https://www.ahmetakgul.com.tr/ Prof. Dr. Ahmet Akgül - Hasta Yorumları

Hasta Yorumları

Köpük ve sıvı skleroterapi varis tedavisi

MEINE KRANKHEIT

 

Fibromiyalji tedavisi ve doktoru nerededir 5

 

 

Fibromiyalji tedavisi ve doktoru nerededir 3

 

 

Fibromiyalji tedavisi ve doktoru nerededir 4

En iyi lipodem ve bacak yaglanmasi tedavisi

 


Mein grösster “Dank” gilt Herrn Prof. Dr. AHMET AKGÜL

ich habe seit meiner 1.Schwangerschaft vor 25 Jahren Schmerzen und niemand hat bisher was gefunden.
Es hieß immer nur ich muss abnehmen.
Ich habe auch unter ärztlicher Aufsicht versucht abzunehmen es war Leider alles erfolglos. Im Gegenteil ich nahm immer wieder zu nach jedem Abnehmversuch.
Es wurde immer nur alles schlimmer. Ich bin auf viele Krankheiten untersucht worden alles negativ. Meine Verzweiflung war sehr groß meine Lebenslust war im Sand.
Das arbeiten war für mich schon sehr qualvoll!
Im Jahr 2017 bis April 2019 war meine schlimmste Zeit.
Im Jahr 2019 April fuhr ich in die Türkei da ich durch viel Suchen im Internet auf Prof. Dr. A. Akgül gestoßen bin und ließ mich auf die für mich geplante letzte Untersuchung ein. (Denn ich wollte nach dieser Untersuchung einfach aufgeben da es für mich nicht mehr ertragbar war immer nur zu hören sie müssen abnehmen.)
Es war wie ein Wunder der 1. ARZT der nicht sagte ich muß abnehmen. Im Gegenteil denn es wurde meine KRANKHEIT diagnostiziert die LIPÖDEM heißt. Endlich hatte ich eine Diagnose die meine ganzen Beschwerden verursacht hat bzw hatte. Denn ich habe durch die Krankheit viele körperliche Beschwerden bekommen da ich fast nicht mehr gehen konnte mich fast nicht mehr bewegen konnte. Oft habe ich sogar geglaubt meine Haut platzt gleich.
Sobald mich nur wer anstreifte musste ich weinen da mir alles weh tat nicht einmal mein jüngster Sohn durfte mich mehr umarmen denn auch das tat weh.
Ich hatte im April 19 leider nur 1 Woche Urlaub begann aber gleich nach der Untersuchung mit den Behandlungen.
Dr. A. Akgül sagte er wird mir helfen und er wird meine Schmerzen lindern. Ich konnte es noch immer nicht ganz glauben auch mein Mann und mein Sohn nicht da mir schon lange nichts erreicht hatten.
Ich wurde mit 3 Geräten behandelt und anschließend bekam ich Oxyplasspritzen. 5 Tage lang habe ich die 3 Gerätebehandlungen bekommen und am letzten Tag noch einmal diese Oxyplasspritzen ausnahmsweise da diese Spritzen nur einmal p. Woche verabreicht werden.
Meine Erstaunung war sehr sehr groß ich konnte gehen was ich schon lange lange Zeit nicht mehr konnte mein Körper fühlte sich lockerer an es war wirklich wie ein WUNDER für mich.
Jetzt ist es Dezember 2019 ich habe mir aufgrund der Weihnachtsferien in Österreich 3 Wochen Urlaub genommen um meine Behandlungen fortsetzen zu können.
Von April weg bis zum heutigen Tag den 28.12.2019 habe ich 8 Kilo abgenommen ohne DIÄT es geht wie von selbst alles.
Ich kann mich bewegen wie ich es schon lange lange Zeit nicht mehr konnte. Meine Familie meine Freunde mein ganzes Umfeld was mich kennt ist erstaunt.
Ich kann nur jedem empfehlen der schon lange leidet sobald er die Möglichkeit hat und es ihm-ihr nur irgendwie möglich ist sich bei Prof. Dr. A. Akgül untersuchen zu lassen denn wenn es möglich ist er-es hier die Hilfe-Heilung-Linderung finden wird. Sofern es möglich ist.

Ich bedanke mich für alles bei Prof. Dr. A. Akgül und auch seinem Team.
Tausend Dank und sogar dass ist noch zu wenig.
Der beste Arzt und auch der menschlichste der mir je begegnet ist. PROF. Dr. A. AKGÜL!!!

Yasemin Gönül 2019
aus Österreich 

 

 

Beinschmerzen und Beinschwellung

 

Hallo, İch bin Lipödem erkankte und kan zır Lenfödem behandlung zar Pravis. Die nach dem WAL op im rechten Fub begann Durch Dr. Ahmet Akgül behanklungu methode wurde ich erfolreich terapiert. Ich Danke ihm und sein Team für ihre intresse und freundlichkeit.

 


HEALING VASCULITIS AND PAIN ON LEGS, LIKE A MIRACLE

 

I had been diagnosed with leukocytoclastic vasculitis about 4 years ago.
I was in pain on my legs and constantly breaking out  After going to many doctors, I was met able to get any results. I was miserable!! Finally, one doctor decided to quit me on long term antibiotic. I was on it for the last 4 years. When I came to Turkey, I immediately began to research and came upon your home. You had high confidential that I decided to see you. Our first meeting, you told me to get rid of the antibiotic because I had taken too much medication. You told me that you were going to treat me with vacum and biorezonans. Thank you for saving me from pills! After 1 week of treatment, there has been no much improvement on my leg that it feel like a miracle. I am walk so long and I want and be able to do things, without any pain on breakout !! I knew after my first visit will you, you gave me much hope and confidence that if anyone would help me it was going to be you. I wasn't wrong. I am so greatful to you and your wonderful staff and feel many lucky to have a doctor like you to lean on.

Thank You

 

Vasculitis and pain



Healing pain on legs

 

 

 

YENİDEN İYİ OLMAK

 

Çok kıymetli Hocam

Yeniden iyi olabilme umudumu size gelmek tedavi olmakla yeşerttim. Yıllardır çektiğim acıları size gelmeseydim Hala çekiyordum. Çok şükür Rabbime sizi bulup size tedavi oldum. Benim umudum olduğunuz gibi umarım benim gibi hastalara da umut ışığı olursunuz. İyi ki varsınız şifaya sebep olan elleriniz dert görmesin size ve o güzel ekibinize sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Büyük duam rabbim sizi korusun benim gibi hastalar için umut ışığı olmaya devam edin. Eda hanım, Sinem Hanım, Nurcan Hanım teşekkürler.

Sağlık ve sevgiyle

 

 

En iyi bacak tedavisi 1

 

 

En iyi bacak tedavisi 2

 

ÖNCE VARİS AMELİYATI SONRA LİPOSUCTION VE EN SONUNDA LENFODEM TEDAVİSİ

 

Öncelikle herkese merhaba;

Ahmet Hocam ile serüvenimiz 5 ay öncesinde başladı. Ben 10 yıldır lenf ödem hastasıyım. Buraya hiç umudum yokken bir tanıdığımın önerisi ile geldim. Rabbime şükürler olsun iyi ki Ahmet Akgül gibi bir doktoru çıkardı karşıma. Çok zorlu bir süreçten geçtik. Önce sürecimiz varis ameliyatı ile başladı. Ardından, iki ay sonra liposuction ameliyatı ondan sonra ise 2,5 ay süren lenf ödem tedavisi bugün 26.2.2021 İtibari ile Lenf ödem çorabıma geçmiş bulunmaktayım. Benim sol bacağında sorun vardı şu an sağ bacağı ile aynı incelikte. Başta Sayın Hocam Profesör Doktor Ahmet Akgül olmak üzere, bütün ekibine teşekkürlerimi sunarım.

Sayın hoca gibi diğer bütün şifa acıları Allah başımızdan eksik etmesin. Ben sizden razıyım Allah'ta sizden razı olsun. İyi ki varsınız hocam. UMUDUNUZU HİÇ KAYBETMEYİN BİR ŞİFACI BULUNUR ELBET.

 

Lipodem Lenfodem ve venoz ameliyat sonucu 2

 

 

Lipodem Lenfodem ve venoz ameliyat sonucu

 

BACAK AĞRISI VE BACAK ŞİŞLİĞİ

 

Selam, Lipödem hastasıyım ve sağ ayağım ameliyat sonrası Lenfödeme dönüştü. 1 Yıldır çektiğim şişlik ve ağrılar Ahmet hocamın tedavi yöntemi ile iyileşme kayıt etti. Kendisine ve ekibine ilgilerinden ve güler yüzlerinden dolayı teşekkür ederim. Saygılar.

