Hasta Yorumları

Kalp ameliyatı sonucu geçmeyen ÇARPINTI ve TEKLEME

  SORUNUZ :   Bir e-posta http://www.ahmetakgul.com.tr Gönderen: ilhami alsan <alsan2007@hotmail.com> Hocam merhaba Babam 60 yaşında 4 sene önce açık bypass ameliyatı oldu.4 damarı değişti.Ameliyat olmadan önce birkaç kez krizde geçirmiş.Ameliyatı yapan doktorda "ameliyat etmekle sorunu ortadan kaldırmış olmuyoruz,kalp aşırı yıpranmış ve genişlemiş " demişti.o zamandan bu zamana hiç birgün rahatlamadı.hangi doktora gitsek yapılacak yapılmış bu ilaçlardan iyisi olmaz diyorlar. Asıl sorun , çok çarpıntısı oluyor.acayip fenalaşıyor.çarpıntı önceden kolunu biraz zorladığında oluyordu ancak bu yıl araç bile kullanamıyor, hatta banyoda başını köpüklerken dahi oluyor.elinizle göğsüne bastırdığınızda hafif rahatlama oluyor,çarpıntıyı dışardan bile hissedebiliyorsunuz. birçok yerde muayene oldu bir netice alamadı.perhize dikkat et,ilaçlara devam dediler,ayrıca Kreatin 2,9 olduğu için nefrolojiye gidin dediler.özelde bir doktora gittik.oda "senin kalp %20 çalışıyor,böyle yaşamaya mecbursun ara ara hastaneye yatıp sıvı attırman gerekebilir genç olsan kalp nakli derdim " dedi ilaçlar: aldactazid,dilatrend,olmetec,ecoprin ,digoksin bu ilaçları 4 yıldır sürekli kullanıyor.arada desal kullanıyor.ancak hiç bir fayda yok. en son doktor (kalp %20 çalışıyor diyen ) cordarone yazdı.hiçbir fayda görmedi dahada kötü oldu. son olarakta , tavsiye üzerine saneloc salınımlı günde yarım kullanmaya başladı.Çarpıntıya faydası çok oldu ancak nefes darlığı başladı ve bu ilacı bıraktı. Şimdi de kalpte tekleme başladı.(böyle sanki bir an topallama yapıyor gibi yavaşlayıp bir engelden kurtulmuşçasına tekrar hızlanıyor.) Siz sürece bakaraktan ne önerirsiniz.kalp pili falan işe yararmı?Ekoyu dosya ekleme imkanı olmadığı için gönderemiyorum hocam. Cevap verirseniz memnun oluruz.teşekkürler. CEVABIMIZ :  İlhami Bey, Öncelikle geçmiş olsun. Kalp ameliyatı sonrası geçmeyen çarpıntı ve kalbin "teklemesi" nadir de olsa görülen bir tablo. Hastanın önce bu çarpıntıya neden olan sebepler ortaya çıkarılmalı daha sonra bu nedenler tedavi edilmelidir. Eğer neden kalbin kendisinde uygunsuz uyarı çıkaran bir hücre ise o, hücre ve etrafı dondurularak veya yakılarak tedavi edilir. Eğer bu da çözüm olmazsa kalp pili kullanılabilir. Aşağıda 2 ayrı video var, lütfen izleyin sorularınıza cevabı alacaksınız. Bana ulaşmak isterseniz lütfen sekreterim Salih Bey'den randevu alınız: 0 532 4884474 Sağlıcakla

Devamı...
 

Ameliyattan korkanlara en iyi VARİS tedavileri

  SORUNUZ:  Bir e-posta http://www.ahmetakgul.com.tr Gönderen: murat kabaklı <muratreis1962@hotmail.com> her iki bacagimda ileri derecede varis var çok rahatsızlık veriyor agrılar yanma ve şişme uzun sure ayakta kaldıgımda oluyor ulturason mayinesinde bir bacakta 10 bir bacakta 12 milim olmuş dediler tabi biraz korktugumdan amalyat olmadım işallah bana yapıla bilecek yeni tedavi şekilleriyle bir sonuç alabiliriz sizib bana tavsiyeniz dogrultusunda bu rahatsızlıgımdan kurtuluruz teşekkürler   CEVABIMIZ:   Murat Bey, Öncelikle geçmiş olsun. Bizim yaptığımız varis ameliyatları farklı. Eskiden olduğu gibi bacağınızdaki damarı tamamen çıkarma işlemi yapmıyoruz, çünkü o zaman ileride ihtiyacınız olan (kalp ameliyatı için ) yedek damarı kaybetmiş oluyorsunuz ayrıca vücuttan damar alındığı için vücudumuz refleks olarak tekrar varis oluşturur. İşte bu nedenle varis ameliyatı sonrası tekrar varisler oluşur. Biz ise, damarı çıkarmaz, damarda yetmezliğe neden olan kapakçıkları düzeltiriz, böylece hem damarınız hem de varisiniz kurtulur. Varis ameliyatı dışında da varis tedavileri vardır: Skleroterapi ile varis tedavisi, yapıştırıcı ile varis tedavisi, lazer ile varis tedavisi, radyofrekans ile varis tedavisi.. gibi, ama neden varis kapakçık yetmezliği ise en iyi tedavi varis ameliyatıdır ve aynı zamanda damarınızı da korur. Ameliyatsız varis tedavisindeki tüm diğer yöntemlerde damarınız yok edildiği için varis tekrarlama riski fazladır. Varis ameliyatımız yaklaşık tek bacak için 15 dakika sürer ve kasıkta 2-3 cm lik bir iz olur. Bana ulaşmak isterseniz lütfen sekreterim Salih Bey'den randevu alınız: 0 532 4884474 Ayrıntılı bilgi için aşağıdaki videoları izleyiniz: Sağlıcakla

Devamı...
 

