DERİDE KURULUK NEDİR?

Özellikle bacak damarlarının yaşlanmasına ve bozulmasına ve bacaklarda yara oluşmasına neden olan en önemli etken: Deride Kuruluk (Kserozis)

Derimizde kuruluk yani Kserozis, özellikle yaşlılarda olmak üzere damar hastalıkları olan bireylerdeki en sık deri problemlerinden biri olup kuru, pullanmış ve yer yer çatlamış (fissüre) deri bulguları ile karakterizedir.

DERİDEKİ KURULUK ÇOK YAYGIN MIDIR?

Ülkemizin doğusunda yürütülen yakın zamanlı bir çalışmada yaşlı bireylerdeki kserozis oranı %5.4 olarak tespit edilmiştir. Türkiyede huzurevinde kalan 300 yaşlı hastada dermatolojik bulguların incelendiği bir çalışmada kserozis %45.3 oranı ile ikinci sırada bulunmuştur. Kserozis ile ilişkili kaşıntı sıklığı %3.6 olarak tespit edilmiştir.

DERİMİZDEKİ BU KURUMA EN ÇOK VÜCUDUN NERESİNDE GÖRÜLÜR?

Kserozis ellerde ve gövdede görülebilmekle beraber çoğunlukla  bacaklarda görülmekte ve şiddetli kaşıntı, döküntüler, enfeksiyonlar ve egzema gibi değişikliklere neden olabilmektedir.

KURULUĞA BAŞKA DERİ HASTALIKLARI EŞLİK EDER Mİ?

Yine kserotik deride bariyer bütünlüğü bozulduğundan alerjen ve irritan maddeler deriyi geçebilmekte ve kontakt dermatit gibi deri hastalıklarının bu bireylerde daha sık görülmesine neden olmaktadır.

DERİDEKİ KURULUK NEDEN OLUŞUR?

Özellikle yaşlı bireylerde deriden su kaybının artmış olması, sebum (yağ) ve ter bezi aktivitesinin azalması, lipid yapımı ve keratinizasyondaki bozukluklar, hormonal ve ph değişiklikleri, deri bariyer bütünlüğünün bozulması deri kuruluğunu tetikleyen önemli faktörlerdendir.  Ayrıca derinin nemlenmesinde önemli rolü olan aquaporin-3 proteini yaşla beraber azalmakta ve deri kuruluğuna, elastisitede azalmaya ve deri bariyer bütünlüğünde azalmaya neden olmaktadır. Yaşlanma ile derinin ph'sı alkali hale gelmekte ve tamponlama kapasitesi azalmaktadır. Yaşlı bireylerde derideki ph'nın artması lipid yapımı ile ilgili enzimlerin düzgün çalışamamasına ve deri bariyer bütünlüğünde azalmaya neden olmaktadır.

Ayrıca derinin ph2ının bozulması derinin bütünlüğün korunmasında önemli rol oynayan enzimlerden  serin proteazları aktive ederek deride pullanmalara neden olmaktadır.  Bunun dışında bu enzimler deride kaşıntıya da neden olurlar. Bunların dışında ısı kaynakları ve klimalara maruziyet, irritan ve deri bariyerini bozan deterjan, sabun, kolonya ya da diğer temizleyicilerin kullanılması deri kuruluğuna neden olan dış faktörlerdendir. Sık banyo yapılması ve ovalama keseleme gibi sürtme hareketleri de derinin koruyucu bariyerini bozarak nem kaybını artırıcı etki göstermektedir. Özellikle kış aylarında havanın neminin azalması derinin kuruluğuna bağlı şikayetlerin alevlenmesine neden olmaktadır. Ayrıca yaşlı bireylerde eşlik edebilen hastalıklar, bu bireylerde sık kullanılan idrar söktürücü ilaçlar ve kolesterol düşürücüler gibi ilaçlar da derinin kurumasına katkıda bulunabilmektedir. Özellikle radyoterapi, son dönem böbrek yetmezliği, çinko ve esansiyel yağ asidi eksikliği gibi beslenme problemleri, hipotiroidizm, terleme azalmasına neden olan nörolojik hastalıklar, tıkayıcı safra kanalı hastalıkları, kanserler ve HIV enfeksiyonu, diayabet yaşlı hastalarda kuruluğa neden olabilir. Yatağa bağımlı olmanın ve psikiyatrik hastalığa sahip olmanın kserozis için risk faktörü olduğu ve muhtemelen psikiyatrik ilaçların deri kuruluğunu tetiklediği belirtilmiştir. 

DERİMİZİN KURUMAMASI İÇİN NELER YAPMALIYIZ?

Kurumuş deri değişikliklerin önlenmesi için sık ve sıcak banyodan kaçınılmalı, özellikle aklali ph' ya sahip tahriş edici sabun ve temizleyiciler kullanılmamalı, keseleme ovalama ve sert havlu ile sürtme gibi hareketler yapılmamalı, özellikle kışın gibi havanın çok kuru olduğu dönemlerde havayı nemlendirecek önlemler alınmalıdır.

Yine özellikle yaşlı kişilerde deri kuruluğuna neden olabildiğinden yeterli besin ve sıvı alınmasına dikkat edilmeli, güneş ışınlarına ve soğuk havaya maruziyet ideal dozda olmalıdır. Yaşlılarda deri kuruluğunu tetikleyebilen sistemik hastalıkların varlığında bu hastalıklara yönelik tedavinin verilmesi de önemlidir. Deri kuruluğunu düzeltmek için düşük ph' ya sahip nemlendiriciler yeterli miktarda ve özellikle banyo sonrası düzenli olarak kullanılmalıdır. Üre içeren nemlendiriciler ve yumuşatıcılar kuruluğa bağlı deri değişikliklerini gidermede etkilidir. Bununla beraber kontakt dermatite yatkın olan bu bireylerde sıklıkla nemlendiricilerin içinde bulunan lanolin, aloea vera ve paraben gibi allerjiye neden olabilecek kremlerin kullanımından kaçınılmalıdır. Deride kaşıntı şikayetleri olan hastalarda içinde steroid bulunan pomadlar ve kaşıntının şiddetli olduğu durumlarda ağızdan alınacak allerji giderici ilaçlar kullanılabilmektedir.

Tüm bunların yanında deride pullanma, kuruluk, kaşıntı ve döküntüler olunca en iyi tedaviyi yapan sağlık merkezlerine başvurulması ve daha sonra oluşabilecek ciddi hastalıklar örneğin varis, içvaris, varisli damar tıkanıklığı, varisli damar iltihabı, lenfödem, lenf damarı iltihabı olmaması için zaman kaybedilmemesi gerekmektedir.

Yara Hastalıkları ve Tedavileri için ayrıntılı bilgiye ulaşmak için lütfen tıklayınız 

Yara hastalığı ve "tedavisi yok, bu hastalıkla yaşamaya alış"  denilen hastaların tedavi sonrası yorumlarını okumak için lütfen tıklayınız 

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim ve Randevu için lütfen tıklayınız   

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.