 

Beinschwellung 1



Beinschwellung 2


Beinschwellung 3



Damar, Damar Tıkanıklığı ve Yetmezliği ve Damar Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Damar hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış, bu bacak kesilir"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

DOLAŞIM BOZUKLUĞUNA BAĞLI YARA TEDAVİSİ

YARA BAKIMI

 

Yara tedavisinde en yeni yontemler

 

35'LİK DELİKANLI

 

YARANIN ÖNCESİ

 

Ayak yarasi 1

 


Ayak yarasi 2

 


Ayak yarasi 5

 


Ayak yarasi 3

 

 

YARANIN SONRASI

 

 

Ayak yarasi 9

 


Ayak yarasi 8

 


Ayak yarasi 7



Yirmili yaşlarda başlayan şimdilerde 35 yaşında olan hastamızın hikayesini anlatacağım. Aslında anlatılacak yine çok şey var insan neresinden başlayacağını bilemiyor ama ben bu hikayelerin bana çağrıştırdığı zamanlara giderek başlamak istiyorum. Orta Çağ’da cerrahların aslen berber olduğu zamana...


Şimdi görüyoruz ki hâla bazı yerlerde, bazıları Orta Çağ ilkelliğinde yanlış müdahaleler yapmaya devam ediyor. Yaptıkları bu yanlış müdahaleler elbet bu süreçleri iyice zorlaştırıyor. Bu hastamızın hikayesi aklımıza Fransız harp cerrahı (berber asıllı cerrah) Ambeoise Pare’i getiriyor. Ve dönüp ona bir kere daha teşekkür etmeyi borç biliyoruz. Harp meydanındaki gözlem ve tecrübeleri onu günümüzde cerrahinin babası haline getirdiğini geiyor aklımıza. Onun o şartlarda neleri başarıp değiştirmeye çalıştığı ama günümüzde bu kadar imkanla nelerin yanlış yapıldığını düşünüyor insan.

Ameliyat olması gerektiği söylenen hastamızın ameliyatı ilerleyen dönemde ilk fırsatta yapılıyor. Sonra yaşadıkları başına gelenler ilkel yaklaşımların birçok yanlışın devam ettiğinin kanıtı oluyor adeta. Kapanmayan kronik venöz ülserleri ile başı derde giriyor. Uzun bir tedavinin ardından zorluklarla geçirilmiş 4 yılın ardından kapanıyor yarası. Yara kapandıktan 2 sene sonra tekrar açılıyor. Yara ile devam eden sıkıntılı süreçe DVT (Derin Ven Trombozu ) ve Akciğer Embolisi ile ciddileşiyor tablo. Bu süreçte kalbinin kapakçıkları da hasar görüyor. Ve başlıyor 4 yıl daha zorlu bir mücadele. Çeşitli ameliyatlar, müdehaleler yapılıyor.

Gençlik yıllarının en güzel zamanları hastane koridorlarında geçiyor.  “Yurtdışından yaraları kapatacak ilaç getireceğiz” diye ilaçlar veriliyor.  Bu uğraşları çok sonuç vermiyor. Sonrasında  onlarca çeşit tedaviye, kreme, yara örtüsüne devam ediyor. Kendi araştırdığı tedavi ve uygulamaları yaptırıyor defalarca. Her dehasında ise başarısızlık.

Bana anlattığı adeta kan donduran şeylerin en başında ise bir yara merkezinde, pansuman yapan kişilerin aynı eldivenle altı hastaya dokunmasını, aynı alet ve araçları farklı hastalarda kullanmalarını anlatması oluyor . Kağıt kesilecek makasla şeker hastası olan bir hastanın etini kesip aynı makasla gelip başka hastaya sargı bezi kesmesini anlatıyor . O böyle alışılmışlığın verdiği ses tonu ile anlatırken , 21. yüzyılda bu mesleğin onuruna, kutsallığına yakışmayan bu kurumlardan  olması insanı derinden üzüyor. Elbet işini hakkıyla yapan tüm sağlık çalışanı camiasını da...

Hasta bizim pansumanımızda sadece kendisi işin 4 çift eldiven değiştirdiğimizi görünce anlatttığı bu anektod bir kere daha utandırıyor bizleri bir başkasının adına. Sürecimiz hastada ki tüm problemlerin detaylı tetkik ve analizi ile başlıyor. Müdehale ve gerekli operasyon planlanıyor. Önce sorunun kaynağına ulaşmak ve sonrasında tahribatı onarmak hedefimiz oluyor. Ameliyat sonrası profesyonel tedavimiz başlıyor. Bu süreçlerin zamanı gün gün planlanıyor. Müdehaleleri yapıp yara iyileşme sürecini kontrol altına aldıktan sonra hastalarımızı online takip etmeye, her sorularını cevaplamaya çalışmaya devam ederek sonrasına düzenli kontrollerimizi yaparak sonlandırıyoruz sürecimizi. Nasıl beslenmeleri gerektiğinden ne kadar su içmeleri gerektiğine kadar anlatıyoruz. Hep dediğimiz gibi ailemizden biri gibi davranıyoruz . Gibi değil öyle de hissediyoruz.

Bu hastamızın yarası kapandı. Onun durumunda ki gibi herkese ders olması açısından paylaşıyoruz. Hasta insan hep daha hassas insan oluyor. Kimse iyileşme umudunuz ile yaralamasın sizi. Umudunuzu, ümidinizi en başta iyileşmeye olan inancınızı bozmasın. Hep en doğruya, en güvenilire güvenin. Biz elimizden geldiğince sizin yanınızdayız.

Sağlıcakla Kalın


BİR GEMİ ADAMI

 

Bu sefer hayatı denizde geçmiş bir gemi adamının hikâyesini paylaşacağım sizlerle. Aslında tıbbi hikâyesi çok çok eskilere dayanıyor daha doğrusu genetik geçişle aldığı bir hastalığa sahip olduğu için her şey daha doğmadan başlıyor. Ne acı ki hastalık etkeni dışardan bir uyaranla değil de vücudun kendi kendine açtığı bir savaş olunca mücadele her zaman daha çetin geçiyor. Bu çetin mücadele çetin bir hastalık ile başlıyor.

Behçet Hastalığı teşhisi olan bu hastamızın durumu da tam olarak böyle oluyor. Behçet hastalığını biraz açıklayacak olursak en basit haliyle tüm dolaşım sistemi etkileyen bir hastalık diyebiliriz. Kan damarı enflamasyonu olarak da bilinen, kronik vasküler-enflamatuar multisistemik bir hastalık olan Behçet’i bularak, milyonlarca hastaya umut ışığı olan profesör unvanlı ilk Türk akademisyen Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet’i büyük bir saygıyla anıyoruz yine yeniden…

Deri ve zührevi hastalıklar alanında yaptığı birçok özgün çalışmayla kendi isminin yanı sıra Türkiye’nin adını da dünyaya duyurduğunu ne kadar çok çalıştığını ne kadar çetin bir mücadele verdiğini biliyoruz. Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet, 59 yıllık ömrüne yaklaşık 196 eser sığdırdı. Birçok ulusal ve uluslararası kongreye orijinal makaleleriyle katılan Hulusi Behçet, Türkiye’de “Deri Hastalıkları ve Frengi Kliniği Arşivi” dergisinin yayımlanmasını sağladı. Türkiye’nin adını tüm dünyaya duyurdu.

Bugün onun sayesinde birçok şeyi bilebiliyoruz. Bu kısa anekdottan sonra hastamızın hikâyesine geri dönecek olursak, Otoimmün bir hastalığı olduğu için kendi vücudu kendine çetin bir savaş açıyor ve diğer tüm sistemi elbet etkiliyor.

Hastamız bize ilk geldiğinde ilk gençlik yıllarında gittiği çok başarılı bir hekimden bahsediyor.

“Senin hastalığının şu an çözümü yok, hem maddi hem manevi kendini yorma”

nasihatını dinlediğini anlatıyor.

Aslında bu cümlede gizli bir uyarıda bulunuyor. Çaresi olmayan bir hastalığının olduğunu ve eğer yardımcı olmayacaksak hiç başlamamamız gerektiğini ifade ediyor.

Elbet yıllarca yaşadığı, araştırdığı hele kulaktan dolma bilgileriyle profesörlük! taslayan o herkes yok mu onların da söylemleriyle umutsuz bir halde ve eşinin ısrarıyla bizim kapımızı çalıyor.

Bu hastamızın hem Behçet hastalığı hem Buerger, tıp dilindeki adıyla Tromboanjiitis Obliterans (TAO), (atardamarların yapısında tıkanma, dolaşım sıkıntısı). Bu problemlere ilaveten Venöz problemi de olmasın dediğimiz hastanın Venöz problemi de eklenince üstüne Venöz Ülserinin olması DVT ( Derin Ven Trombozu) geçirmesiyle damar kapakçıklarının da bozulmasıyla yine çözmesi zor olan bir denklem halini alan Vaka karşımızda oturuyor. Tüm umutsuzluğuyla...

Umutsuz bakan gözlerin o ağır sorumluluğunda başlıyor tüm süreç. Bize güveniyor ama artık güvenmekten de yorulmuş bir vaziyette başlıyor sorduğumuz her bir detayı anlatmaya. Detaylar o kadar önemli ki, toplardamar için yaptığımız bir müdahale örneğin dörtlü bandaj atardamarların durumunu iyice sıkıntıya sokabilecek, kontrendike bir durum yaratabiliyor.

Söylüyoruz elbet bu iş sabır işi diye.

