https://www.ahmetakgul.com.tr/ Prof. Dr. Ahmet Akgül - Travma sonrası kaygı bozukluğu ve stres

Travma ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travma, bireyin ruhsal ve bedensel sağlığını ve bütünlüğünü tehdit eden ve sarsan olayların hepsi olarak tanımlanmaktadır. Travmalardan yani bu derece büyük ve sarsıcı olaylardan sonra kişilerde sıklıkla gözlenen en önemli psikolojik sorunların başında travma sonrası stres bozukluğu gelmektedir. Travma sonrası stres bozukluğu, şiddet, cinsel istismar, kaza, doğal afetler, yakının kaybı, hastalık gibi ani gelişebilen ve bireyin hayatını ve psikolojik varlığını tehlikeye sokan olaylar karşısında yoğun korku ve çaresizlik yaşanması ve olay ortadan kalkmasına rağmen yaşanan korku, stres ve kaygının devam etmesi şeklinde süre giden bir ruhsal bozukluktur. Somatizasyon (Bedenselleştirme)

Somatizasyon, psikolojik bir rahatsızlık yada yaşanılan yoğun stres nedeni ile iç dünyada oluşan duyguların beden yolu ile dışa vurulmasıdır. Ayrıca, bu bedensel belirtiler tıbbi bir nedene bağlanamaz fakat kişiler, duygusal sorunları bedensel belirtiler ile ifade ettikleri için yaşadıklarını fiziksel bir hastalığa atfederler ve çoğunlukla sadece tıbbi yardım ararlar.

Travma ve Somatizasyon

Yukarda bahsedildiği gibi, bireyler yaşadıkları stres ve psikolojik sorunları bedensel tepkilere dönüştürerek dışarıya göstermektedirler. Yine bahsedildiği gibi travmatik yaşantılar bireyler üzerinde büyük stres yaratmaktadır ve bu yaşantılar neticesinde bireylerde travma sonrası stres bozukluğu görülebilmektedir. Bireyler, travmatik olayın onlarda oluşturduğu duygusal yükü somatize ederek yani bedensel yakınmalar halinde dışarıya yansıtabilmektedirler. Mesela,  şiddete maruz kalan kadınlar ile yapılan çalışmalarda mağdur kadınların somatik belirtiler gösterme oranı yüksek bulunmuştur. Yapılan çalışmalarda mağdur grupta, kronik ağrı sendromu, bağırsak sorunları, boşaltım sorunları, beden ağrıları, fiziksel işlevde azalma, vücutta yok olma hissi, vücutta his kaybı gibi bedensel belirtiler ve depresyon, anksiyete gibi problemler anlamlı ölçüde yüksek bulunmuştur.

Somatik Yaşantı

Fiziksel tepkilerdeki bu bozulmanın ana nedeni travmatik yaşantının işlemsel bellekte depolanmasıdır.  Travmanın sonucu olarak oluşan ve işlemsel bellekte depolanan hatıralar, bilinçdışı, zamana dirençli ve içsel ve dışsal işaretler anımsanmaya hazır koşullu tepkileri içermektedir. Zihin ve beden arasındaki bu tekrar edip duran etkileşim döngüsü, geçmiş travmanın canlı tutulmasına neden olmaktadır. Çünkü, işlemsel hafıza bir kez aktive olduğunda, travmatik olay sanki şuanda da yeniden deneyimleniyormuş gibi hissettirmektedir.

İşlemsel bellek, travma mağdurunu bunaltıcı negatif duygularla ve kişinin uyumunu bozan düşüncelerle bağlantılı olan somatik yaşantılarla baş başa bırakmaktadır. Travma mağduru bireylerin travma kaynaklı somatik tepkilerine dair yorumları, kendileri ve dünya hakkındaki düşünceleri ve deneyimleri ile bağlantılı negatif duygusal durumları tarafından desteklenmektedir. Örneğin, hızlı kalp atışı korku ile bağlantılı olabilir ve ‘dünya güvensiz bir yer' veya ‘ben kötü birisiyim' anlamına gelebilir. Somatik yaşantı ile bunaltıcı negatif duygular ve uyumu bozan düşünceler arasında bağlantı kurmak, gerçek travma deneyimi ile günlük hayat deneyimlerine verilen uygun olmayan tepkileri işlemeyi ve entegre etmeyi zorlaştırmaktadır. Böylece, travmatik yaşantı içsel ya da dışsal bir uyaran tarafından aktive edildiğinde, travma mağduru kişi travmatik deneyimi sanki o anda oluyormuşçasına deneyimlemektedir ve savaşmak ya da donup kalmak gibi travmatik olay esnasında kullandığı savunma tepkilerinin aynısını kullanmaktadır.

