Lenfödem

Türkiye'nin, yazılı/görsel olarak en kapsamlı sağlık web sitesini ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederiz.

Merak ettiğiniz konulara burada ayrıntılı cevap vereceğiz. Ayrıca soru sormak isterseniz veya iletişime geçmek isterseniz lütfen TIKLAYINIZ.
Paylaşımlarımızı okurken RENKLİ + BOLD yazılan kelimelerin üzerine de tıklarsanız o konuda hem video hem de yazılara ulaşırsınız. O sayfayı okuduktan sonra zaten sayfanın altında GERİ DÖN tuşuna tıklarsanız cevabımızda kaldığınız yerden okumaya devam edersiniz. Böylece hastalığınız ve tedavisi hakkında hem görsel hem de yazılı bilgi sahibi olursunuz:

LENFÖDEM HAKKINDA ÖNCE BUNLARI BİLMELİSİNİZ.... 

Düşünün ki giydiğiniz etek, pantolon ve hatta ayakkabı dahi ayağınıza olmuyor ve nedenini bulamıyorlar, aylar sonra Lenfödem  tanısı koyuyorlar. Tanıyı koyan doktorlar bile "tedavisi yok , bununla yaşamaya alış" diyorlar. Hatta bu ifadeyi yurtdışındaki İngiletere'deki doktorlar ve bunlara inanan hastalar bile diyor. Nasıl alışacaksın ki?. Bu yalnızca lenf damarı hastalığı değil ki. Hastada tıbbi, kozmetik sorunun yanında sosyal ve psikolojik bozukluklar da var. Her başladığı tedavi yarım kalmış ve etkisi olmamış. Hastaların kendine olan güveni azalmış, dışarı çıkmak istemiyor, sosyal hayatı bitme noktasına gelmiş ve depresyona girmiş. Hatta çok uzun bir süre lenfödem hastalarının tanıları bile koyulamamış, çoğu zaman bacağında "varis" olduğu söylenmiş. Hastaya hem zaman hem moral hem de para kaybettirilmiş. İşte, bu hastaların tedavisi sabırla hem tıbbı hem estetik hem de psikolojik yapılmalı. 

Çünkü hastanın kol ve/veya bacak estetiği, hastanın psikolojisi en az tıbbi tedavisi kadar önemli. Yani hem hızlıca ağrısız ve acısız damar haritalama  işlemiyle tanı konulmalı hem de içinde damar uzmanı radyolog, fizyoterapist, psikolog, dermatolog, diyetisyen ve damar cerrahların olduğu bir ekiple tedavi ve takip edilmelidir. Bu nedenle Prof. Dr. Ahmet Akgül, kendi özel ekibiyle lenfödem hastalarının tanısı ve tedavisini hızla ve başarıyla yapıp,  günden güne iyileştiğini gören hastaların tekrar "yaşama sevinci" kazanmasını sağlamaktadır. Kısacası "geçmiş olsun" demiyoruz "geçiyor" diyoruz.

  Şimdi bu durumu gerçek bir hasta üzerinden gösterelim:

41 yaşındaki bayan hastamız sağ bacağında yıllardır hiç geçmeyen şişlik, deride kabalaşma, ayak bileğinde ödem ve koyu renkleşme şikayetleriyle geldi. Yıllardır gittiği her sağlık kurumunda bırakın tedaviyi hastalığın tanısını bile koyamamışlar. Allerji denmiş, iç varis var denmiş, venöz yetmezlik denmiş, yapınız böyle denmiş, tırnak batması var denmiş, mikrop kapmışsın denmiş,  hatta doktorun birisi kendi bacağını göstererek "seninki neki benim bacağım daha da şiş" demiş. Sonuçta hep "bu böyle devam edecek, bununla yaşamaya alış" denmiş. Bunları söylemeden önce de onlarca tetkik yapılmış. Kanlar alınmış, doplerler çekilmiş, filmler çekilmiş, emarlar, bilgisayarlı tomografiler daha neler neler... Hiçbir doktor ilk başta önceki doktorun tetkikini kabul etmemiş ve aynı tetkikleri tekrar istemiş. Fakat doktorların neredeyse hepsi, daha yerinden kalkmadan bacağına şöyle bir bakmış. bacağına dokunmamışlar bile. Hastanın da artık güveni, morali, zamanı ve hatta parası kalmamış.

Birgün internette şu anda olduğunuz siteyi ziyaret etmiş ama yine de şüpheliymiş, "bu doktora da gitsem, yine bir sürü tetkik ve sonuç aynı olacak" diye düşünmüş. Kardeşi ise ona sormadan randevu almış ve kendisini İstanbul'a davet etmiş. Artık madem randevu alınmış, o da istemiye istemiye bize gelmiş.