Tetkikler sonucu planlanıyor operasyonlar. Behçet hastalığı için takip ve ilaçların düzenlemesi, atardamarların tıkanıklığı ( Buerger ) için müdahale ( Sempatektomi ve Kök hücre). Sonrasında yaranın bakımı ve pansumanı ile devam ediyoruz. Hastamız tedaviler ile iyice toparlanan yarasına uluslararası gemide çalışmaya dönerek devam etmek istediğini söylüyor ve başlıyoruz haftalık online olarak takibe derken 2 ay sonra acil ilk uçakla tekrar geri geliyor bu sefer başımız Venöz Damarlar ile belada. Aktif bir pıhtı ile karşı karşıyayız elbette tüm ısrarlarımıza rağmen bırakmadığı sigara durumu iyice çıkmaza sokmuş...

Venöz yetmezliği için hemen operasyon planlanıyor. Bu süreç multidisipliner bir yaklaşımla devam ediyor. Başarılı bir operasyon ( Venöz kapaklara müdahale ) sonrası yara tedavisinde kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sefer direktiflerimizde neden ısrarcı olduğumuzu biraz saha anlamış halde süreci ilerletiyoruz.

Çalıştığı şirket endişe edip sağlık durumunun uygun olmaması sebebiyle yollarını ayırdığını belirtmiş hastamıza. Tek amacı iyileşmek ve çok sevdiği işine, gemiye geri dönebilmek oluyor hastamızın. Ve sabırla titizlikle yürüttüğümüz tedaviler sonunda yaramız da kapanıyor. Detaylı sağlık taramasından geçerek “Çalışabilir” raporunu alıyor.

Genetik geçişe müdahale edemesek bile çevresel şartları düzenlemek bizim elimizde. Öyle doğduk diye öyle olmaması ya da daha az etkilenmek bizim elimizde. Klinik tecrübelerimde gördüm ki ülkece

“Genetik”

Kelimesini çok seviyoruz.

Güzel bir paravan oluyor sağlıksız yaptığımız, yaşadığımız her şeye. Biraz da kolaya kaçıp vicdan rahatlatıyoruz. Ne kadar da kolay diyebiliyoruz genetik diye...

Günah keçimiz çoğu zaman genetik oluyor. Bu hastada detaylı inceleme ve müdahaleler sonucu sağlıklı bir şekilde süreci tamamladık. Birçok hastalık ile aynı anda uğraştık. Diğer hastalıklarını da tetikleyecek “Genetik” bir hastalığı vardı ama çok fazla sigara içmeyi, egzersiz yapmamayı kendi tercih etmişti. Unutmayalım ki tercihler hayatımızı belirler, şekillendirir. Hepimiz artık hastalıklar için atamızı, dedemizi suçlamayı bırakalım, bir şeylerin arkasına saklanmayalım. Nasıl kendimize yardım edebiliriz bunu düşünelim.

Eğer bunu başarabilirsek bizden sonraki nesillere daha güzel bir genetik miras bırakabiliriz.

 

Behcet hastaligi yarasi oncesi

 

 

 Behcet hastaligi yarasi oncesi 1

 

 

AĞRIYI NORMALLEŞTİRMEK

 

Bu sefer portakal bahçelerinden İstanbul’a uzanan genç erkek hastamızın hikâyesini paylaşacağım sizlerle...

Hastamıza on iki sene önce DVT ( Derin Ven Trombozu) teşhisini koymuş meslektaşlarımız. İki ayağında damar tıkanıklığı mevcut. Antalya’da "gitmediğim doktor kalmadı" diyor hastamız. "Ameliyat yöntemi mevcut değil" denilmiş. Uzun yıllar böyle devam edebilmiş. Zaman zaman ağrısı olsa bile normal olarak varsaymış bu durumu. Ağrıyı normalleştirmiş. Hayatının bir parçası, rutininde olmasını böyle yaşamayı kabul etmiş. Belki de etmek zorunda kalmış. Ne kadar acı, ağrıyı normalleştirmek. Ağrıyla yaşamaya alışmak. Uzun yıllar böyle devam ederken ufak bir yara oluşmuş bacağında. Önce çok önemsememiş, bir yere vurdum herhalde diye düşünmüş. Hakikatte ise maalesef ki bu kadar masum olmadığını anlamış. Yarası venöz sıkıntısı (venöz ülser) sebebiyle oluşmuş.

Venöz Ülser’i bacak toplardamarlarındaki yetersizlik nedeniyle genellikle ayak bileği çevresi ve bacakta açılan yara şeklinde açıklayabiliriz. Halk arasında varis yarası olarak bilinirler. Genellikle çok zor iyileşmesi ve tekrarlayabilmesi ile karakterizedirler. Bu genel tanımdan sonra gel gelelim yara nedir sorusuna?

Sahi neye yara diyoruz?

Binlerce yara çeşidi var. Bazen minik bir travma sebebiyle çabucak iyileşen hiç ciddiye almadığımız kendi halinde iyileşmeye bıraktığımız bir çoğumuzun başına gelen ile bu hastamızın yara dediği şey aynı mı sizce?

Yara nedir bunu anlayabilmek için tarih öncesi devirlere gidiyoruz. Mağara duvarlarına resmedilmiş detaylarla başlıyoruz anlamaya. Sonrasında Fransa ve Peru’da yapılmış olan kazılarda 7000-10.000 yıl öncesine ait iskeletlerde kafatası kemiklerinde trepenasyon ( kafatasına açılan delik ) yapıldığı belirlenmesi büyük bir yankı oluşturuyor tıp dünyasında.

Mezopotamya’da Babil Kralı Hamurabi’nin kitabelerinde ise çeşitli tıbbi reçeteler bulunması ile devam ediyoruz. Milattan Önce 1500’lere ait papirüslerde

İrrite ise sakinleştir, sert ise yumuşat, sıcak ise soğut, şiş ise söndür, ağrılı ise rahatlat”

sözü yara bakımındaki yaklaşımı bize özetler nitelikte. Ne temel ne önemli yaklaşım.

Eski Mısır’da yine MÖ 1550 yıllarda Ebers Tıp Papirüslerinde tıp bilgilerini içeren en eski ve en önemli yazmada, 900 kadar reçete bulunuyor. Bu papirüslerde yara ve yanıklarda kullanılan ilaçlardan bahşedilmiş. Eski Yunanistan Tıbbı milattan 1250 yıl önce yaşamış Aesculapius ile başlayıp milattan 460 yıl önce doğan Hipokrat ile devam etmiştir.

Kim duymamıştır ki Hipokrat’ı. Eski tarihi metinlerde

“Yeteneğim ve hâkimiyetim ölçüsünde hastalarımın iyiliği için tedaviler önereceğim ve asla kimseye zarar vermeyeceğim”

diye andı olduğunu bildiğimiz, meşhur Hipokrat Yemininin isim babası. Kimseye zarar vermemek andı o kadar önemli ki. O kadar çok canımız yandı ki verilen zararlardan. Bugün hâlâ daha, mezun olan doktorlarımızın bu yemini etmeye devam ediyor. Ve yine tarihi metinlerde yazılanlar bize söylüyor ki; Hipokrat, tapınaklarda bulunan ve zehirsiz olan yılanlar ile hastaların yaralarını yılanlara yalatarak tedavi tekniği geliştirmiştir. Hipokrat ayrıca yaralarda katran kullanarak antiseptiği ilk uygulayan hekim olmuştur.

Yarada primer, sekonder iyileşmeyi tanımlamış, balı kirli yaraların temizlenmesinde kullanmıştır.

Bu noktada ufak bir açıklama yapma gereği hissediyorum.

Hipokrat Antik Çağ’ da yaşamış tıp hekimi. O zamanın şartları ile yaptığı tedavi yöntemleri takdire şayan ama bugün hâlâ enfekte yaraya bal süren hasta ile karşılaştığımızda bu uygulamanın yanlış ve riskli olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Maalesef

Hastalık yoktur, hasta vardır”ı

hatırlatmamız gerekiyor.

Şu an bir yaraya müdahale edebilmek için altta yatan sebebi iyi araştırmalı, doğru tetkikler ile tanı koyabilmeli ve tedaviye her hastada öznel ve biricik olduğu anlayışı işe başlamalıyız. Bir yarada enfeksiyon varsa bal süremeyiz. Yarada mikroorganizma üreyebilir, böyle yaklaşımlarla tedavi etmemeliyiz böyle tedavi edilmemeli. Bal demişken sülük uygulamasının zararlarına ve uygulama sonrasında daha da kötüleşen yüzlerce vakanın olduğunu belirtmek istiyorum ve bu açıklamayı yapmayı borç biliyorum tüm herkes için.

Hipokrat bu uygulamaları İlk Çağ’ da yapıyordu maalesef ki günümüzde hâlâ devam ediyor. O çağ için "yanlıştı" diyemeyiz ama bu çağda bu kadar ilkel yaklaşamayız tedavilere.

Yani yara tedavisi insanlık kadar eski ve önemli bir mesele olduğundan sürekli gelişen, yeni yaklaşımlar ile devam eden ve sonu olmayacak şekilde ilerleyen bir süreç. İnsanlıkla başladı ve insanlıkla devam ediyor ve edecekte...

Bir cerrah olarak yarayı hafife almamalıyız.

