Damar Hastalıkları
aa.jpg

 

Türkiye'nin, yazılı/görsel olarak en kapsamlı sağlık web sitesini ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Merak ettiğiniz konulara burada ayrıntılı cevap vereceğiz. Ayrıca soru sormak isterseniz veya iletişime geçmek isterseniz lütfen TIKLAYINIZ.
Paylaşımlarımızı okurken RENKLİ + BOLD yazılan kelimelerin üzerine de tıklarsanız o konuda hem video hem de yazılara ulaşırsınız. O sayfayı okuduktan sonra zaten sayfanın altında GERİ DÖN tuşuna tıklarsanız cevabımızda kaldığınız yerden okumaya devam edersiniz. Böylece hastalığınız ve tedavisi hakkında hem görsel hem de yazılı bilgi sahibi olursunuz:

Vücudumuzun en değerli organı DAMARLARIMIZDIR. Halbuki biz şimdiye kadar KALP, BEYİN .. gibi organlarımızı en değerli organ olarak biliyorduk. Aslında kimin hangi organında sorun varsa onun için en değerli organ o'dur. Örneğin, diş ağrısından uyuyamayan biri için o andaki en önemli organ dişi, bacağında huzursuzluk veya ödem olan için en önemlisi bacağıdır. Peki biz niye en önemli organımız damarlarımızdır, diyoruz?

Çünkü vücudumuzdaki her hücreyi, her dokuyu ve her organı hayatta tutan sistem damar sistemidir. Beynimizi besleyen, ona yaşam kaynağı olarak kanı getiren, kalbimizi çalıştıran ve her dakika 60-100 arası atmasını sağlayan yaşam kaynağı kanı oraya getiren damarlarımızdır. Dahası sıkı durun, belki de hiç duymadınız:

DAMARI besleyen DAMARLARCIKLAR (vazo vazorum) da vardır.

Yani hayatın en temel yapısı DAMAR dır.

Zaten yaşlanma ve yaşlılık da bir damar sorunudur.  Önce damarları besleyen damarcıklar (vazo vazorum) bozulur. Yani zaman ilerledikçe vazo vazorum'lar tıkanır sonra bu damarcıkların beslediği damarlarda bozukluk başlar. İşte bu da damarların suladığı veya beslediği doku bozulur. Önce vücudun en zayıf yerinde başlar bu değişim, örneğin yüz cildinde kırışıklık, el sırtındaki deride lekelenmeler, eklemlerde hareket kısıtlılığı, bacaklarda ağrılar, tansiyon yükselmeleri, pankreas etkilenmesiyle şeker hastalığına meyil, yağ yakma hücrelerinin bozulmasıyla kilo artışı... gibi yaşlılık bulguları başlar.

Şimdi dikkat!

Damar hastalıklarında 2 tür sıkıntı oluşuyor:

1-      Herkesin bildiği ve yaşadığı:

a.       Damar tıkanmaları

b.       Damar genişlemeleri ve anevrizmaları (balonlaşması)

c.       Damar yırtılması

d.       Damar iltihabı 

e.       Doğuştan damar yokluğu

f.        Damarların tümörleri ve kanserleri 

Bu tip rahatsızlıkların tanısı ve tedavisi rutin olarak zaten yapılıyor. Bu konuyla Kalp ve Damar Cerrahları ilgileniyor.

2-   Henüz bilinmeyen ve ilgilenilmeyen DAMARCIKLARIN (vazo vazorum'ların) bozulması.

İşte bu 2. Durum çok farklı bir bakış açısı gerektiriyor. Ana damarların hastalanmasından önce bozulan bu damarcıkların tespiti ve tedavisi ile artık daha büyük bir hastalığın gelişmesi önleniyor. Bu konu ise halen hiçbir tıp branşının ilgilenmediği bir konu. Yalnızca Gerontoloji yani Sağlıklı Yaşlanma Bölümünde Anti-Ageing projeleri yapanlar var ve bu ekibin başında kim var?

