ŞİŞMANLIK RUHSAL BİR HASTALIK MI?
Obezite kronik seyirli, kişinin damgalanmasına yol açabilen ve sıklığı giderek artan önemli bir sağlık sorunudur. Obezitenin fibromiyalji ile birlikte görülme oranı oldukça yüksektir ancak bu birlikteliğin nedenleri iyi bilinmemektedir. Bunda ilaç kullanımı gibi etmenlerin payı olabilir zira psikolojik bozuklukların ve duygudurum bozukluklarının tedavisinde kullanılan ilaçların çoğu önemli ölçüde kilo artışına yol açabilmektedir. Öte yandan obeziteyle birlikte ortaya çıkan öteki hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar da psikolojik sorunlara yol açabilmektedir.
ŞİMANLIK ÇOCUKLUK YAŞLARINDAN MI GELİYOR?
Obezite bütün dünyada ergen ve çocuklarda yaygın bir problem olacak biçimde artmaktadır. Çocukluk çağındayken obez olma, ebeveynlerinde obez bulunması, yaşamının erken döneminde düşük sosyo ekonomik durumda bulunmak, çocukken diyet yapmak erişkinlikte obez olmanın risk faktörleri arasındadır.
Fiziksel etkinlikleri sınırlandıran bir çevrede oturmak, komşuluk ilişkilerinin yokluğu, fast-food tüketilen işletmelerin bolluğu, tatiller insanın obez olmasını kolaylaştıran faktörlerdendir. Tıbbi ve psikososyal sonuçları olsa da obezite psikiyatrik açıdan bir bozukluk olarak kabul edilmemektedir. Son zamanlarda çocuklarda kullanılan atipik antipsikotik kullanımı da çocukta obeziteye eğilimi artırmıştır. Şişmanlık için önerilen bir ilaç bulunmamaktadır. Ancak pratikte bazı korunma programları mevcuttur.
YEME BOZUKLUKLARI nelerdir?
Yeme bozuklukları, önemli psikiyatrik hastalıklardır. Yeme bozukluğu hastalarında İLAÇLA tedavi hayal kırıklığına neden olabilmektedir. Psikolojik yeme bozuklukları olarak 2 ana hastalık vardır:
1- Anoreksiya,
2- Bulimia
Yeme Bozukluğunda Psikoterapi
Yeme bozukluklarında psikolojik tedavi yaklaşım kiloyu normal sınırlara getirmenin, anormal yeme ve egzersiz alışkanlıklarının değiştirilmesinin yanısıra temeldeki psikolojik yönelik olmalıdır. Psikolojik tedavinin başlarında tedavide en önemli amaç hasta ile olumlu bir tedavi işbirliğinin kurulması, hastanın farkındalıklarının arttırılması ve değişim için motivasyon artışının sağlanmasıdır.
Bundan sonra duygu ve davranışlarını kendi başına düzenleyebilmesi amacıyla hastanın kilo alımına karşı korkularının, kilo verme ile ilgili inançlarının sorgulanması, değiştirilmesi veya çalışılması gerekir. Ergenlik döneminde ortaya çıkan yeme bozukluklarında ailenin de tedavi planına katılması gereklidir.
Yeme Alışkanlığı
Yeme alışkanlığı terimi insanların yedikleri yiyecekleri nasıl ve niçin yediklerini, kiminle yediklerini, nasıl elde ettikleri, depoladıkları, kullandıkları ve attıklarını içeren bir terimdir. Toplumun kültürel bir parçası olan Yemek yeme alışkanlıkları coğrafya, iklim, tarım, hayvancılık sanayileşme ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması gibi çok çeşitli faktörlerden etkilenerek gelişir, değişir ve çeşitli toplumlara göre farklılıklar gösterir. Temel olarak yeme alışkanlıklarını etkileyen faktörler Göçebelik ve tarımsal yapı, Coğrafi konum, Din, Sosyo-ekonomik durum, Biyolojik, Psikolojik ve politik durum, Teknoloji, Medya, Küreselleşme ve Yemek çeşitleri bakımından başka kültürlerle etkileşme olarak sıralanabilir. Bu etkileşimler sonucunda bir kısmı sağlıksız olarak tanımlanabilen farklı yeme alışkanlıkları ortaya çıkmıştır. Sağlığın korunması ve hastalıkların iyileşme hızının arttırılmasında beslenme konusunda bireyin ve toplumun bilinçlendirilmesi önemli yer tutmaktadır.
Diyabet Hastalığında Beslenme
Diyabet, insülin eksikliği ya da insülin etkisindeki bozukluklar nedeniyle vücudun karbonhidrat, yağ ve proteinlerden yeterince yararlanamadığı, kronik bir metabolizma hastalığıdır. Tıbbi beslenme tedavisi, diyabetin oluşumunu önlemek, var olan diyabeti tedavi etmek ve diyabete bağlı kötü sonuçların gelişimini önlemek veya yavaşlatmak için gereklidir ve tedavinin temelini oluşturur. Aynı zamanda diyabetlilerin kendi kendini yönetebilmeleri için gerekli olan diyabet eğitiminin de önemli bir parçasıdır. Tüm diyabetlilerde işe yarayacak standart bir beslenme planı ve yeme düzeni mevcut değildir. Bireyselleştirilmiş bir beslenme planı ile beslenme tedavisine uyum gösteren bir diyabetli glisemik kontrolünü sağlayabilir ve komplikasyon riskinden uzaklaşabilir.
Günümüzde sağlık konusunda artan duyarlılıkla beraber hastalıklara yol açan yaşam şekillerinin değiştirilmesinin ve olumlu yaşam biçimi davranışlarınının kazanılmasının önemi artmıştır. Kişiler kendi sağlık düzeylerini ve aynı zamanda yaşam kalitelerini arttırmak için olumlu tutum ve davranışları alışkanlık haline getirmelidir. Hergün düzenli üç öğün yemek yemek, özellikle kahvaltı yapmayı atlamamak, sağlıklı olan besinleri tüketmek, düzenli şekilde fiziksel aktivite yapmak, sigara ve alkol kullanımından kaçınmak, stres kontrolü sağlamak ve günde en az 7-8 saat uyku uyumak, kişilerin alışkanlık haline getirmesi gereken olumlu sağlık davranışlarıdır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki en önemli sağlık sorunlarından biri olan kilo probleminin önlenmesinde kişilere davranış değişikliği önerilmelidir.
Evde bakılan hastalarda beslenme
Evde bakım kapsamına giren hasta grupları da her geçen gün artmaktadır. Bu hasta gruplarının beslenmeleri de özellik gerektirebilmektedir. Evde bakım gerektiren hastaların büyük bir kısmı kronik hastalıkları olan yaşlı gruptur. Hem yaş, hem de kronik hastalıklar sebebiyle malnütrisyona yatkınlıkları fazladır. Bu hastaların malnütrisyon yönünden izlenmesi ve riskli hasta gruplarının özel beslenme yöntem ve formülleriyle beslenmeleri gerekebilmektedir. Ülkemiz için Sağlık Bakanlığı Mini Nütrisyonel Değerlendirme ölçeğinin kullanılmasını rehberlerinde önermiştir. Risk tespit edilen hastalar için ise tedavi seçenekleri oral yoldan özel formüller verilmesinden evde damardan beslenmeye kadar genişlemiştir.