Bu hastamızın hikâyesi tam olarak böyle başlıyor. Hafife aldığı yara git gide büyüyor. Ağrıları artıyor ve çaldığı kapılar bir çözümü yok diyorlar. Verilen bir krem yarayı iyice büyütüyor, hastamızın kendi ifadesiyle adeta kurşun yarası haline getirdiğini söylüyor.

Daha sonrasında Dermotoloji hekimine yönlendiriliyor burada ise Livedoid Vaskülit tanısı alıyor. Damar tıkanıklığı olan hastalarda olabiliyor diye açıklama yapılıyor. Kafası iyice karışan hastamız sonrasında ise bizimle tanışıyor. Öncelikle damar tıkanıklığı için operasyon planlanıyor. Sonrasında yara tedavisine başlıyoruz. Yukarıda uzun uzun tarihçesini anlattığım yara tedavisine…

Alman Cerrah Thedor Billroth,

“Bir cerrah için en önemli gereksinim yaraların uygun tedavisidir “

der.

Biz de ekip olarak yarasının uygun tedavisine başlıyoruz. Biz de diyoruz ki:

"Her yara aslında hastalığın kimliğidir".

Bize çok şey söyler. Yara en büyük ipucudur. Somuttur, gözünüzle görebilirsiniz. Tiksinmeden, yüksünmeden bakabilmeliyiz yaraya çünkü çözüm oradadır.

Bazı hastalarda enfeksiyon varlığında çok ağır koku olabiliyor. Zaten durumuna üzülen ve bu durumdan rahatsız olan hastaya hep daha dikkatli davranıyoruz. Çözüm odaklı yaklaşıyoruz. Operasyon sonrası dikkat etmesi gereken her şeyi detaylıca anlatıyoruz.

Pansuman eğitimini verip Akdeniz’in incisi Antalya’ya uğurluyoruz hastamızı.

Online olarak yaptığı pansumanı ve yarayı takip ederek tamamlıyoruz süreci.

Hep söylediğimiz, tüm hastalarımızın bildiği çok önemli şeyi tembihliyoruz hastamıza. Yürüyüş yapıp bol su içmesi gerektiğini anlatıyoruz tekrardan.

Bugün yarası tamamen kapandı. Ağrıları dindi.

Bir dahaki gelişim "bir çayınızı içmek için olacak" diyor.

Tebessüm ediyoruz, mutlu oluyoruz yine yeniden aldığımız bu sonuca.

Bazen ufacık bir yara çok masum gözükür gözümüze ama korkutucu sonuçlar doğurabileceğini aklımızdan hiç çıkarmamalıyız. Birçoğumuzu korkutmayan yaralar dolaşım sıkıntısı olan hastalarımızda kâbusa dönüşebildiğini unutmamalıyız.

“Yara meselesi” tüm tıp dünyasının hâlâ kanayan yarası.

İlk Çağdan günümüze kadar herkesin yorum yaptığı illa söyleyecek söz bulduğu kanadıkça kanayan yaramız. İnsanlık var olduğu sürece bir şekilde travma alıp belki zararsız, masum belki ciddi, tehlikeli onlarca yara ile karşılaşacağız.

Şunu unutmayalım ki, en doğru yaklaşım başkasının, konunun komşunun tecrübesi değil. Onun sürdüğü krem, onun içtiği ilaç çözüm değil. Bu yaklaşım doğru değil. Alanında uzman sağlık profesyoneli ile doğru adımları atabilmek. Doğru tanı ile doğru tedaviyi alabilmek çözüm.

Hastalık adları aynı olsa bile her hastanın durumu ayrı unutmayalım. Yara tedavisi hakkında söylenebilecek onlarca söz var. Tarih boyunca da söylenildi ve böyle de devam edecek. İlkel hiçbir yaklaşım ile tedaviye yanaşmayalım. Hayatınız boyunca maddi-manevi hiçbir yara almamanız dileğiyle, sağlıcakla, sevgiyle kalın…

Livedoid yarasi 1

 

Livedoid yarasi 2

 

 

YAŞAMAYI UNUTUYORUZ

 

Bu sefer 84 yaşında bir hanımefendinin hikâyesini paylaşacağım. Yaşını belirttim çünkü bugün “yaş almayı “ konuşacağım. Bugün sizlerle Gerontoloji’yi konuşacağım. Sonrasındaysa aslında yaşlılık deyip normal varsaydığımız ne çok yanlış kanının bizleri yanlış yönlendirmesinden, göz ardı ettiğimiz birçok şeyin ne kadar da önemli olduğundan bahsedeceğim…


Gerontoloji nedir diye genel bir tanımlama yapacak olursak; yaşlanmanın ve yaşlılığın bilimidir diyebiliriz. Bu terimi ilk defa 1903’te tıp dalında Nobel Ödülü olan Rus bilim insanı İlya Meçnikov kullanmıştır. Geron (ihtiyar) , logos (bilim) kökünden gelmektedir. Ülkemizde ve Avrupa’da anabilim dalı olarak çeşitli üniversitelerde okutulmaktadır. Gerontolojinin bu konuma gelişinin başlıca sebebi, sürekli uzayan yaşam süresine bağlı yaşlı nüfusunun artışıdır. Gerontoloji interdisipliner bir bilim dalıdır, yani farklı bilim dallarında yaşlanma ve yaşlılık incelenmektedir. Gerontoloji bilimimin bu teorik açıklamasının ardından gelelim hayatın içinde neyi hedeflediğine.


Var olmaya başladığımız andan itibaren yaş almaya başlıyoruz. Evet, yaş alıyoruz ama yaşamıyoruz. Hayattın rutin akışında yaşamayı unutuyoruz. Hayatı dolu dolu yaşama konusunda milletçe sınıfta kalıyoruz. Ne çok üzülüyoruz, ne çok hayal kırıklıkları ne çok pişmanlıklar biriktiriyoruz. Ne az anlayıp ne çok yargılıyoruz. Ne çok sinirlenip ne az seviniyoruz. Ne az empati yapıp ne çok suçluyoruz. Gülümsemeyi ne çok ihmal ediyoruz. Ne çok biriktiriyoruz ne kadar az veriyoruz. Halil Cibran, “ Vermenin hazzını, mirasçılarınız değil siz yaşayın” derken verebilmenin o eşsiz hazzını öğütlerken ne çok öğütlere kulak tıkıyoruz. Sahi biz büyürken neleri kaybediyoruz. Bir bebeğin mücadelesini, bir çocuğun merakını bir gencin ilk heyecanlarını nasılda yitiriyoruz. En acısı ise bu kayıplarımızın farkına bile varamıyoruz. Sorumluluklar altında eziliyor, makineleşiyoruz. Ama insanoğlunun duygusal bir varlık olduğunu unutuyoruz. Çoğu zaman ise unuttuğumuz, göz ardı ettiğimiz ruhumuz bizden intikamını alıyor. Bu hastamızda da durum böyle diyebiliriz. Eşini kaybettikten sonra hayata karşı ciddi bir umutsuzluk, mutsuzluk hali içine giriyor. Daha önce ona keyif veren yapmak istediği her şey tahammül edilemez bir angarya olarak geliyor. Yaşlılığın normali saydığımız her şey bu noktadan sonra artıyor. Yaşlılara depresyonu dahi yakıştıramıyoruz. Onlar hep bilge hep tecrübeli hep sabırlı ve tek görevi bizlerin depresyona girmesini önlemek bizlerin mutluluğunu öncelemek olduğunu düşünerek hareket ediyoruz. Ne çok duymuyoruz o sessiz çığlıklarını. Hâlbuki literatüre baktığımızda bilimsel gerçekler yaşlılıkta depresyon oranının arttığını söyler. Depresyon yaygınlığı toplumda %5-8 iken 65 yaş üstündeki popülasyonda bu oran %15’tir. Depresyon için tanı ölçütleri yaş gruplarına göre farklılık göstermemektedir. Ancak klinikte farklı özellikler göze çarpabilir. Örneğin bazı hastalarda uyku ve iştah değişiklikleri ve enerji azalması gibi tipik belirtiler, çökkün duygudurum, ilgisizlik gözlenirken bazı hastalarda özellikle 80 yaş üstünde belirtiler daha farklı olabilir. Hasta çökkünlük ve üzüntü tarif etmeyebilir. Sinirlilik, huzursuzluk ve içe çekilme gözlenebilir. Bazı durumlarda maskeli depresyon ve depresyon eşdeğerlerinden söz edilebilir. Örneğin çökkünlük tarif etmeyen ve depresif görünmeyen bir hasta kronik ağrı ve yorgunluktan yakınabilir veya sürekli sağlığından endişelenen bir hali olabilir. Yaşlı hastalarda depresyonun duygusal belirtilerinden çok somatik ( bedensel) ve kognitif (bilişsel) belirtiler ön plandadır. Çökkünlük tarif etmeyen yaşlılar hiçbir şey hissedemediklerinden veya ilgilerini ve zevk alma kabiliyetlerini yitirdiklerinden bahsedebilirler. Yaşlıların duygusal belirti tarif etmemeleri “üzüntüsüz depresyon” gibi kavramların kullanılmasına yol açmıştır. Aslında hep söylenilen tüm hastalıkların başı stres kavramına götürüyor bizi bu tanımlar. Bizim gerontolojiyi ve geriatrik bireyin psikolojisini anlatmamızdaki temel neden bu hastamızın fiziksel sorunlarının eşini kaybetmesinden sonra ortaya çıkıyor olmasından kaynaklanıyor. Bazen inanılır gibi gelmez ama sebep o kadar basittir ki. Eş kaybı, çocuklarda ve torunlarda olabilen maddi – manevi problemler, yaşanılan kayıplar bireyi hasta edebilir. Ruhtaki sessiz çığlıklara kulak tıkayan beden, fiziksel problemlerle karşılaştığında ruhtaki bu rahatsızlıkların gözle görülür halde var olduğunu kanıtlar. Hastamız kızlarıyla muayeneye geldiğinde hastamız olan hanımefendinin gözlerinden okunuyor bıkkınlığı. Böyle bakışlarında tarif edilemez bir şey gizli. Fiziksel rahatsızlıkları var ama kaynağını hemen anlamak kolay değil. Detaylı anemnez alınıyor daha önce yapılan tüm tektik ve rapor sonuçları detaylı inceleniyor. Kronik hastalıkların varlığı ve bize geldiği şikâyetiyle tetikleyici mi bunu öğrenmeyi amaçlamak için detaylı sorular soruluyor. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi ruhta açılan yaralar fiziksel olarak bedene de zarar verebiliyor. Bu hastamızda olduğu gibi ayağında geçmeyen yarası mevcuttu. Her şeyi sadece psikolojik sıkıntıyla açıklamak yanlış ama psikolojik sıkıntıları göz ardı ederek açıklamak ise daha yanlış…