Bedenimiz tüm duygu ve duyulardan gelen uyarımların taşıyıcısı durumundadır. Bu nedenle, travma yaşantılarındaki asıl mesele travmanın kendisinden çok, taşıyıcı olan bedenimizin onunla kurduğu ilişkide ufalmasıdır. Bütün bu nedenlerden ve beden travma arasındaki bağlantıdan dolayı, travmanın tedavisinde somatik yaşantılarla çalışmak önem kazanmaktadır. Dolayısı ile, somatik yaşantıyı baz alan tedavilerde ana amaç bedenin taşıyıcılık kapasitesini yeniden genişletmek olmalıdır. Bir kez bu yapıldığında ise, travma mağduru kişi yeniden güvende olduğu hissini yaşamaya başlamaktadır. 

Somatik Deneyimleme

Travma bedende hapsolması nedeni ile tedavi edebilmek için bedene ulaşmak gerekmektedir. Fakat, geleneksel terapi yöntemleri travmayı konuşarak yani ulaşılması zor olan deneyimlere kelimeleri kullanarak ulaşmaya ve çözmeye çalışmaktadır. Ancak, duygulanımlar beden vasıtası ile işlenir ve sonrasında kognitif süreçlerden geçirilirse tedavinin etkililiği artar. Bu nedenle klasik terapilere alternatif olacak yeni yaklaşımlara ihtiyaç doğmuştur.

Beden merkezli tedavi yöntemlerinden biri, Levin tarafından geliştirilen Somatik Deneyimleme (Somatic Experiencing-SD) yöntemidir. SD yöntemi ile kişiler travma deneyimlerini yeniden yaşantılamak yerine onlarla yeniden anlaşmayı öğrenirken,  travma esnasında sekteye uğramış hayatta kalma davranışlarını nasıl yavaşlatacaklarını ve güvenli bir şekilde nasıl kullanacaklarını da öğrenirler. Bu yöntem, kişinin algılanan bedensel uyarımlarına ve somatik yaşantılarına odaklanmaktadır.

SD, sabit ve hareketsiz reaksiyonları değiştiren beden odaklı biyolojik bir yöntemdir. SD, bütün bedensel duyumları olası bir tehdit durumuna karşı kayıt altına alır. Ayrıca, kişinin şu anki ve travma yaşantıları aktive olduğunda eksik olan hayatta kalma becerilerini değerlendirir.

SD yöntemi terapistin mağdur bireyin bozulan sinir sisteminin işleyişini yeniden akort edebileceği bir metot sağlamaktadır. Bireyler kendi hikayelerini anlatırken, terapist onların duruşlarındaki, yüz ifadelerindeki, seslerindeki, nefes alış verişlerindeki jest ve mimiklerindeki ve diğer hareketlerindeki değişimleri anbean kayıt eder. Kabusların anlamını araştırırken ise, terapist hastasının bilinçli farkındalığını bedenlerine yöneltmelerine yardımcı olur. Hasta ve terapist birlikte çalışarak, bedensel duyumlar ile ilgili çeşitli subjektif detayları kayıt altına alırlar, başka bir ifade ile, bedenin karmakarışık olmuş haline dikkati taşımak, paradoksal olarak, bedenin yeniden organize olmasına olanak sağlamaktadır. Çünkü, hatırlamak, bedendeki birbirinden kopmuş deneyimleri ve disosiyasyon yaşantılarını uyumlu bir yapı oluşturmak üzere bir araya getirmek anlamına gelmektedir.

SD dokuz aşamayı içermektedir. Bunlar;

1.         Hastanın kendini güvende hissedeceği bir ortam oluşturmak,

2.         Bedendeki değişimleri keşfetmesi ve fark etmesi için kişiyi cesaretlendirmek ve aynı zamanda meydana gelen pozitif değişimlerin de farkına varmasını sağlamak. Ayrıca, korku ile gerçek bedensel duyumlar arasındaki farkı fark etmesine yardımcı olmak,

3.         Kötü hissettiren duyumsamaları olduğu gibi kabul edip ilerleyebilmesi için hastaya yardımcı olmak. Böylece, güncel duygulanım ile bunaltıcı olanı birleştirerek bir denge oluşturmasına yardımcı olmak,

4.         Olumsuz duygulanım ve duyguların nötralize etmek,

5.         Travmanın dönüştürülmesi,

6.         Çaresizlik hissine neden olan korkunun sabitleşmiş ani tepkilerden ayrıştırılması ve böylece, olumsuz geri bildirim döngüsünü kırmak,

7.         Kişinin panik hallerinde yaşadığı ya da terörize eden duyumları yeniden düzenlemek,

8.         Hastaya kendini tehlikenin olmadığı anlardaki gibi rahat tutabilmesi için asiste etmek ve böylece kişiyi dirençli hale getirmek,

9.         Hastaya burada ve şimdi farkındalığını geliştirmek ve hastanın burada ve şimdi olanın gerçek olduğunun fark edebilmesi için yardımcı olmak.

 

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün Özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

FİBROMİYALJİ Hastalığı ve Tedavisi için ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız lütfen tıklayınız

FİBROMİYALJİ Hastalığı için tedavi olan hastaların yorumlarını görmek için lütfen tıklayınız  

İLETİŞİME geçmek ve RANDEVU almak için lütfen tıklayınız

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.