ROBOT İLE KORONER BY PASS AMELİYATI 

img_1121_1.png

 

 



Yukarıdaki gazete haberinin tamamını okumak için aşağıdaki renkli yazıyı okuyun veya orijinal haberi görmek için TIKLAYINIZ.


Robotik sistemler, kalp kapakçığının değiştirilmesi ve tamiri, kalpteki deliklerin tamiri, tek damara by-pass ve kalp tümörlerinin çıkarılmasında başarılı.

Teknolojinin cerrahiye en fazla yansıdığı alan olan robotik cerrahiyle, artık kalp ameliyatları da başarıyla yapılıyor. Yıllar önce beyinden biyopsi almak için en basit haliyle ameliyathanede ilk kez kullanılan robot, bugün "uzay teknolojisinin ameliyathaneye girmiş hali" olarak tarif edilen gelişmiş durumuyla kalpte, kalp kapakçığının değiştirilmesi ve tamiri, deliklerin tamiri, by-pass, kalp tümörlerinin çıkarılmasında uygulanıyor.

KABURGALAR KESİLMİYOR

Kamu hastanelerinde ilk robotik kalp ameliyatını gerçekleştiren Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Şefi Prof. Dr. Ahmet Akgül, kalp ameliyatlarının robot kullanılarak yapılmasının, ameliyatın başarısı ve hastanın iyileşme süreci açısından önem taşıdığını vurguluyor. Robotik kalp ameliyatında, açık kalp ameliyatına kıyasla hastaya en az zararın verildiğini belirten Prof. Akgül, "Bu da hem ameliyat sonrası ortaya çıkabilecek problemleri önlüyor hem de hastanın çok daha kısa sürede günlük hayatına dönmesine yardımcı oluyor" dedi.

Prof. Dr. Akgül, "Robot kullanarak gerçekleştirdiğimiz kalp ameliyatında göğsün altından, kaburgaların arasından 2 delik açıyoruz ve kameranın girebilmesi içinde 4-5 santimlik kesi yapıyoruz. Kaburgaları kesmiyoruz. Açık kalp ameliyatında göğüs kafesi yukarıdan aşağı kesiliyor, ayrılarak iki tarafa doğru açılıyor. Açılırken o bölgedeki kemiklerin elastikiyeti yetmezse bazen bir iki kaburga kırılabiliyor. Kaburgaların kaynaması ve yaptığımız büyük kesinin kapanması zaman alıyor. Robot ameliyatında bunların hiçbirini yapmadığımız için hasta çok daha çabuk işine gücüne dönebiliyor" dedi.

Robotik cerrahi, kalp ameliyatlarının yanı sıra prostat ameliyatları, bazı obezite ameliyatları, kadın hastalıkları, kulak burun boğaz ameliyatlarının bazılarında açık cerrahiye üstünlük sağlıyor. Açık cerrahinin riskli olduğu hastalarda robot cerrahisinin tercih edildiğini belirten Prof. Dr. Akgül, "Akciğerde solunum problemi olan kişilerde, şeker hastalarında ve şişmanlarda robot hastaya verilen riski azaltıyor" diye konuştu. Robotik ameliyatların her yaşta yapılabileceğini, by-pass için damar sayısının önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akgül, "Tek damar tıkanıklıklarını yapabiliyoruz. Ancak kalbin arka tarafına stent konulacaksa 3-4 damar da yapılabiliyor. Şu anda aort kapağına çok fazla müdahale edemiyoruz ama diğer kapaklara müdahale edilebiliyor" şeklinde konuştu.

KALBİ SU TOPLAYAN AVUKAT BU YÖNTEMLE KURTULDU

7 ayda 57 kilo veren 40 yaşındaki avukat Ferhan Saner'in kalp kapakçıkları, hızlı kilo verme yüzünden bozuldu. Acil olarak ameliyata alınan Saner'in kapakçıkları değiştirildi. Ancak kullanmak zorunda olduğu kan sulandırıcı yüzünden 3 ay sonra kalbi su topladı. Saner'in kalp zarına pencere açılarak suyun boşaltıldığı ameliyat, dünyada ilk defa robot kullanılarak Prof. Dr. Ahmet Akgül tarafından gerçekleştirildi.