Hastamızın tedavisine başladık. Ekibimizdeki psikoterapist ile görüşmeler planlanıldı. Geriatrik bireye multidisipliner bir yaklaşımla yaklaşarak hem ruhunda ki hem bedeninde ki yaraları iyileştirdik. Sevgi her derdin dermanıdır. Son yapılan araştırmalar ölümcül hastalıkların çoğunun sevgisizlikken kaynaklandığını göstermektedir. Sevgi bazen ölüme bile dur diyebiliyor. Sevgi, ilgi, şefkat her şeyin ilacı oluyor. Son yıllarda bir bilim dalı olarak Gerontolojiye gerekli önemi vermeye başladık. Bu alanda yapılacak hem akademik hem de pratik çalışmalar ile yaşlanan bireye ve topluma daha doğru bir bilinçle yaklaşabiliriz. Patolojik olan birçok şeyi yaşlanmanın doğal sonucu olarak algılamamalıyız. Öncelikle ruhsal sağlıklarını sonrasında bedensel iyilik halleri için onları anlamak, empati yapmak şart. Unutmayalım ki ruh hasta olmadıkça beden yatağa kolay kolay düşmüyor. Yaşlanma çok doğal ve olağan bir süreç, doğal olmayan şey bizim yaklaşımlarımız yaşlanmayı hastalık olarak algılamamız. Bu algılardan arındığımızda daha sağlıklı ve başarılı bir yaşlanma süreci yönetebiliriz. Bu hastamızda sağlığına kavuştu. Gözündeki o umutsuzluk bir nebze olsun rahatladı.

Son olarak, ‘’Hoşgörümüz kadar genciz, önyargılarımız kadar da ihtiyar’’ olduğumuzu unutmayalım. Tüm her şeyi hoşgörü ile karşılayabilmek ve Sağlıklı yaş alabilmek dileğiyle…

 

Yaranin onceki hali



Yaranin sonraki hali

 

 

HEM SİNİRLİ HEM DE İSYAN DOLU

 

Çok uzaklardan tedavi için gelmiş hastamız karşımızda. 50’li yaşlarda erkek hasta. Tüm yaşadığı tedavi süreçleri onu iyice yormuş. Hem sinirli hem içi isyan dolu ama ne olursa olsun o umudun eşsiz varlığıyla da karşımızda. Tavırları keskin, yer yer agresif. Acıdan ve ağrıdan muzdarip. “Ne olur beni kurtarın diyor”. Omuzlarımıza, zaten hep fazlasıyla hissettiğimiz yükü bu sözleriyle iyice arttırıyor. Gelelim bu hastamızın şikâyetine. Bazen hastalığının adını söylerken bile hastalarımız sıkılır. Mesele tıbbi bir terimi ifade edememek değilde bu hastalığı tanımlamak zor olabiliyor onlar için. Yine içsel bir sıkıntı ile ifade ediyor hastalığın adını. Tıbbın paylaşılamayan ama hep bu yüzden de hep ortada da kalan hastalıklarından, Pyoderma Gangrenosum… Tıp tarihinde ilk olarak 1916 yılında Louis Brocq tarafından ‘phagedenisme geometrique’olarak tanımlanan bu hastalık sonraki yıllarda Brunsting ve arkadaşları tarafından Pyoderma Gangrenosum olarak adlandırılmıştır. Karakteristik lezyonu ağrılı, deriden kabarık, düzensiz sınırlı, koyu kırmızı veya viyolase renkli, nekrotik ülserdir. Brocq zamanından bu zamana yine tıbbın paylaşılamayan çocuğu olmuştur. Paylaşılmayan çocuğu diyorum çünkü dermotoloji ve kalp damar hastalıkları uzmanları tanıları koyabiliyor olmazsa olmazımız romotologlar ile beraber tanı koyma uzmanlık alanları iyice çeşitleniyor. Bu hastamızda da durum öyle olmuş. Çeşitli uzmanlık alanlarından aldığı tanı ve tedavilerden sonra karşımızda. Elbet ayırıcı tanı kriterlerine göre diğer olası tanılardan ayrıştırmak biz hekimlerin görevi olsa da bazen çok farklı yaklaşımlar olabiliyor.


Pyoderma gangrenosum, nadir görülen, ülserlerle karakterize, inflamatuvar bir deri hastalığıdır. Lezyonlar, ülseratif kolit, Crohn hastalığı, gibi sistemik hastalıklarla birlikte veya altta yatan hastalık olmaksızın tek başına da görülebilir. Majör Kriterler, kenarları menekşe renginde inflamatuar lezyonların oluşması Ayırıcı tanıdaki hastalıkların dışlanması (venöz ve arteriyel ülserler, vaskülitler). Benzer klinik bulgular varlığında, diğer olası hastalıkları dışlamak için ayrıntılı öykü, fizik muayene, deri biyopsileri, kültür ve laboratuvar testleri gerekmektedir. Tedavisinde, lokal ülser bakımının yanı sıra, topikal ve sistemik tedaviler uygulanmaktadır Diğer hastalıkların dışlanması ve doğru teşhis koymak her hastalıkta olduğu gibi bu hastalıkta da çok önemli oluyor. PG’da spesifik ve her durumda etkili standart bir tedavi seçeneği bulunmamaktadır. Tedavi lezyonların sayısına, karakterine ve şiddetine, yayılım ve yeni lezyon oluşum oranına, eşlik eden hastalığa, hastanın tıbbi durumuna ve toleransına göre değişmektedir. PG tedavisinde amaç; lezyonları ve ilişkili hastalıkları uzun süreli ve en az yan etkiyle kontrol altına almaktır. Bu hastada amacımız şiddetli ağrıyı azaltmak, lezyonu kontrol altında tutmaktı. Detaylı anemnez aldıktan ve tetkiklerin değerlendirilmesinden sonra tedavi sürecimiz başladı. Zor bir hastalık ve yorulmuş bir hasta vardı karşımızda. Süreci planladık, tüm ilaçları düzenledik. Multidisipliner olarak yaklaştık. Pyoderma gangrenozum,tanısı zor ve patogenezi tam olarak açıklanamamıştır. Pyoderma gangrenozum romatolog, dermatolog, damar cerrahi ve iç hastalıkları uzmanlarını ilgilendiren disiplinlerarası bir konudur ve tanı-tedavi başarısı bu faktörlere bağlıdır. Pyoderma gangrenozumda immün sistem ve özellikle nötrofil fonksiyon bozukluklarına yönelik yapılacak ayrıntılı çalışmalar bu hastalığın daha iyi anlaşılmasını sağlayacak ve sürece ışık tutacaktır. Bizde hastamızı çeşitli uzmanlık alanları olan meslektaşlarımız ile değerlendirdik. Kendisi şimdi çok daha iyi ve daha sağlıklı hissediyor. Gerçekten mutlu ve umut dolu…

Hastalarımız genellikle birçok meslektaşımızı ziyaret ettikten sonra en son bizimle iletişim kurmuş oluyor. “Hep bu en son olmak, son umudumuzsun hocam olmak” hissettiğimiz manevi sorumluluğu daha da arttırıyor. Kendi uzmanlık alanlarımızın yanı sıra diğer uzmanlık alanları ile ilgili okumalar yapmak gerekiyor. Hastamızın nesi olduğundan ziyade nesi olmadığını anlayabilmek için bu gerekli oluyor. Her hasta o kadar biricik ve eşsiz ki bu yaklaşımla yaklaşmak belki de tedavinin en büyük başarılarından. Hastaya, dokunmak onları anlamak önemli. Yüksünmeden, tiksinmeden empati ile yaklaşmak belki de en büyük başarıların ilk adımı. Onlarda muzdarip acıdan, korkudan yaraları varsa kokusundan, akıntısından… Vücut zihnin söylediği her şeyi duymaktadır. Sadece psikiyatri kliniklerinde değil bazen bize başvuran hastalarından fiziksel yaraları, fiziksel acıları ruhlarında derin yaralar açabilmiş oluyor. Çoğu zaman farklı acı ve hikâyelere tanıklık ediyoruz.


