Anjiyo işlemi sırasında gerçekleşen kalp krizine ise, şans mı demeli idi, şanssızlık mı Yazdır e-Posta
deniz.jpg

1 Mart 2013... Sıradan başlayan bir günün sabahında sadece hastaneye muayene olmak üzere giden babamın acil olarak anjiyo işlemine girmesi gerektiğini duyarak koştum hastaneye. Önce endişelendim ve sonrasında tıp biliminin bugün ulaşmış olduğu seviyeyi düşünerek, bu kapsamda bu operasyonun aslında çok küçük ve basit bir şey olacağına kendimi ikna ederek başladım güne. Ancak hastaneye girdiği an insanın içini hep bir kuşku ve endişe kaplar ki, bizim için herşey bu küçük operasyonla sınırlı kalmadı. Anjiyo işlemi sırasında gerçekleşen kalp krizine ise, şans mı demeli idi, şanssızlık mı ayırt edemedim. Sonrasında da kalbin dört ana damarının yüksek oranda tıkalı ve durumun çok ciddi olduğunu öğrendim. Bu durumda tek seçeneğimiz babamın By Pass ameliyatına girmesiydi. Konu bu noktaya gelince kabullenmem ve kendimi ikna etmem çok da kolay olmadı. Çünkü sabah işe uğurlarken "kahvaltını yapmayacak mısın?" diye arkamdan seslenirken birkaç saat sonra bir kalp ameliyatının gerçekleşeceğini aklımın ucundan geçirmezdim.

Genelde kritik ameliyatlara girecek kişilerin ve yakınlarının davranış modelleri, operasyonu gerçekleştirecek ekipler hakkında bilgi toplamak ve kendi psikolojilerini en yakın hissettikleri ekibe hayatlarını emanet etmek olur. Biz ise tesadüf eseri Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeydik. Üzerimizden durumun şokunu atlatmadan Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ve ekibine babamı emanet ettik. O ana kadar kendisi ve ekibi hakkında pek de bilgi sahibi değildik, bizim buna hiç vaktimiz olmamıştı. Babamın ameliyatta olduğu saatlerden bir kısmında Kalp ve Damar Cerrahisi katındaki hasta ve hasta yakınlarının, iyileşmiş olduktan sonra yazmış olduğu yazıları okuyarak geçirdim. Bu o saatleri daha kolay geçirebilmek adına büyük bir motivasyon oldu ve babam iyileştiğinde bir notta ben yazmaya karar verdim.

Bugün 14 Mart 2013... Biz sanki o günü hiç yaşamamış gibi hayatımıza devam etmeye başladık bile. Birçok insanın hayatında kâbus olarak nitelendirebileceği o günü hatırlarken ailece yüzlerimiz gülüyor ve iyi ki Ahmet Hoca ve ekibi ile o gün oradaydık diyoruz.

Yanında olamadığım yoğun bakım günlerini babama sorduğumda ise, bana ağrılarından korkularından yada daha önce kalp ameliyatı olan bazı hastalardan duyduğum kötü hikayelerden bahsetmiyor hiç. Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yoğun bakımında ona eşinden, kızından bile iyi bakan melek hemşireler ve yüzü gülen doktorlar olduğunu anlatıyor bize. En sevdiği müzikleri dinlediğinden, hemşerisi olan İzmirli hemşire ile İzmir Fuarından konuştuklarından, bir hemşirenin de babamın adaşı olan Şeref adında bir oğlu olduğundan bahsediyor. En önemlisi tüm bunları yüzü gülerek anlatıyor. Babamın hiç ağrı yada korku hikayesi yok.

Tıp dünyasının bir bireyi olmayı başarabilenlere her zaman hayranlık ve saygı duymuşumdur. Çünkü onlar hayat kurtarırlar. Ama daha önce hiç rastlamadım ki,  bir kalp ameliyatının sadece 13 gün sonrasında yaşadıklarını sadece birkaç günlük evden uzak ve lüks bir oteldeki tatil gibi anlatan biri olsun. Korkularımıza müzikler katan, ağrı ve korku yerine gülümseyerek anlattığı bir tatilin anıları gibi hikayeleri olan bit Bypass ameliyatı sürecini bizlere yaşatan Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ve ekibi başta olmak üzere, yoğun bakım ve kalp ve damar cerrahisi ekibinde yer alan tüm doktor, hemşire, hasta bakıcı olarak tıp dünyasına değer katan herkese teşekkürlerimizi sunmak istiyorum.

İyiki sizlerle karşılaştık, iyiki sizler varsınız. 14 MART TIP BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN!!!