İşte Türkiye hatta Dünya'da hem Kalp ve Damar Cerrahı olup damarların her türlü sorununu çözen hem de Gerontoloji Profesörü olup Anti-Ageing ile çalışmaları olup Damarcıkların durumunu inceleyip hastalıkları daha oluşmadan önleyen ilk ve tek uzman Prof. Dr. Ahmet AKGÜL 'dür.

Düşünün bir kere, bacağınızdaki damarda tıkanıklık var veya karın içindeki damarda balonlaşma veya kalpten çıkan ana damarda anevrizma veya kolunuzdaki diyaliz fistülünde tıkanma veya şak damarınızda darlık veya doğuştan bir damarınızın yokluğu.... Mevcut ve bir sağlık kurumuna gittiniz.

Hastanın tanısı konuldu ve sıkıntısı olan damara işlem yapıldı ve taburcu oldunuz. Sizi taburcu ettiler. Gerçekten şifa ile taburcu olduk mu? Yalnızca sorunu olan damarın tedavisi acaba yeterli mi? 5-10 cm lik bir damar bölümünün çıkarılması, onarılması, açılması yeterli mi? Binlerce kilometrelik uzunluğa sahip insan damarlarının tedavisi yalnızca 5-10 cm mi? Tüm damar sistemi birbirine bağlı iken ve ilk olarak en zayıf bölgede hastalık ortaya çıktığına göre kalan damar sisteminde hastalığın tekrarlamayacağı garanti mi? Her yaş gurubunda aynı tedaviyi yapmak ne kadar yeterli?

İşte cevaplanması gereken birçok soru var. Bir örnek verelim:

75 yaşında bir hastaya damar tıkanıklığı için ameliyat yapıldı ve yapay damar takıldı ve taburcu olurken ilaçlar verildi. 30 yaşında bir hastaya da damar genişlemesi nedeniyle ameliyat yapıldı ve yapay damar takıldı ve ilaçlar verildi. Her iki hastanın ilaçlarına bakınca neredeyse aynı ilaçlar.

Peki aynı mı olmalı bu ilaçlar?

Kalp ve Damar Ameliyatı yapılan hastalara başka bir hastalık yoksa genelde verilen tedavi şu şekildedir:

1- Kan sulandırıcı

2- Kan inceltici

2- Aspirin

3- Kolesterol ilacı

Hasta kaç yaşında olursa olsun bu tip ilaçlar verilir. Peki biliyor musunuz ki 65 yaşından sonra verilen kolesterol ilacı yarardan çok zarar sağlar? Bu yanlışlıkların nedeni Ameliyatı veya tedaviyi yapanların Gerontolojik takibi bilmemeleridir. Yaşlanma ve kalp damar yaşlılığı konusu için Gerontoloji bilinmelidir. Yani yaşlanma teorileri ve bilimi gereklidir.

70 yaşındaki bir hastanın yalnızca birkaç santimlik Damarı değiştirilmesi veya kalp ameliyatı Hastanın kalp ve damar sağlığının tekrar iyi duruma gelmesi için yetmez, çünkü damarlar bir ağaç dalı gibi birbirine bağlıdır. Dallarda ağacın gövdesine bağlıdır. Bir dalda sorun oldu mu, tüm ağaç gözden geçirilmeli ve tedavi edilmelidir.  Bahçenizdeki ağacın bir dalında çürüme varsa yalnızca o dal tedavi edilmez, tüm ağaç ve özellikle gövdesi de tedavi edilir ve ilaçlanır. O nedenle damar veya varis sorunları varsa kesinlikle aktif olarak kalp ameliyatı da yapan uzmana gidiniz, çünkü bu ağaç dallarının bağlandığı yer ağacın gövdesidir, damarların bağlandığı yer de kalbimizdir.

 

Unutmayın, damarı besleyen de damarlar vardır.

Sizi tedavi edenler diğer damarlarınıza baktı mı, damar yaşınız  ölçüldü mü? 

Lütfen vücudumuzun en değerli organını korurken ve tedavi ettirirken bunları düşünün. Yoksa tedavi olsanız veya ameliyat olsanız hatta ameliyat öncesi ve sonrasında avuç dolusu kadar ilaçlar alsanız bile yine damar sorunlarınız devam eder.

 

Uzmanlıklar