Bu hasta ne ilk vakaydı ne de son vaka olacak. İnsanlıkla beraber maalesef hastalıklar da hep var olacak. Bizim amacımız, mümkün olduğu kadar ortaya çıkmasını engelleyebilmek, ortaya çıkmışsa tedavi edebilmek ve elimizden geldiğince şifaya aracı olabilmek. Tüm insanlığa sağlıklı sıhhatli bir ömür diliyorum…

 

KESİLME SINIRINA GELEN AYAKLAR

Sizlere takip ettiğimiz onlarca hastadan birinin tedavi sürecinden bahsetmek istiyorum. Tıp fakültesinin bazı bölümleri zordur demişti bir Hocam, zorluğu bilimsel ve akademik yönüyle ilgili değildi…

Bazı doktorlar özellikle bazı cerrahlar eve hep mutsuz gider. Çünkü karşılaştığın hastalıklar , tanı ve tedavilerindeki güçlükler ve tıp biliminin hâlâ çözemediği onca gizem bazı hastalıklarla ilgilenen bazı doktor ve cerrahları eve her akşam mutsuz gönderebilir. Hocamın ne demek istediğini çok uzun yıllar sonra anladım. Bize başvuran hastalarımız birçok farklı alan farklı doktor muayenesinden sonra gelen ve birçoğu bu arayış sürecinde geç kalabilen hasta popülasyonundan oluşmaktadır. Sürecini paylaşacağım bu hastanızda da her şey tamda belirttiğim gibi olmuştu. Başvurulan son doktor olarak ve müdehale edilmesi gecikmiş hastamızla tedavi sürecimiz başladı.

İnsan vücudu birçok kompleks birimin mükemmel organizasyonu ile muazzam bir denge ve düzen içerisinde çalışmaktadır. Vücudumuzdaki hastalıkların tedavisi, birçok sistemin uyum içerisinde multidisipliner çalışması ile mümkün olmaktadır. Özellikle Arteriyel dolaşım sistemindeki problemler ayak parmakları ve ayak üstünde açılan yaralar sonucu ampütasyon (ilgili uzuvun kesilmesi ) önerilir. Bize muayeneye gelen bu hastamız için de ampütasyon kararı alınmıştı. Öncelikle detaylı fiziksel muayene gerçekleştirdik. Tüm radyolojik tetkikler incelendi, gerekli görülen tetkikler tekrar çektirildi ve tedavi sürecimiz planlanıldı. Atar damar dolaşımına Anjio ile müdahale edildi. Daha sonra titizlikle yürüttüğümüz yara tedavisi sürecimiz başladı. Hastaya ve yakınlarına yara bakımı, pansumanı eğitimi verildi. Süreç titizlikle takip edildi. Hastamız beslenmesine ve düzenli yürüyüşlerini yapmaya çok dikkat etti.
Sabır gerektiren bu meşakkatli ama sonu iyileşmenin o muazzam mucizesi ile sonlandı…

Herkes, her hasta her vaka maalesef bu güzel sona ulaşamayabiliyor. Hasta ile birlikte çalışarak hekim ve hasta birliği oluşturarak süreci takip edebilmek başarılı olmamızı artırıyor. Bu sürecin sonunda ben ve ekibime destek olan , sabır ve inançla bu süreçi tamamladığımız hastamızı tebrik ediyorum.

Geçmiş olsun değil , Geçmiş oldu…

yara vakasi

 

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

NİKAH ŞAHİDİ

 

Hayatımın dönüm noktası olduğunu zannettiğim zamanlarda birden bire ayağımda şişlik ve yaralar çıktı. Bunun üzerine gitmediğim doktor kalmadı.

Yıllar evvel dedemizi ameliyat eden sağlığına kavuşturan Ahmet Hocamız aklımıza geldi, kendisi pandemi dolasıyla hasta bakmaz iken, durumu açıkladığımda düğünümün olduğunu çaresiz olduğunu söyleyince beni muayeneye kabul etti. Ahmet hocamın uygun gördüğü tedaviye 15.12.2020 tarihinde başladık, tüm ekip büyük bir özveri ile iyileşmem için ellerinden gelenin en iyisinin yaptılar. Hiçbir zaman kendimi hastanede gibi hissetmedim, hep aile sıcaklığı gösterdiler.

25.12.2020 tarihinde tamamen ağrılarımdan şişliklerimden azade bir şekilde taburcu edildim. Ahmet hocamdan nikah şahidim olmasını rica ettim, belki de o olmasaydı düğünümde şiş bir ayak ve ağrılar içinde olacaktım.

En başta Prof. Dr. Ahmet Akgül hocamıza ve ekibinden Nurcan hanım, İlknur hanım, Sinem hanım ve ismini yazmadığımız tüm ekibe kalbimizden teşekkürler.

 

 

Lenfodem ve yara tedavisinde oksiplazma 1

 

Lenfodem ve yara tedavisinde oksiplazma tedavisi



TÜRKİYE'DEKİLER NE ŞANSLILAR, TÜRK DOKTORLARI VAR, ONLARI DOĞRU TEDAVİ EDİYOR

 

Keşke beni de sayın sağlık bakanımız Türkiye'ye aldırsa da Avurturya’da süründürüyorlar. Beni de kurtarsa. Hata üstüne hata, yanlış üstüne yanlış. Vücudum dayanmaz oldu, tüm sağlığımı bozdular sağ olsunlar. İki çocuğumla perperişan oldum. İnşallah benim de sesimi duyar da bir an önce beni de burdan kurtarır. Benim durumum burdaki doktorların sayesinde gitikçe kötüye gidiyor. Benim ne çektiğimi 8 aydır bir Allah’ım, bir de benim çocuklarım, bir de ben biliyorum. Türkiye’dekiler ne şanslılar. Türk doktorları var, onları doğru tedavi ediyorlar. Bizde burda yanlış yapılan doktor hatalarından sürünüyoruz. Hocamı çok seviyorum, çok iyi bir insan öncelikle ve çok iyi yüce kalpli bir doktor. Kendisini çok seviyoruz, şuan hastaneden yazıyorum ve izliyorum ama arayamıyorum çünkü kontürüm yok malesef. Hayırlı yayınlar.

 

 

İYİ Kİ SİZİ TANIDIM

 

Ben sizi iyi ki tanıdım hocam. Ben çok doktor gördüm. Sizin gibi hastasına her türlü iyi bakan işini seven, candan, samimi, insana değer veren, ilgilenen, çok başarılı bir doktor görmedim Sayenizde sağ bacağım iyileşti, yaralarım geçti. O elleriniz dert görmesin, hep hastalarınıza şifa dağıtsın. İşiniz hep rast gitsin. Bir şifacı bulunur elbet, o da Prof. Dr. Ahmet AKGÜL. Hasta olanlar ona gidin. O, sizi bir yolunu bulur, iyi eder.

 

 

Acik yara tedavisi


GÜLER YÜZLÜ TEDAVİ

 

En iyi yara tedavisi

 


Ahmet hocam ve ekibini candan kutlarım. Tedavim sürecinde hep güler yüz gösterdiler, kendi evimde gibi hissettim, gerçekten de Bir şifacı Bulundu...
Hepinize çok teşekkürler.

 

TEDAVİ EDİLEMEZ DENEN YARAYI TEDAVİ ETTİ 

 

bacak_yarasi_1.jpg

 

 

ekran_resmi_2018-07-09_18.43.57.png

 


Merhaba,

Ben Zuhal Göktürk. 56 yaşında bir diyabet hastasıyım. Ayağımda çıkan birkaç yara zamanla ödem ağrı ve büyüme evresine girdiğinde artık acı çekebilir hali aşmıştı. Türkiye'nin en büyük özel hastanelerinden birine apar topar kaldırıldım. Apse yapmış basit bir yara intibası ve kapanacağı düşüncesinde olsak ta kemiklerimin içine işleyen ağrılar tedirginliğimi artıyordu.

Tam teşekküllü bir hastanedeyim ve her şey iyi olacak diye düşünürken, kalp damar cerrahı ve plastik cerrahı "diyabete bağlı damar tıkanıklığı" tanısı koydular ve yaramın olduğu bölgeyi alıp temizleyeceklerini, aksi taktirde "kangren olabileceği endişesi" taşıdıklarını ifade ettiler. Apar topar ameliyata alındım, yaranın olduğu bölge tamamen temizlenmiş kemiğime kadar oyulmuştu. Yara cerrahisi açılan bölgeyi kapatabilmesi için her yöntemi ve imkanı denedik fakat acı o kadar dayanılmazdı ki "ayağımın kesilmesini" bile ister olmuştum. 20 gün olmuş ve her gün açık kemiğime pansuman yapılıyor ama yara kapanmak adına hiçbir gelişme göstermiyordu. Ağrıların şiddetinden gece uykusunu unutmuştum. Doktorlarda çaresiz bir haldeydiler cildiye dahil neredeyse her branştan doktor konsültasyon yapmıştı. Onların çözüm üretemediğini duymak beni tedirgin ediyordu.

