TETANOZ AŞISI
Tetanoz, Clostridium tetani bakterisi tarafından üretilen toksinin neden olduğu çoğunlukla ölümcül bir hastalıktır. İskelet kaslarında yaygın sertleşme ve kasılmalarla karakterizedir. Kaslarda sertleşme ve kasılma genellikle boyun ve çeneyi kapsar ve sonrasında vücuda yayılır. 2006 yılında çoğunluğu Asya, Afrika ve Güney Amerika'da olmak üzere dünya genelinde 290.000 kişinin tetanoz nedeniyle öldüğü tahmin edilmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde aşılanmamış annelerden dünyaya gelen yenidoğanlarda gözlenen tetanoz hastalığın en yaygın şeklidir. Tetanoz toksoidi tarafından uyarılan aktif bağışıklık tam bağışıklama sonrası 10 yıl süreyle koruyucu olmaktadır. Aşılanmış annelerden doğan bebekler de annelerinden neonatal tetanoza karşı pasif bağışıklık edinirler. Tetanoz insandan insana bulaşmaz. Enfeksiyöz olup bulaşıcı olmayan, aşıyla korunabilinen tek hastalıktır, bu nedenle tüm yaş gruplarını tetanoza karşı bağışıklamalıyız.
PNÖMOKOK AŞISI
Toplumda en sık görülen enfeksiyon etkeni gram-pozitif diplokok olan Streptococcus pneumoniae' dır. Yüksek hastalık kapasitesi ve giderek artan antibiyotik direnci etkin pnömokok aşılarının geliştirilmesini bir ihtiyaç haline getirmiştir. Polisakkarid pnömokok aşısı (PPV) ve 7, 10 ve 13 valanlı konjuge pnömokok aşılar (PCV) olmak üzere 2 tip aşı geliştirilmiştir. PPV23, kısa süreli bağışıklık yapması nedeniyle 65 yaş üzeri yaşlılarda ve 2 yaş üzeri risk grubunda kullanılabilir. Pnömokok enfeksiyonlarına bağlı ölümlerin daha sık olarak 2 yaş altı çocuklarda görülmesi konjuge aşılar geliştirilmesini zorunlu kılmıştır.
SUÇİÇEĞİ AŞISI
Suçiçeği bağışıklaması genelde kişiye özel yaklaşım ile uygulanmaktadır. Dünyada bağışıklama uygulamalarına göz atıldığında, birçok ülkede henüz resmi rutin aşılama takvimlerine alınmamış olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle son yıllarda suçiçeği hastalığının topluma ekonomik yükünün son derece ağır olduğunu gösteren araştırmaların çoğalması, aşının yüksek etkinliğe ve çok düşük yan etki insidansına sahip olması nedeni ile ülkeler bu aşıyı rutin aşılama takvimlerine alma yönünde gayretlerini artırmışlardır.
ÇOCUK FELCİ AŞISI
Polyo yani çocuk felci, boğaz ve bağırsaklarda yaşayan bir virüsün neden olduğu enfeksiyon hastalığıdır. En sık hasta kişinin dışkısı ile kişiden kişiye bulaşır ve ağız/burun salgıları ile de bulaşabilir. 1955 yılında aşının kullanımına başlanmadan önce tüm dünyada polyo çok yaygındı ve her yıl binlerce insanda ağır hastalığa neden olmaktaydı. Polyo virüsü ile enfekte bireylerin çoğunda herhangi bir belirti yoktur, ancak felç gelişen %1'den az kısımda kalıcı kısıtlılık hatta ölüm olabilir. Polyodan korunmada kullanılan iki tip aşı bulunmaktadır: inaktive polyo aşısı (IPV) ve oral polyo aşısı (OPV). IPV hastanın yaşına bağlı olarak bacak ya da koldan uygulanır. Polyo aşıları diğer aşılar ile birlikte yapılabilir. Aşı çoğunlukla çocukluk çağında yapılmalıdır.
MENİNGOKOK AŞISI
Meningokok hastalığı tüm dünyada ölümcül risk ile seyreden, ciddi bir halk sağlığı problemidir. Son 200 yılda, dünyanın çeşitli bölgelerinde (Avrupa, Afrika, Asya ve ABD) birçok meningokok salgını görülmüştür. Meningokok enfeksiyonlarının gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde kontrol altına alınması önceliklidir. Polisakkarit meningokok aşıları, erişkinlerde yeterli bağışıklık sağlar, ancak meningokok hastalığı için salgın riskinin en yüksek olduğu iki yaş altı çocuklarda etkinliğinin sınırlı ve kısa süreli olması nedeniyle, rutin aşılamada önerilmez. Polisakkarit aşının etkinliğini artırmak için konjuge meningokok aşıları elde edilmiştir. Tetravalan konjuge meningokok aşısının (A/C/Y/W135) iki- on yaş grubu çocuklarda polisakkarit aşıdan daha yüksek ve uzun süreli etkisi olduğu gösterilmiştir.