Türkiye'de üniversite ve kamu (devlet) hastaneleri içerisinde İLK ROBOTİK KORONER BY PASS ameliyatını, 2009 yılında kurucusu ve Klinik Şefi olduğum Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniğinde ben ve ekibim tarafından yapılmıştır ve tıp literatürüne girmiştir:


img_1120.png

ekran1.png

 

ekran2.png

 

ekran3.png


Ameliyatta hastalarımızda oluşan cerrahi travmayı azaltmaya çalışıyoruz.
Yani hastalarımıza kalp ameliyatı, koroner by pass yapıyoruz ve kalp damarlarındaki tıkanmaları açıyoruz ve damarları değiştiriyoruz. Bunu yaparken hastaya ayrıca cerrahi stres yaşatıyoruz. Bu stres yalnızca psikolojik stres değil, bedensel stres de.
Psikolojik stresi hipnoz ve telkinle yok ediyoruz. Aşağıda bu konudaki gazete ve televizyon haberlerinden bazılarını görüyorsunuz ve aynı zamanda literatüre giren tekniğimizi de görüyorsunuz. Dünyada ilk ve tek olarak koroner by pass ameliyatında HİPNOZ TEDAVİSİ ni görüyorsunuz:

hip.jpg

 


Yukarıdaki gazete haberinin tamamını alttaki renkli yazıda bulup okuyabilirsiniz veya orijinal haber için TIKLAYABİLİRSİNİZ.

Hipnozla ameliyat, masrafı %50 azalttı
Prof. Dr. Akgül, kalp ameliyatı sonrası hastaların ağrı duymamalarını sağlayan hipnoz yöntemini geliştirdi. İlk kez uygulanan bu tedaviyle 7 günlük yatış süresi 1 güne indi
Tıpta kendi adıyla bilinen varis tedavisi bulunan kalp cerrahı ve Sağlık Bilimleri Fakültesi (SABİF) Dekanı Prof. Dr. Ahmet Akgül, ameliyatlarda hipnoz yöntemini kullanarak hastaların yoğun bakım, hastanede kalış süresi ve verilen ilaç miktarını azalttı. Ekibindeki anestezist Dr. Beyhan Güner'in hipnoz eğitimi almasıyla başlayan süreçte yapılan deneyin başarı oranı yüzde 100 oldu. Ahmet Akgül, bunun dünyada ilk olduğunu ve uluslararası tıp dergilerinde de makalenin yayımlandığını söyledi. Akgül, "Açık kalp ameliyatı geçirenler ameliyat sonrası hiçbir ağrı hissetmedi. Hastanede kalış günleri 7'den 1'e indi. Bu da hastanenin giderlerini yüzde 50 azalttı. Ardından hastaların hayata çabuk katılmaları ve travma yaşamamaları nedeniyle işlerinin başına çabuk dönmelerine yardım etti" dedi.

BAŞARI ORANI YÜZDE 100
Akgül, bu araştırma için 22'lik iki gruptan kontrol grubunu klasik yöntemle, denek grubunu ise hipnozla ameliyat ettiklerini söyledi. Akgül, "Hastaya ameliyat öncesi yarım saat, operasyon sonrası ağrı hissetmeyeceği, çabuk iyileşeceği yönünde hipnoz yapıldı. Sonuç yüzde 100 başarı oldu. Ameliyat sonrası hiç ağrı hissetmediler" dedi. Hipnoz olanlara normalden az anestezi verildiğini söyleyen Akgül, "Hemşireler hangi hastanın hipnoz olduğunu bilmeden takip etti. Hipnoz olanların hepsi solunum cihazlarından hemen çıkarıldı. Hiç ağrı hissetmediler. Moralleri çok yerindeydi. Diğer grup 2 günde yoğun bakımdan çıkarken bunlar aynı akşam yoğun bakımdan çıktı. 3 gün içinde de taburcu oldu. Normal ameliyat olanlar ise 3 günde yoğun bakımdan çıktı, 7 günde de taburcu oldu. Kalp ameliyatı insanda travma yaratır. Hipnozla ameliyat olanlarda bunların hiçbiri görülmedi. Biz de bu araştırmayla ilgili makaleyi dünyanın tıp dergilerinden olan Alman The Thoracic and Cardiovascular Surgeon'da yayımlattık" diye konuştu.