Doktor bir yakınım sayesinde "damar tıkanıkları konusunda uzman bir 

kalp damar cerrahı" olduğunu ve "onun ancak bu duruma bir çare bulabileceğini" söylediler. Yine de hiç ümidim yoktu. Muayene için randevu aldık ve tedavi yapılacak merkeze girdik. "Dekan ve ünlü bir profesör olduğunu" bilerek gittiğim halde, bu kadar alçakgönüllü ve candan birini beklemiyordum. Yaranın olduğu bölgelerde detaylı bir inceleme yapıyor ve her gözlemini asistanına not aldırıyordu. "Kılcal damar tıkanıklığı" vakası olduğunu ve bu yaranın dışında vücudumun birçok bölgesinde bu tıkanmaların görülebileceğini ifade etti. Hemen her gün 3 aşamalı tedavi yöntemi uygulayacağını ve kılcal damarların işlevini kazanıp, yaranın kapanma evresine gireceğini söyledi. Ben sadece şu soruyu sordum:

"Gece acı çekmeden uyumayı özledim, uyuyabilecek miyim" dedim.

"Bugün uyuyabileceksin" dedi.

Evet o gece rahat uyudum. Düzenli olarak tedavimi aksatmadan her gün merkeze gittik. 2 haftadan sonra acı ve ağrı tamamen geçti. Her kök hücre tedavisinde sargı bezi açılınca yaramın daha da kapandığını görüyor ve seviniyordum. 2 ay gibi bir sürede artık yaram tamamen kapanmıştı.

Allah'ın izni ile beni, bana ve evlatlarıma tekrar kazandırdın. İkinci şansımsınız. Teşekkürler Ahmet Akgül.

 

 

 

EN İYİ TEDAVİ

 

en_iyi_bacak_yarasi_tedavisi.png

 


Ahmet hocam ve ekibini candan kutlarım. Tedavim sürecinde hep güler yüz gösterdiler, kendi evimde gibi hissettim, gerçektende Bir şifacı Bulundu...

Hepinize çok teşekkürler. 

 

 

behcet_hastaliginin_en_iyi_tedavisi.jpg

 


Yukarıdaki gazete haberinin tam metni aşağıdaki renkli yazıda vardır veya haberin ayrıntıları için TIKLAYINIZ

NASA teknolojisi ile damar tedavisi

Bacaklara negatif ve pozitif basınç uygulayarak, toplardamarlardan geriye kan akımını hızlandıran cihaz ayak damar tıkanmalarına çözüm oluyor.

NASA’nın uzaydaki astronotların bacaklarındaki kan akımını düzenlemek için geliştirdiği cihaz, bacak damar tıkanıklıklarının ve bacak damarlarındaki kanlanma problemleriyle oluşan hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan Türkiye’nin ilk Geronteknoloji Merkezinde hizmete giren Vakum Terapi cihazı sayesinde kangren olup kesilecek ayaklar kurtuluyor.

Vakum Terapi Cihazı’nın vücutta ayaklardaki dolaşımı destekleyen ikinci bir kalp gibi çalıştığını söyleyen İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kalp-Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akgül “Lenfödem toplumda 6.000 kişide bir görülen bir hastalık. Derin Ven Trombozu adını verdiğimiz tıkanıklıklar ise çok daha sık. Ayak damarlarının kanlanmasına yardımcı olduğu için her türlü damar hastalığının tedavisinde kullanılabilen bu tedavi yönteminde negatif ve pozitif basınç uygulanarak, toplardamarlardan geriye kan akımı hızlandırılıyor. Atardamarlardaki kan akış hızı ve dokuların oksijenlenmesi artırılarak yara-kas dokusunun iyileşmesi sağlanıyor. Farklı hastalıkların tedavisi için 16 programı olan cihaz aralıklı negatif basınç uygulaması sayesinde,tedavisi oldukça zor olan dolaşım kaynaklı hastalıklarda çığır açmış yeni bir metot” dedi.

Vakum terapisinin uzaya giden astronotların sağlıklarının korunması amacıyla geliştirildiğini anlatan Prof. Dr. Akgül “Uzayda yer çekimi olmadığından son derece sağlıklı olan astronotların dolaşım sisteminde problemler ortaya çıkıyor. Astronotlar günün belirli saatlerinde bu vakum cihazına girerek dolaşım sistemlerini normale döndürüyorlar. Bu cihazın tedavide kullanılması söz konusu olduğunda bir de basınç fonksiyonu eklenmiş” dedi.

 

 

 

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

BACAK YARASI

 

Damar yarasi tedavileri

 

HER GÜN VARİS ÇORABI KULLANIYORDUM AMA KURTULDUM

 

venz_yetmezlik_ve_varis_corabi.jpg




venoz_yetmezlik_ve_varis_corabi_2.jpg

 


Saygıdeğer Hocam

Öncelikle tarifsiz duygular içindeyim. Kelimelerimi toplayamıyorum. Size sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Hayatım bambaşka anlam kazandı. Sağlığıma kavuştum sayenizde Allah sizden ve ekibinizden razı olsun. Sizin gibi doktorlarımızın sayıları artsın. Önceden yaşıyordum ama hayat kalitem çok düşüktü. Venöz yetmezliğini 13 yıl çektim ve şuan sayenizde kurtuldum. Ameliyat olmakla ne iyi etmişim, sizlere ne desem az olur hocam Allah sizi eksik etmesin. Her gün varis çorabına bağımlıydım ve akşam çorapla bile ağrı, şişlik dinmeyen basınç dolgunluk hissi hep mutsuzdum. Şimdi sanki yeniden doğdum. Tekrar sonsuz teşekkürlerimi sunarım. Allah size sağlık huzur versin daim olsun. Sonsuz teşekkürler Ahmet Akgül hocam.

 

 

 

behcet_hastaliginin_en_iyi_tedavisi.jpg

 

NASA teknolojisi ile damar tedavisi

Bacaklara negatif ve pozitif basınç uygulayarak, toplardamarlardan geriye kan akımını hızlandıran cihaz ayak damar tıkanmalarına çözüm oluyor.

NASA’nın uzaydaki astronotların bacaklarındaki kan akımını düzenlemek için geliştirdiği cihaz, bacak damar tıkanıklıklarının ve bacak damarlarındaki kanlanma problemleriyle oluşan hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan Türkiye’nin ilk Geronteknoloji Merkezinde hizmete giren Vakum Terapi cihazı sayesinde kangren olup kesilecek ayaklar kurtuluyor.

Vakum Terapi Cihazı’nın vücutta ayaklardaki dolaşımı destekleyen ikinci bir kalp gibi çalıştığını söyleyen İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kalp-Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akgül “Lenfödem toplumda 6.000 kişide bir görülen bir hastalık. Derin Ven Trombozu adını verdiğimiz tıkanıklıklar ise çok daha sık. Ayak damarlarının kanlanmasına yardımcı olduğu için her türlü damar hastalığının tedavisinde kullanılabilen bu tedavi yönteminde negatif ve pozitif basınç uygulanarak, toplardamarlardan geriye kan akımı hızlandırılıyor. Atardamarlardaki kan akış hızı ve dokuların oksijenlenmesi artırılarak yara-kas dokusunun iyileşmesi sağlanıyor. Farklı hastalıkların tedavisi için 16 programı olan cihaz aralıklı negatif basınç uygulaması sayesinde,tedavisi oldukça zor olan dolaşım kaynaklı hastalıklarda çığır açmış yeni bir metot” dedi.

Vakum terapisinin uzaya giden astronotların sağlıklarının korunması amacıyla geliştirildiğini anlatan Prof. Dr. Akgül “Uzayda yer çekimi olmadığından son derece sağlıklı olan astronotların dolaşım sisteminde problemler ortaya çıkıyor. Astronotlar günün belirli saatlerinde bu vakum cihazına girerek dolaşım sistemlerini normale döndürüyorlar. Bu cihazın tedavide kullanılması söz konusu olduğunda bir de basınç fonksiyonu eklenmiş” dedi.

Özlem

 

 

 

HİÇ GEÇMEYEN KAŞINTILARIN TEDAVİSİ

 

 

Kasinti tedavisi

 

 

POŞETLER DOLUSU İLAÇLAR

 

15 yıldır devam eden ayağımdaki yara ve varis problemleri için gitmediğim doktor ve hastane kalmadı. Poşetler dolusu ilaçlar kullanmama rağmen şikâyetlerim azalmadı. Hastalığımı araştırırken internet üzerinden Prof. Dr. Ahmet AKGÜL hocama rastladım. Yapmış olduğu işlemlere ait görselleri ve videoları izleyerek doktorumuzun doğru kişi olduğuna İnandık.
Randevu alarak kendisine ulaştık. Detaylı muayene ve tetkikler neticesinde ameliyat planlandı, sonrasında yara tedavisine başladık. Yapılan işlemler yara pansumanları, masaj, sargı işlemleri sayesinde hastalığım tedavi oldu. Buradan öncelikle doktorumuz Ahmet hocaya ve ekip arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Biz şifamızı bulduk, Allah sizden razı olsun.