KUDUZ AŞISI
Kuduz, sinirleri tutan bir virüsün neden olduğu bir enfeksiyon hastalığı olup ülkemizde ve halen tüm dünyada önemini korumaktadır. Kuduz hastalığının ölümcül riski çok yüksek olması nedeniyle korunma ve hastalık etkeni ile karşılaşma sonrasında enfeksiyonun durdurulması büyük önem taşır. En önemli kaynak köpekler olduğundan evcil hayvanların kontrolü ve aşılanması en önemli korunma yöntemleri olarak karşımıza çıkmaktadır. Kuduz şüpheli bir temas durumunda öncelikle alınan öykü ile karşılaşma derinlemesine sorgulanarak riskin ve temasın niteliği değerlendirilmelidir. Temas sonrası tedavii; yara temizliği, aşı uygulanması ve kuduz immün-globulin uygulanması basamaklarını kapsar. İnsanlardaki şüpheli ısırık durumunda aşılamaya başlanmalı ve kuduz immünglobulini verilmelidir. Aşılama ve immünoglobulin uygulamasını belirleyen unsurlar kuduz şüpheli hayvanın epidemiyolojik özellikleri ve karşılaşmanın tipidir. Kuşkulu temas olgularının zamanında ve uygun biçimde aşılanması toplum sağlığı açısından son derece önem taşımaktadır.
KIZAMIKÇIK AŞISI
Kızamıkçık yani Rubella aşısı, canlı attenüe bir aşıdır. Kızamık-kabakulak-kızamıkçık (MMR) veya monovalan rubella aşısı şeklindedir. Tek doz rubella aşısı ile %95 oranında antikor cevabı oluşur ancak antikor düzeyleri, doğal enfeksiyondan sonrakilerden daha düşüktür. Hem çocuklarda hem de erişkinlerde, rubella aşı dozu 0.5 ml'dir. Deri altı veya kas içine enjeksiyon ile yapılır. Yaşam boyu bağışıklık sağlar. Tüm çocuklar için iki doz rubella aşısı önerilmektedir. İlk doz 12 aylıkken, ikinci doz ise 18 aylıkken yapılmalıdır. Birinci ve ikinci doz arasındaki minimum süre dört hafta olmalıdır. Aşı yapılmaması gereken durumlar: Aşının içeriğine alerji, immün yetmezlik yani bağışıklık bozukluğu, yakın geçmişte antikor içeren kan ürünü transfüzyonu, gebelik, tedavi edilmemiş aktif tüberkülozlu yani veremli kişilerdir. En sık bildirilen yan etkiler; ateş, boğaz ağrısı, lenfadenopati, döküntü, eklem ağrısı ve eklem iltihabıdır.
KIZAMIK AŞISI
Kızamık, oldukça bulaşıcı virüs hastalığıdır. Her yaşta görülmekle birlikte çoğunlukla çocukluk çağı hastalığıdır. Oluşturabileceği komplikasyonlar nedeni ile yüksek hastalık ve ölüme neden olabilir. Orta kulak iltihabı, zatüre, gastroenterit ve beyin iltihabı yapabilir. Kızamık hastalığının özgün bir tedavisi bulunmamaktadır. Şikayetlere bağlı tedavi uygulanır. Kızamık enfeksiyonunda en etkin koruma aşılamadır. Yaygın bağışıklama programları ile sonrası kızamık, özellikle gelişmiş ülkelerde kontrol altına alınabilmiştir. Kızamık aşısı canlı bir aşı olup etkinliği oldukça yüksektir. İlk doz sonrası %90, ikinci doz sonrası ise %95 üzeri bağışıklık sağlanır. Kızamık aşısı için en uygun yaş, çocuklarda anneden geçen kızamık antikorlarının kaybolduğu 6. ay sonrasıdır. Şu anda ülkemizde olduğu gibi birçok gelişmiş ülkede kızamık aşısı ilk dozu 12. ay, ikinci doz 6-8 yaş arasında yapılmaktadır. Kızamık aşısı çocukluk çağı dışında erişkin kişilerde de yapılabilmektedir. Gebelikte yapılmamalı, aşı sonrası en az 28 gün gebe kalınmamalıdır. Sağlık çalışanı olma, seyahat, HIV (+) hasta, kanser ve organ nakli gibi durumlarda aşı yapılabilmekte fakat öneriler göz önüne alınarak uygulanmalıdır. Aşıya bağlı yan etkiler görülebilir. Bu yan etkiler sınırlıdır. Aşı sonrası en sık ateş görülür. Aşı bölgesinde ağrı, kızarıklık gibi lokal reaksiyon görülebilir.
