https://www.ahmetakgul.com.tr/ Prof. Dr. Ahmet Akgül - Allerjik Hastalıklar

ALLERJİK HASTALIKLAR

 
Allerjik hastalıkların sıklığı son yirmi yıl içinde belirgin olarak artmıştır. Özellikle çocukluk çağında bu artış belirgin olmaktadır. Allerjik hastalıklar giderek artan oranda yaşam kalitesini etkilemekte, okul başarısını düşürmekte, ekonomik yük oluşturmakta ve iş gücü kaybına neden olmaktadır. Halen yaygın olarak kullanılan ilaçlar: antihistaminikler, steroidler, beta agonistler hastaların şikayetlerini giderici olarak etkili olmaktadır. Esas etkili ve kalıcı tedavi, vücutta allerji yapan  etkenin özel olarak belirlenip, immünoterapi yapılmalıdır. 

 

TANI YÖNTEMLERİ 

Allerjik hastalıkların tanısı hastalarla ayrıntılı bir görüşme ve fizik muayene bulguları esasına dayanır. Allerjik rinit, astım ya da atopik dermatit gibi hastalıkların tanısını destekleyen ya da dışlayan tek başına bir test yoktur. Bununla birlikte tanıda ve sorumlu  allerjeni belirlemeye yardımcı olabilen laboratuar testler, vardır. Bunlar, cilt testleri gibi  testler, kanda Ig E ölçümü gibi  testler (ev tozu akarı, polen gibi) çevresel allerjen maruziyetinin belirlenmesi gibi üç grupda incelenebilir.

Ürtiker ve anjioödem tedavisinde altta yatan neden veya allerjiyi artıran faktörlerin belirlenerek bunlardan uzak durulması en arzu edilen seçenektir. Ne yazık ki, hastaların çoğunda nedeni bulmak mümkün olamamaktadır. Tetikleyici faktörlerden kaçınmak fiziksel ürtikeri olan bazı hastalarda yararlı olabilir. Tedavide antihistaminler,  iyileşme sağlamak için birinci öncelikle seçilecek ilaçlardır. Standart dozun etkili olmaması durumunda, dört kata kadar doz artışı yapılması önerilmektedir. Allerji ilaçları yani antihistaminlerin dozunu arttırmak da etkili olmazsa, tedaviye H2 reseptör blokeri veya lökotrien reseptör antagonisti gibi bir ilaç eklenebilir. Önlenemeyen ciddi yan etkileri nedeniyle uzun süreli tedavide  steroidlerin kullanılması önerilmemektedir. Hastaların çok az bir bölümünde, çeşitli ilaçlarlarla yüksek dozda tedaviye rağmen şiddetli ürtiker ve anjioödem devam eder. Bu hastalara bu konuda uzmanlaşmış merkezlerde bağışıklığı düzenleyici tedaviler uygulanması gerekebilir.

İLAÇ ALLERJİLERİ

Duyarlı kişilerde ilaca karşı oluşmuş antikorlar veya duyarlılaşmış lenfositler aracılığı ile ilaç veya metabolitlerine karşı oluşan reaksiyonlar ilaç alerjileri olarak adlandırılır. İlaçların yol açtığı bağışıklık tepkimeleri  oluşan alerjilerinin kliniğinde belirleyicidir. Erken gelişen tepkimeler ölüm riski taşıdığından üzerinde önemle durulmalıdır. Deri reaksiyonları, ilaca bağlı yan etkilerin en sık görülenleri arasında yer alır. Deride içi sıvı dolu kabarcıklar oluşur ki bunlara bül denir. Büller arttıkça   ilaçların allerjideki etkileri artar. İlaç alerjisi öyküsüyle başvuran hastalarda en önemli basamak detaylı klinik öykünün alınmasıdır. Alerjiye yol açan ilaçlar, ortaya çıkan reaksiyonların şekli ve şiddeti, alternatif ilaçların varlığı uygun deri ve provokasyon testlerinin seçiminde önemlidir. Bu testler oluşabilecek ciddi reaksiyonlara müdahale edilebilecek merkezlerde bu konuda deneyimli hekimlerce yapılmalıdır.

PENİSİLİN ALLERJİ TESTİ

Dünya Sağlık Örgütü' nün tanımlamasına göre "tanı, tedavi veya koruma amacı ile uygun dozda verilen bir ilacın, hastada istenmeyen ve beklenmeyen zararlı bir yanıt oluşturmasına "ilaç reaksiyonu" denmektedir. İlaç reaksiyonları immün ve immün olmayan mekanizmalarla gelişir. Oluşumunda immün mekanizmaların yer aldığı bir grup ilaç reaksiyonu "ilaç allerjisi" olarak tanımlanır. Allerjik ilaç reaksiyonları, en yaygın form olan deri reaksiyonu ile birlikte, ilaç yan etkilerinin %5-10' unu oluşturur. Hastane masraflarının ilaç reaksiyonları nedeniyle, birim yatak için yılda 7000 olduğu ve morbidite ile mortalite maliyetinin sadece ABD' de yılda 136 milyon dolardan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Penisilin 1928' de Fleming tarafından bulunmuştur. Penisilinler, en sık reçete edilen ve Birleşmiş Milletler' de ilaç allerjilerinin en yaygın nedenleri olan antibiyotiklerdir. Penisilin deri testi, 1960' larda immunolojik belirleyicilerin açıklanmasından sonra gelişmiş ve penisilin allerjisi, spesifik IgE antikor varlığı ya da yokluğunun tespitinde en kesin metot olarak kalmıştır. Penisilin allerjisi oranı %1-10 olmakla beraber yaşamı tehdit edici anafilaksi oranı %0,02 ile %0,05 olarak tahmin edilmektedir. Çocukluk yaş grubunda ilaç reaksiyonları öyküsü olan ve penisilin uygulanması gereken hastalara veya penisilin allerjisi öyküsü şüpheli olan ve antibiyotik tedavisi planlanması arifesinde olan hastalara penisilin deri testleri yapılmalıdır. 

 

 

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.