 

 

Iki bacak varis ameliyati ve ayak yarasi 1

 

 

Iki bacak varis ameliyati ve ayak yarasi 2

 

 

NİKAH ŞAHİDİ

 

Hayatımın dönüm noktası olduğunu zannettiğim zamanlarda birden bire ayağımda şişlik ve yaralar çıktı. Bunun üzerine gitmediğim doktor kalmadı.

Yıllar evvel dedemizi ameliyat eden sağlığına kavuşturan Ahmet Hocamız aklımıza geldi, kendisi pandemi dolasıyla hasta bakmaz iken, durumu açıkladığımda düğünümün olduğunu çaresiz olduğunu söyleyince beni muayeneye kabul etti. Ahmet hocamın uygun gördüğü tedaviye 15.12.2020 tarihinde başladık, tüm ekip büyük bir özveri ile iyileşmem için ellerinden gelenin en iyisinin yaptılar. Hiçbir zaman kendimi hastanede gibi hissetmedim, hep aile sıcaklığı gösterdiler.

25.12.2020 tarihinde tamamen ağrılarımdan şişliklerimden azade bir şekilde taburcu edildim. Ahmet hocamdan nikah şahidim olmasını rica ettim, belki de o olmasaydı düğünümde şiş bir ayak ve ağrılar içinde olacaktım.

En başta Prof. Dr. Ahmet Akgül hocamıza ve ekibinden Nurcan hanım, İlknur hanım, Sinem hanım ve ismini yazmadığımız tüm ekibe kalbimizden teşekkürler.

 

 

Lenfodem ve yara tedavisinde oksiplazma 1

 

 

Lenfodem ve yara tedavisinde oksiplazma tedavisi

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Varis İç Varis Venöz Yetmezlik Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız

Varis hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Eşimin Ayak Yarası Tamamen Kapandı

 

Hocam tekrar iyi günler benim eşimin ayak yarası tamamen kapandı. Sigara kesinlikle kullanmıyor kan sulandırıcı ve platel ilaçlarını hiç aksatmadan kullanıyor. Çok teşekkür ederim.

 

İYİ Kİ VARSINIZ

 

Sevgili hocam…
Sizi bulmam zor oldu ama inşallah çok iyi olacağım benim için doktor çok önemli. Gerçekten süpersiniz, iyi insan olmayı becermişsiniz, yaptığınız iş tartışılmaz. İyi ki varsınız “Benim Bildiğim Dünyanın 7 harikası var 8. Si sizsiniz”

Herşey için TEŞEKKÜRLER

 

En iyi doktor



NİKAH ŞAHİDİ

 

Hayatımın dönüm noktası olduğunu zannettiğim zamanlarda birden bire ayağımda şişlik ve yaralar çıktı. Bunun üzerine gitmediğim doktor kalmadı.

Yıllar evvel dedemizi ameliyat eden sağlığına kavuşturan Ahmet Hocamız aklımıza geldi, kendisi pandemi dolasıyla hasta bakmaz iken, durumu açıkladığımda düğünümün olduğunu çaresiz olduğunu söyleyince beni muayeneye kabul etti. Ahmet hocamın uygun gördüğü tedaviye 15.12.2020 tarihinde başladık, tüm ekip büyük bir özveri ile iyileşmem için ellerinden gelenin en iyisinin yaptılar. Hiçbir zaman kendimi hastanede gibi hissetmedim, hep aile sıcaklığı gösterdiler.

25.12.2020 tarihinde tamamen ağrılarımdan şişliklerimden azade bir şekilde taburcu edildim. Ahmet hocamdan nikah şahidim olmasını rica ettim, belki de o olmasaydı düğünümde şiş bir ayak ve ağrılar içinde olacaktım.

En başta Prof. Dr. Ahmet Akgül hocamıza ve ekibinden Nurcan hanım, İlknur hanım, Sinem hanım ve ismini yazmadığımız tüm ekibe kalbimizden teşekkürler.

 

 

Lenfodem ve yara tedavisinde oksiplazma 1

 

 

Lenfodem ve yara tedavisinde oksiplazma tedavisi

 

EN BİLGİLİ PROFESÖR 

 

Ahmet Hocam doğum gününüz kutlu olsun. Kalp damar damar cerrahisinin Messi'sisiniz en iyisisiniz, ancak ben sizin bilgisi kişiliği olarak gördüğüm en iyi en kaliteli en cana yakın en esprili ve işini severek hakkını vererek yapan Profesör olduğunuzu bilirim. Her şeyin hakkınızda en hayırlısı olması dileğimle...
 
 
Muharrem Hilmi İlkutlu 
 
 
 

gr.jpg

 


BACAKLARDA ŞİŞLİK VE AĞRI

 

Öncellikle değerli hocam Ahmet Akgül size ve ekibinize çok teşekkürler Allan sizden razı olsun önce oğlumu sonra beni iyileştirdiniz. Çaresizdik sizi çare oldunuz. Gitmediğimiz doktor kalmadı hep olumsuzsun bilemediler Allah kimseyi çaresiz bırakmasın oğluma çok üzülüyordum ayakları şişiyordu ağrısı oluyordu. Bir gün torunum babaannen sana facebook açayım mı dedi aç oğlum dedim. Açtık bakarken sizi gördüm çok dikkatimi çekti aslında benim hiç internetle işim olmazdı ama sürekli hocamın başarılarını gördükçe hocama arkadaş isteği gönderdim sağolsun kabul etti. Dünyada ilk türk doktor yaptı yazıyı resmi gördü torunuma babanın ayaklarının resminin çek hocama gönderelim dedim gönderdik. Hocamda çağırdı geldik. Allah şifamızı buradan verdi.

Allah razı olsun sevgili hocamdan Allah sevdiklerinden ayırmasın. Başarılarının devamının diliyorum çok çok teşekkürler.

AYTEN ÖZBENLİ

 

DAHA ÖNCE VARİS AMELİYATI OLDUM AMA SONUÇ ALAMADIM

 

 

as1.jpg




as2.jpg

 

Saygıdeğer hocamıza öncelikle çok çok teşekkür ederim. Daha önce iki kez varis ameliyatı oldum iki bacağımdan hiçbir sonuç alamdım.
Ahmet hocamla tanıştıktan sonra hastalığımın tüm detaylarını öğrencisiymişim gibi anlatıp ameliyatla sağlığıma kavuştum.
Ahmet Akgül ve ekibinden Allah razı olsun.

Sevim Mandacı

 

behcet_hastaliginin_en_iyi_tedavisi.jpg

 

NASA teknolojisi ile damar tedavisi

Bacaklara negatif ve pozitif basınç uygulayarak, toplardamarlardan geriye kan akımını hızlandıran cihaz ayak damar tıkanmalarına çözüm oluyor.

NASA’nın uzaydaki astronotların bacaklarındaki kan akımını düzenlemek için geliştirdiği cihaz, bacak damar tıkanıklıklarının ve bacak damarlarındaki kanlanma problemleriyle oluşan hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi bünyesinde kurulan Türkiye’nin ilk Geronteknoloji Merkezinde hizmete giren Vakum Terapi cihazı sayesinde kangren olup kesilecek ayaklar kurtuluyor.

Vakum Terapi Cihazı’nın vücutta ayaklardaki dolaşımı destekleyen ikinci bir kalp gibi çalıştığını söyleyen İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kalp-Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akgül “Lenfödem toplumda 6.000 kişide bir görülen bir hastalık. Derin Ven Trombozu adını verdiğimiz tıkanıklıklar ise çok daha sık. Ayak damarlarının kanlanmasına yardımcı olduğu için her türlü damar hastalığının tedavisinde kullanılabilen bu tedavi yönteminde negatif ve pozitif basınç uygulanarak, toplardamarlardan geriye kan akımı hızlandırılıyor. Atardamarlardaki kan akış hızı ve dokuların oksijenlenmesi artırılarak yara-kas dokusunun iyileşmesi sağlanıyor. Farklı hastalıkların tedavisi için 16 programı olan cihaz aralıklı negatif basınç uygulaması sayesinde,tedavisi oldukça zor olan dolaşım kaynaklı hastalıklarda çığır açmış yeni bir metot” dedi.

Vakum terapisinin uzaya giden astronotların sağlıklarının korunması amacıyla geliştirildiğini anlatan Prof. Dr. Akgül “Uzayda yer çekimi olmadığından son derece sağlıklı olan astronotların dolaşım sisteminde problemler ortaya çıkıyor. Astronotlar günün belirli saatlerinde bu vakum cihazına girerek dolaşım sistemlerini normale döndürüyorlar. Bu cihazın tedavide kullanılması söz konusu olduğunda bir de basınç fonksiyonu eklenmiş” dedi.

 

 

 

 

dl3.jpg



dl.jpg





Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız  

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız  

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.