KABAKULAK AŞISI
Kabakulak ergen ve erişkinlerde de görülebilen akut viral bir çocukluk çağı enfeksiyonudur. Dünyada yıllık görülme oranı %0,1-1'dir. En sık beş-dokuz yaşları arasında görülür. Kabakulak iki-beş yılda bir salgın yapar ve ömür boyu bağışıklık bırakır. Günümüzde kullanılan kabakulak aşılarının sayısı 13'ten fazla olup, hepsi canlı virüs içerir. Jeryl Lynn, Urabe ve Leningrad-Zagreb suşları en yaygın kullanılanlardır. Aşı en erken 12-15 aylık iken, diğer aşılarla aynı anda farklı aşı bölgelerinden deri altı uygulanabilir. Aşı etkinliğinde zamanla azalma meydana gelir. Etkinlik açısından suşlar arasında farklılıklar vardır. Urabe suşunun etkinliğinin en yüksek olduğu, aseptik menenjit olasılığının daha fazla olduğu, Jeryl Lynn suşunun etkinliği ile aseptik menenjit olasılığının daha düşük olduğu dikkate alınmalıdır. Aşıya bağlı en sık görülen yan etki, düşük düzeyde ateş ve tükrük bezi iltihabıdır. Aseptik menenjit nadiren görülür ve çoğunlukla ayaktan yedi gün içerisinde düzelir.
SERVİKS KANSERİ AŞISI
Human Papilloma Virüs (HPV), genital bölgede siğil ve rahim ağzı kanserlerine yol açan bulaşıcı, kılıfsız DNA virüsleridir. American Cancer Society (ACS) bu virüsün 150'den fazla farklı tipi olduğunu ve bunlardan HPV 16 ve18 tiplerinin servikal kanserlerle ilişkili olduğunu bildirmiştir. Servikal Kanser, Dünya'da kadınlarda en sık görülen üçüncü kanser türüdür. DSÖ verilerine göre tüm Dünya'da her yıl yaklaşık 500 000 servikal kanser vakası görülmekte, bu vakaların %80'inin gelişmekte olan ülkelerde olduğu bildirilmektedir.
HPV Information Centre'in 2015 yılı raporunda 2014 yılında 265653 kişinin serviks kanseri nedeniyle öldüğü bildirilmektedir. HPV ile serviks kanseri arasındaki ilişkinin saptanması ve etkin tarama yöntemlerine karşın, servikal kanserin görülme sıklığında önemli bir azalma olmaması aşı ile korunmayı gündeme getirmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), 2009 yılında serviks kanseri olgularının önlenmesinde HPV aşı uygulamasını önermiştir.
HPV aşısı virüs benzeri partiküllerden üretilmektedir. Doğal virüsün yapısıyla benzerlik taşır ancak, viral DNA içermediğinden, enfeksiyoz ya da onkojenik hastalıklara yol açmazlar.
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış iki farklı HPV aşısı bulunmaktadır. Bunlardan ilki HPV'nin dört tipine etkili olan (Kuadrivalan) Gardasil®, ikincisi ise, iki HPV tipine etkili olan (Bivalan) Cervarix®'dir.
Aşılamanın seksüel aktivite başlamadan yapılması önerilmektedir. Hedef kitle 11-12 yaş kız ve erkek çocukları olarak bildirilmektedir.
Telafi aşılama kadınlar için 13-26 yaş, erkekler için ise (özel durumlar hariç) 13-21 yaş aralığı önerilmektedir. Bivalan HPV aşısının kadınlarda endikasyonun görüldüğü üst yaş sınırı olmaksızın yapılabileceği bildirilmektedir.
CDC 2014 yılından itibaren (Gardasil®) HPV aşı takvimini aşağıda olduğu gibi güncellemiştir.
Gardasil® 9-14 yaş kızlar iki doz 0. ve 6. ayda; 15 yaşından büyük kadınlarda ise 3 doz, 0., 2., 6. aylarda 0.5 ml. kas içine uygulanır.