler arasında:
*kapiller basıncın yükselmesi
*plazma kolloid ozmotik basıncının düşmesi
*intertisyel sıvı proteininin artması
*kapiller permeabilitenin artması sayılabilir.
Lenf damarlarının intrensek kasılmaları ile meydana gelen pompalamaya ek olarak aralıklı bir şekilde lenf damarını sıkıştıran herhangi bir eksternal faktör pompalamaya neden olabilir. Önem sırasına göre bu faktörler aşağıda verilmiştir.
*çevredeki vücut kaslarının kasılması
*vücudun çeşitli kısımlarının hareketi
*arteryel pulsasyonlar
*dokular üzerine vücut dışı objeler tarafından bası yapılması
Lenfatik pompa egzersiz sırasında çok aktif bir rol oynayarak lenf akımını 10-30 kez arttırabilmektedir. Diğer taraftan dinlenme durumunda lenf akımı hemen hemen sıfıra iner.
BU NEDEN TÜM LENF KAYNAKLI HASTALIKLARDA EN ETKİN TEDAVİ YÜRÜMEKTİR!