AKGÜL'Ü İKNA EDEN ŞİKâYET
Akgül, bu önerinin kendisine ilk geldiğinde, bir hastaya sadece kalp için hipnoz yapılmasını istedi. Ameliyat sonrası ise hasta, "Kalbim hiç ağrımıyor ama damar aldığınız bacağımdaki ağrıdan duramıyorum" dedi. Akgül sonrasını ise şöyle anlattı: "Hipnozu yapan Dr. Güner'i çağırdım ve 'Hani hiç ağrı olmayacaktı' diye sordum. O da, 'Ama hocam hipnozu kalp için yap dediniz. Bacağı söylemediniz' dedi. O zaman ben de ikna oldum."

VARİSTE 7 MİLYARLIK TASARRUF ADIMI ATILDI
Prof. Dr. Ahmet Akgül, bacaklardaki varis ve lenfödemi bitirmek için yeni yöntem geliştirdiklerini söyledi. Akgül, "SABİF'te yanlış yürüme sonucu ortaya çıkan hastalıkları araştırıyoruz. Geliştirdiğimiz yeni teknikle hastaların yürüme yanlışlarını laboratuvarda tespit ediyoruz. Ardından da doğru adım nasıl atılır onu gösteriyoruz" dedi. Prof. Dr. Akgül, bu yöntemle yıllık 7 milyar liralık kamu harcamasının bitirilebileceğini vurguladı.

hpnoz.jpg

Hipnoz ile kalp ve damar ameliyati

Yukarıdaki gazete haberinin tamamını alttaki renkli yazıda bulup okuyabilirsiniz veya orijinal haber için TIKLAYABİLİRSİNİZ.

Kalp ameliyatı öncesi hipnoz

Türkiye'de kalp cerrahlarının geliştirdiği, ameliyat öncesinde "hipnoz" uygulaması, hastalarda ağrı kesici ve solunum cihazına duyulan ihtiyacı azaltıyor. Yöntem, Avrupa Hipnoz Kongresi'nde kabul edildi.

Türk bilim insanlarınca uygulanan ve başarılı sonuçlar elde edilerek bir çalışmaya dönüştürülen kalp cerrahisi öncesinde "hipnoz" uygulaması ile hastalarda kaygı, stres, endişe ve depresif bulguların azaldığı, ameliyat sonrası ağrı kesici ilaç dozunun düştüğü ve solunum destek cihazına daha az ihtiyaç duyulduğu saptandı.

Yabancı bilim insanları tarafından da ilgi gören çalışma, Ağustos 2011'de İstanbul'da gerçekleştirilen "Avrupa Hipnoz Kongresi"nde kabul edildi.

İstanbul Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Klinik Şefi Doç. Dr. Ahmet Akgül, kalp cerrahisi öncesinde hastalarda şiddetli kaygı, stres ve depresyon şikayetleri geliştiğini söyledi.

İlaç kullanımını azaltıyor

Ameliyat sonrasında da hastaların ameliyat kesilerine bağlı şiddetli ağrı hissettiğini ifade eden Akgül, ağrının azaltılabilmesi için ilaç kullanıldığını belirtti. Akgül, ilaçların da çeşitli yan etkileri olabildiğini dile getirerek, mümkün olduğu kadar ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini vurguladı.

Ameliyat öncesi ve sonrasında hastadaki kaygı ve stresin azaltılabilmesinin hem hasta hem de hekim açısından operasyonun başarısında çok önemli olduğunu dile getiren Akgül, yıllardır birçok alanda kullanılan "hipnoz" tekniğinin de kalp cerrahisi öncesinde uygulanmaya başlandığını söyledi.

Hipnoz insanın kendi gücünün farkına varmasını sağlıyor

Akgül, hipnozun uyku ile uyanıklık arası bilinçli bir yoğunlaşma süreci olarak tanımlandığını belirterek, hipnozun bilinçaltını etkileyerek insanın kendi gücünün farkına varması olarak da değerlendirilebileceğini ifade etti. Hipnoterapi'nin ise hipnoz kullanılarak insanların sağlık ve gelişimleri için uygulanan bir terapi dalı olduğunu anlatan Akgül, kendilerinin de kliniklerinde kalp ameliyatı öncesinde hastalara hipnoterapist tarafından bu tekniğin uygulandığını söyledi.

