https://www.ahmetakgul.com.tr/ Prof. Dr. Ahmet Akgül - Ayak Eklem Bozukluğu / Charcot Hastalığı

CHARCOT HASTALIĞI

Fransız nörolog Jean-Martin Charcot tarafından tanımlanması nedeniyle Charcot hastalığı olarak da anılmaktadır. Charcot ayak, ayak kemiğinin zayıflığından kaynaklanan, önemli sinir hasarı (nöropati) bulunan insanlarda ortaya çıkan bir durumdur. Nöropatisi olan hastalarda ortaya çıkan Charcot ayağı görülebilecek bu komplikasyonların en ciddilerinden biridir. Tanı konması geciktiğinde veya uygun tedavi edilmediğinde ayağın kaybı ile sonuçlanabilen bu durumda kemikler kendi kendine kırılabilir ve eklemlerde kendiliğinden çıkık gelişebilir. Nöropatiye bağlı hissizlik ve oluşacak yapısal bozukluk nedeniyle ayakta yaralar açılabilir ve bu durum kemik iltihabı denilen kemik enfeksiyonuna zemin hazırlar. Charcot ayağı olan bir diyabetli hastanın ayağında enfeksiyon gelişmesi durumunda ise hastalık çok daha ciddi bir hal alır. Kemikler kırılacak kadar güçsüzdür ve sürekli yürüyüşle, sonunda ayak şekil değiştirir. Bu bozukluk ilerledikçe, eklemlerde bozulma meydana gelir. Hastalığın erken evrelerinde, hastalar ayakta şekil bozukluğu ve şişlik hissederler. Hastalığın ilerlemesi ile ayakta ısı artışı ve ağrı kliniğe ilave olur. Bu durum, erken dönemde tanı koymayı geciktirir ve uygunsuz tedaviye başlanmasına neden olabilir. Hastalığın tedavisiz bırakıldığı durumlarda ise, yapısal bozukluk ilerler ve tipik “beşik ayak” (rocker-bottom) bozukluğu ortaya çıkar.

Charcot Ayagi

 

Charcot Ayagi 2Charcot Ayagi 3

 





Charcot hastalığında şikâyetler nelerdir?

Ayakta kızarıklık, şişlik ve ısı artışı ilk karşılaşılan şikayetlerdir. Hastaların bir kısmı şikayetlerin küçük travmalar sonrasında başladığını ifade edebilir. Travma dışı amputasyon nedenlerinin yarıdan fazlasını oluşturur. Ağrı nöropati nedeniyle her hastada görülmeyebilir. Hastalığın ilerlemesi ile birlikte ciltte ülserler, kemiksel çıkıntılar ve ayağın anatomik yapısını, işlevini bozan eklem kaymaları gözlenir.

Charcot hastalığı tanısı nasıl konulur?
Tanı için hikâye ve fizik muayene bulguları çoğu zaman yeterlidir. Burada asıl önemli nokta, nadir görülen bu hastalığın doktorun ayırıcı tanısında yer almasıdır. Erken evre hastalığı olan diyabetlilerin birçoğunda hastalık enfeksiyon ile karıştırılabilir ve bu durum gereksiz antibiyotik tedavileri, cerrahi müdahaleler ile sonuçlanabilir. Muayene sonrasında çekilecek eklem grafileri ile hastalığın tanısı kesinleştirilir ve tedavi planı oluşturulur. Gerekli görülmesi durumunda doktorunuz manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT) veya kemik sintigrafisi gibi ek tetkikler isteyebilir.

Hastalığın Doğal Seyrine Göre Sınıflama Modifiye Eichenholtz sınıflaması, en sık kullanılan sınıflama yöntemidir. Burada, hastalık kliğine göre dört evrede incelenir:

Evre 0

Radyografik değişiklikler izlenmeden, yalnızca ödem, eritem ve ısı artışı görülür.

Evre 1

Fragmantasyon veya gelişim evresidir. Evre 0’daki klinik bulgulara eklem deformitesi ve instabilite eklenmiştir. Bunun yanında, radyografik olarak osteopeni, subkondral erozyon, periartiküler fragmantasyon ve eklem çıkık ya da dislokasyonu izlenir. Evre 0 ile birlikte hastalığın akut fazını oluşturur ve 2–6 ay arasında sürer.

Evre 2

İyileşme evresidir. Ödem, eritem ve şişlik gibi bulgular azalır. Eklem deformitesi ve instabilite ilerlemiştir. Radyografide, yeni kemik oluşumu, skleroz, osseöz artıkların emilimi yanında kallus oluşumu izlenir.

Evre 3

Rekonstrüksiyon evresidir. Klinik bulgular ortadan kalkmıştır. Eklem stabilitesi tekrar sağlanır.Radyografik olarak; osteoartrit, eklem aralığında çökme, subluksasyon ve deformiteler görülür. Evre 2 ile birlikte hastalığın kronik fazını oluşturur.

%68’inde az ya da çok bir ayak problemi bulunur

•Nasır (callus) oluşumu %51

•Duyusal nöropati %34

•Çekiç parmak %32

•Otonom nöropati %25

TEDAVİ

Charcot hastalarında tedavinin multidisipliner bir ortamda; endokrinoloji, enfeksiyon hastalıkları, plastik cerrahi, ortopedi, radyoloji ve girişimsel radyoloji, uzmanlarından oluşan bir takım tarafından yönetilmesi gerekir. Ortopedik açıdan bakıldığında, uygulanacak olan tedaviye hastalığın evresine göre karar verilir. Ancak hastalık hangi evrede olursa olsun amaç, hastalığın seyri boyunca meydana gelecek yumuşak doku hasarı ve kemik deformitelerine engel olmak ve tedavi sonunda, yere düzgün basan, stabil bir ayak elde etmektir. Tedavide asıl amaç, ayakkabı içerisine girebilen, tekrarlayan ülserasyonlardan korunmuş, ayak tabanı bütünüyle yere basabilen ve stabil bir ayak elde etmektir. Bu amaçla yapılacak tedavi, hastalığın evresine, enfeksiyon olup olmamasına ve ek hastalıklara bağlı olarak değişebilir. Tedavide ekstremiteyi yükten kurtarma ilk ve ana basamağı oluşturur; eklem instabilitesi veya ciddi deformitesi olan kronik hastalarda ise cerrahi tedavi tercih edilir. Takiplerde özel yapım ayakkabılar kullanılabilir. Koruyucu tedavinin başarısız olduğu durumlarda cerrahi yöntemler kullanılabilir.

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.