Öncelikle hasta ile konuşuyoruz, şikayetlerini dinliyoruz, başından geçenleri ve şimdiye kadar aldığı tedavileri not ediyoruz.  Hastamız bize yukarıda anlatılan bilgilerden çok daha fazlasını verdi fakat herbirini burda söylemeyiz. Daha sonra hastamızın muayenesine geçiyoruz ki bu yalnızca şikayeti olan bacakla ilgili değil, bacağın şişmesine neden olabilecek tüm sistemi ayrıntıyla inceliyoruz. Sonra hastanın şimdiye kadar yaptığı tüm tetkikleri ayrıntıyla inceliyoruz ki aynı tetkiki defalarca yaptırıp hastaya hem zaman hem moral hem de para kaybı yaptırmayalım diye.

sinti5.jpg

Sonuçta dediğimiz gibi damar haritalama işlemi yapıyoruz. Bu damar haritalama işlemi yaygın olarak kullanılan Dopler tetkikinden farklı. Hastamız AYAKTA olacak şekilde konusunda uzman bir ekip tarafından RENKLİ DOPLER ULTRASON  ile bacaktaki atardamar,  toplardamar  ve LENF damarlarını  işaretleyip nerede bozukluk olduğunu görüyoruz. (Lütfen 14.7.2016 tarihli Raporu inceleyiniz). Konusunda çok tecrübeli ve uzman bir ekibimiz olduğu için bu sefer hastanın lk defa duyduğu bir tanı ortaya çıkıyor: LENFÖDEM.  Hastamız şaşırıyor ama yıllarca uygulanan yanlış tanı ve gereksiz tedaviler için üzülüyor. Biz o anda da devreye girip hastanın moralini tekrar düzeltiyoruz.


>

sinti2.jpg

Artık tedaviyi planlıyoruz. Tedavi biraz uzunca gelebilir ama her seansta aldığı pozitif sonuç hastayı daha da motive edip tedaviye sarılmaya ikna ediyor. Hastamızın şiş olan ve olmayan bacaklarında çapların ölçümü yapılıyor ve kayıt altına alınıyor. Bacakların tedavi öncesi resimleri alınıyor.  Bacaktaki lenf damarının tıkalı olan yer tespit ediliyor.

sinti4.jpg

İlk seans Mikro Balans PRP  ile başlıyor. Bu enjeksiyonlar, normal bilinen PRP den farklı. Dünyanın en büyük Lenf Hastalıkları dergisi olan Stanford Üniversitesinin yayınladığı Lymphatic Research and Biology Dergisinde bu konu ile ilgili tek bir bilimsel makale var, o da Prof. Dr. Ahmet AKGÜL'ün çalışması. Yani bu teknik bırakın Türkiye'yi, dünyada ilk defa Prof. Dr. Ahmet AKGÜL tarafından keşfedildi ve ilk ve tek olarak onun tarafından kullanılıyor.   Mikro Balans PRP ile lenf damarlarında tıkanıklık sonucu oluşan Lenfödem sorununun nedenine yönelik tedavi yapılıyor. Bacağın içine ekilen özel hücrelerce tıkalı lenf damarları nedeniyle bacakta biriken Lenf Sıvısının birikmesi engelleniyor.

Hastaya aynı seansta aynı bacağa Mikro Volt Biyorezonans  uygulanıyor. Yaygın kullanılan Biorezons tan faklı olarak, Mikro Volt Biyorezonans terapisi ile, bacakta birikmiş olan Lenf sıvısına  mikro volt düzeyinde elektrik uyarısıyla protein içeriği çok yüksek ve kandan bile ağır olan lenf sıvısının yapısı değiştirilir ve daha akıcı hale getirilir.

Yaklaşık 8-12 seanslık biyorezonans terapisi ile beraber bacak lenf masajına alınır ve lenfödem şikayetleri geçmeye başlar. Yaklaşık olarak 3-6 kere de Mikro Balans PRP ile desteklenir.

Ve sonuç: Aşağıdaki 8.8.2016 tarihli lenfosintigrafi sonucunu inceleyiniz.

Tekrar ediyoruz: "Geçmiş olsun" değil, "geçiyor" diyoruz.

sinti3.jpg

 

sinti1.jpg

sintigr.jpg

 

Uzmanlıklar

Hasta Yorumları

Bacakların şişliği için verilen çoraplar için sorulan sorular

11.07.2015|| Varis çorabı nedir ? Varis çorabı nasıl giyilir ? Varis çorabı varisi tedavi eder mi ? Varis çorabı ne zaman giyilir ? Varis çorabı ...

Devamı...
Diğer Yorumlar...