Hastaların korku ve ağrıdan uzaklaşmalarını sağlıyor

Akgül, hipnoz tekniklerinin "insanların kendi bilinç altları ile uyumu yitirdikleri için hasta oldukları, dış programlamanın fazla olmasına bağlı olarak kendi benlikleriyle bağlantılarının koptuğu" tezi ile gelişmeye başladığını belirterek, "Biz de hastaları bir cisim veya hatıraları üzerine yoğunlaştırıp, korku ve ağrıdan uzaklaşmalarını sağlıyoruz. Kliniğimizde kalp ameliyatına girecek olan hastalardaki stres, kaygı, endişe, depresyon ve ameliyat sonra oluşabilecek olan ağrıyı en aza indirmek için dünya tıp literatürlerinde de kabul görmüş olan hipnoz tekniğini ameliyat öncesi hastanın hazırlığı sürecinde uyguluyoruz" diye konuştu.

Hipnoz uygulamasının her hasta için yaklaşık yarım saat sürdüğünü ve anestezist hekim tarafından yapıldığını anlatan Akgül, hipnoz tekniği uygulandıktan sonra gerçekleştirilen kalp cerrahisi ameliyatlarından çok başarılı sonuçlar elde ettiklerini ifade etti.

Hipnoz uygulanan hastalar solunum cihazına daha az ihtiyaç duyuyor

Hipnoz tekniğinin uygulandığı ameliyatların aynı kalp cerrahı tarafından yapıldığını anlatan Akgül, bu uygulamaları bir çalışma haline getirdiklerini söyledi. Akgül, çalışma için hastanenin etik kurulundan yazılı izin alarak tüm hastaları bu konuda bilgilendirdiklerini ve onamlarını aldıklarını belirterek, çalışma kapsamında kalp ameliyatı olacak 44 hastayı iki gruba ayırdıklarını ve tüm hastaları ameliyat öncesi bilimsel olarak kabul edilen kaygı testleri (STAI-1, Beck, RSS)'nden geçirdiklerini ifade etti.
Hastaların yarısına (22) ameliyat öncesinde hipnoz uygulandığını, diğer yarısına ise böyle bir uygulama yapılmadığını ancak tüm hastalara ameliyat ve sonrası hakkında genel bilgilendirme verildiğini anlatan Akgül, her iki grubun sonuçlarının ameliyat sonrasında kıyaslandığını söyledi.

Akgül, uygulama öncesinde hipnoz yapılan kalp ameliyatlarının tümünün başarıyla sonuçlandığını, ameliyat sırasında hastaların normal protokollere uygun anestezi aldıklarını belirterek, "Çalışma sonucunda, hipnoz uygulanan hastalara bir kez daha yapılan endişe ve kaygı testlerinde, hastalarda kaygı, stres, endişe ve depresif bulguların azaldığı saptandı. Hipnoz uygulanan hastalarda kullanılan ağrı kesiciler ile sakinleştiricilerin dozunun, hipnoz uygulanmayanlara oranla anlamlı olarak düştüğü tespit edildi. Hipnoz uygulanan hastalarda solunum cihazına bağlı kalma riski de anlamlı olarak azaldı. Böylece hastalar, daha kolay hareket edebilme, bu sayede iyileşmede sürecinde hızlanma ve enfeksiyon riskinden uzaklaşma imkanı buldu" diye konuştu.

Uygulama Avrupa Hipnoz Kongresi'nde de kabul edildi

Akgül, çalışmanın 16-20 Ağustos 2011'de İstanbul'da gerçekleştirilen Avrupa Hipnoz Kongresi'nde (12. Congress of Esh İstanbul; www.hypnosis2011.com) kabul edildiğini bir saat süren bir sunumla bilim insanlarıyla paylaşıldığını anlattı.
Çalışmanın özellikle yurt dışından gelen Alman bilim adamlarınca çok beğenildiğini vurgulayan Akgül, çalışmanın teknikleri hakkında kapsamlı bilgi istediklerini belirtti. Akgül, uygulamaların dünyada çok nadir yapılabildiğine dikkati çekerek özellikle kalp cerrahisi olması gereken, ancak çok endişelenerek stres yaşayan hastalar için umut verici olduğunu söyledi.

Kalp ve damar ameliyatlarında diğer yaşattığımız stres, yukarıda belirttiğimiz gibi BEDENSEL STRES yani hastanın bedeninde cilt kesiyoruz, cilt altı yapıları kesiyoruz, ayırıyoruz, kemik kesiyoruz, hastayı uyutmak için ilaçlar veriyoruz, hastanın akciğerleri sönmesin diye boğazına ve soluk borusuna özel borular sokuyoruz, kalbe dokunuyoruz, kalbi durduruyoruz, kan akışını vücuttan alıp yapay borular vasıtasıyla cihazlara bağlıyoruz, idrar yollarına sonda sokuyoruz...yani kalpte BİRKAÇ TIKALI DAMAR DEĞİŞTİRECEĞİZ diye hastaya verdiğimiz bedensel yük çok ağır, sanki KAMYON ÇARPMIŞ gibi hastayı ağır bir travmaya maruz bırakıyoruz. Tamam hastanın yaşam süresini artırmak için tıkalı koroner damarları değiştiriyoruz da, yaşam kalitesini artırmak için ne yapıyoruz?

İşte istenmeyen bu bedensel travmaların azaltılması veya yok edilmesi için biz, hem MİNİMAL İNVAZİV (TRAVMA yapan durum) KORONER BY PASS hem de ROBOTİK KORONER CERRAHİ yapıyoruz.
Hastanın bedeninde kemik kesmeden, kalbe dokunmadan, kalbi durdurmadan, hasta kanını kendi damarından çıkarıp başka suni ve yapay damar görünümlü borulara sokup, kanın özelliğini bozmadan.. robotla kalp damarlarını değiştiriyoruz.
Yani hastanın ruhsal stresini, “hipnoz ile kalp ameliyatı tekniği” ile, bedensel stresini (travmayı) da “robot ile kalp ameliyatı” tekniği ile şu an için DÜNYADA OLABİLECEK en az “zarar” düzeyine çekiyoruz.
Robotik KALP AMELİYATI için Da Vinci robotik sistemi kullanıyoruz. Bu cihazla, hastanın göğüs içine soktuğumuz çok ince kollar ve kamera sayesinde, kendi parmaklarımızla yapar gibi, kalbin tıkalı damarlarını değiştiriyoruz. Bu işlemleri yaparken bizlerde ameliyathane odasında oluyoruz. Hastanın yanında bir cerrahımız oluyor ama hastaya dokunmuyor ve hazırda bekliyor. Robot hemşiremizde steril halde hastanın yanında duruyor ve robotun kollarının ucundaki cihazları, bizim isteğimiz doğrultusunda ayarlıyor. Bizlerde aynı ameliyat odasında ama hastadan biraz uzak, robot yönetim konsolunun içinde oturup, kamera ve kollarla hastanın ameliyatını yapıyoruz.

“Robotik cerrahi” fikrinin gelişmesinde rol oynayan “videoskopik kalp ameliyatları” 1990'lı yılların ortalarında başlamış ve “Minimal İnvaziv Direkt Koroner Arter Baypas (MİDKAB)” adıyla birçok merkezde yaygınlaşmıştır. Bu yöntemde, 5. Ve 6. kaburga kemikleri arasından (interkostal aralıktan) 4-6 cm'lik bir ameliyat kesisi ile göğüs ön-yan bölgesinden göğüs içine girilir. Bu giriş yeri ve ameliyat sonrası görüntüsü resimde görüyorsunuz.
Kalpte koroner by pass için kullandığımız en iyi yedek damar göğüs kemiği (STERNUM)nin arkasında bulunan 2 adet damardır. Bu damara LİMA adı verilir. Yani bacaktan veya koldan aldığımız yedek damara göre en iyisi göğüsten aldığımız LİMA damarıdır ve bu damar bir ATAR DAMARDIR, yani kalpte tıkalı damara konduğu zaman tıkalı damarın açıklık oranı 10 sene boyunca % 98 olur ki bu çok iyi bir sonuçtur. Bacaktan kullandığımız yedek damar bir TOPLAR DAMARDIR ve kalpte tıkalı damarda kullandığımız zaman 10 yıllık açıklık oranı neredeyse % 50-60’dır. Yani ameliyat DÜNYANIN EN İYİ KALP VE DAMAR CERRAHI tarafından yapılsa bile, 10 yıl içinde bacaktan alınan bu damarların yarısı TEKRAR TIKANIR. Bir de KOLDAN aldığımız ATAR DAMARLAR vardır ki bunlar da, göğüsten alınan ve bacaktan alınan YEDEK DAMARLARIN arasında bir açıklık oranına sahiptir ve bu oran 10 yıl içinde %70-80 oranında açıklık oranı sağlar.
Bu nedenle biz robot ameliyatlarında kalp damarları EN UZUN SÜRE açık kalması için göğüsteki atar damarı (LIMA) YEDEK DAMAR olarak kullanırız. Bu damarı da kalbin ana 3 damarından en önemlisi olan ÖN-İNEN KORONER DAMAR (LAD damarı) tıkanıklığında, bu damarın değiştirilmesi yani by pass’ı için kullanırız. Bu ameliyatı yaparken kalbi durdurmuyoruz yani ÇALIŞAN KALPTE BY PASS (off-pump koroner ameliyat, yani kalp-akciğer makinası olmadan yapılan kalp ameliyatı) işlemini gerçekleştiriyoruz.

Bütün koroner damarlara koroner by passlar yapılabilmektedir. Bizler gibi, günümüzde Amerika Birleşik Devletleri (A.B.D.)'nde yılda 1700'den fazla robotik kalp cerrahisi yapılmakta ve bu rakam her yıl %25 artarak büyümektedir. Eskiden by pass olmak için Amerika’ya giden hastalar olmuştu, şimdi ise oralardan bizim kliniklerimize robotla by pass olmaya gelen hastalar vardır. Asistanlık dönemini ABD’de, Texas eyaleti, Houston Şehri, Methodist Hastanesinde yapan bir cerrah olarak kesinlikle şunu söyleyebilirim ki, DÜNYANIN EN İYİ CERRAHLARI ve EN İYİ KALP VE DAMAR CERRAHLARI TÜRKİYE’DEDİR.

HANGİ HASTALARA ROBOTİK KORONER BY PASS YAPILABİLİR, HANGİ HASTALARA YAPILAMAZ?

Robotik cerrahide başarının en önemli şartlarından biri; doğru hastaya doğru ameliyat yapılmasıdır. Robotik koroner by pass ameliyatları, akciğer zarında yapışıklıklar olan hastalara ve kalp zarında kalınlaşma ve iltihap olan (perikardit) hastalara uygulanmamalıdır. Bu nedenle hastaların daha önce ışın tedavisi (radyoterapi) alıp almadıkları, kalp zarı iltihabı (perikardit) veya akciğer enfeksiyonu geçirip geçirmedikleri araştırılmalıdır. Siroz, kronik hepatit, toksik hepatit gibi karaciğer ya da kanama bozuklukları olan hastalar robotik cerrahi için uygun adaylar değildir.
Ameliyat öncesi yapılacak radyografik, ekokardiyografik çalışmalar, ameliyat anında yapılacak transözefageal ekokardiyografi (TEE) ile çıkan ve arkus aortada KİREÇLENME VE SERTLEŞME (kalsifikasyon) ya da genişleme olup olmadığı araştırılmalıdır. İleri derecede karındaki aorta (karın ana damarı), iliak atar damarı (leğen kemiği, kalça da bulunan damar), femoral damar (kasıkta bulunan ve bacağa kan taşıyan ana atar damar) larda kireçlenme, sertleşme, ateroskleroz, kalsifikasyon bulunması
ya da çıkan aortanın normalden geniş olması, ROBOT AMELİYATLARI için RİSKLİDİR. Bu nedenle, hastaların femoral arter nabızları ameliyat öncesi mutlaka kontrol edilmeli, üfürüm olup olmadığına bakılmalıdır. 

 

 

Kalp Hastalıkları ve Tedavileriyle ile ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız  

Robotik Kalp Ameliyatları ile ilgili detaylı bilgi almak için lütfen tıklayınız  

Robotik kalp ameliyatı olan hastaların yorumlarını okumak için tıklayınız

Kalp Hastalıkları nedeniyle tedavi veya ameliyat olan hastaların yorumlarını okumak için tıklayınız

Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün özgeçmişine ulaşmak için lütfen tıklayınız

İletişim kurmak veya Randevu almak için lütfen tıklayınız  

Yasal Uyarı

Bu sitenin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Site, sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Sitedeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır. Bu bilgilerin yanlış anlaşılması veya kullanılmasından doğabilecek mağduriyetlerden bu site sorumlu tutulamaz.Bu sitedeki bilgileri kopyalama, nakletme veya diğer kullanımlar kesinlikle yasaktır. Web sitesindeki bilgilerin kullanımı 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu hükümlerine ve site sahibinin iznine bağlıdır. Tüm kullanıcılar yukarıda belirtilen yasal uyarıyı tamamen ve çekincesiz olarak kabul etmiş sayılırlar.