Tekrar koşabilecek miyim ?

SORUNUZ: Merhaba Ahmet hocam . yaşım 25 cinsiyetim erkek. hastalığımın tanısı = idiyopatik pulmoner arter dilatasyonu , sağ dal bloğu, sağ ventrikül dilatasyonu, aort mitral trükispit hafif , pulmoner kapak ta orta seviye yetersizlik.  ef %60 pab 38  şikayetlerim = halsizlik, koşamama,kat çıkamama,ara sıra çarpıntı, ara sıra nefes darlığı, ara sıra göğüste ağrı yanma batma acıma hisleri, boğazıma vuran basınç, aniden karnımdan oluşan nefes darlığı .  devlet hastanesi doktoru sağ ventrikülümdeki büyümenin nedenini saptamak adına tee yapmayı düşünüyor ve gün verdi bana . kalbimde delik olmasından şüphe ediyor.  sizce tee yaptırmalı mıyım hocam ? tee sırasında ölüm riski var mı ? reflü gastrit ve yutma zorluğu yaşayan biriyim.  ayrıca hastalıklarımın tedavisi varmı bigün koşabilecek rahatça kat çıkabilecek miyim ?  saygılarımla. CEVABIMIZ: Geçmiş olsun, Önce hastalığınızın tanısını anlayalım. "İdiopatik pulmoner arter dilatasyonu " demek, nedeni bilinmeyen akciğer damarında oluşan genişleme demektir. Bu tarif sizin canınızı sıkmasın, nedeni araştırılmalı ki bu nedene yönelik tedaviler yapılmalı. Örneğin yaptıracağınız TEE yani transözofajial ekokardiyografide, kalbinizdeki yapısal sorunlar ayrıntısı ile ortaya çıkacak. Yani kalpte bir delik mi var, kapak bozukluğu mu var, fazladan bir damar mı var ortaya çıkacaktır. Eğer kalpte delik veya diğer bozukluklar ortaya çıkarılırsa tedavisi hemen yapılır ve tekrar istediğiniz gibi koşabilirsiniz. Yani, bu tanı işlemini yaptırın. Artık uyutarak veya uyuşturarak yapılabiliyor bu tetkikler. Korkmayın. Sağlıcakla

Devamı...
 

Üç ayrı Profesör, üç ayrı varis tedavisi, ama hangisi doğru?

SORUNUZ:   Hocam Merhabalar,Sizi öncelikle rahatsızlık verdiğim için özür dilerim. Anne olunca konu herşey değiştiği için sizin bilgi ve tecrübenize ihtiyacım vardır. Gerekirse ilerleyen safhada size gelmeyi de planlıyorum ama zaman kaybetmek veya varisle annemin ağrılarının artmaması için hızlı davranmaya çalışıyorum. Anlayışınız için tşk ederim. Konu:Anneme .....Devlet Hastenesinde Varislerinden dolayı ameliyat olması gerektiği söylendi. Sonrasında Ekteki sonucu ile ben hem ........Özel Hastanesi , hemde .......Özel hastanesine gittim ve ayrıca netten ..... Proflarından bir hocamıza raporu ilettim. 3 hocadan da 3 farklı yöntem önerisi geldi ve aklım karma karışık oldu. Aşağıda tavsiyeleri belirttim. Sizden ricam bu konuda en doğru yöntem nedir bilgi almak isterim eğer ameliyat acil değilse gerekirse yorumunuza istinaden size de gelmek isterim. Sizi ofisinizde çalışan randevuları veren beyefendi o kadar güzel anlattı ki bana inanın görmeden güvendim, bu sebepten sizin görüşünüz çok kıymetlidir. Tşk ederim. 1. Özel Hastane - RF metodu ile ameliyat dedi, 2. Özel Hastane = Açık ameliyat 3. Profesör = Açık kesinlikle önermediğini Işın tavsiye etti ve aşağıdaki yorumu iletti. Öncelikle geçmiş olsun, varis hastalığı cerrahi bir acil durum olmadığından acilen karar verme durumunda olmadığınızı belirtmek isterim.  Genel olarak anatomik açıdan bir uygunsuzluk yoksa açık ameliyatı kesinlikle önermem. Ben radyofrekans (RF) yerine lazer kullanıyorum, ABD de dahil olmak üzere dünyada artık açık cerrahi uygulaması kalmadı; ABD de bizim uygulamamız gibi hastaların 65-70% inde lazer, 35-40% radyofrekans kullanılıyor. Zaten dopplerinde çift toplardamara giriş yapmak gerekliliği görünüyor. Genellikle açık cerrahide 2. Damar görülmez ve açık bırakılır. Bu nedenle stratejisiz bir operasyon önermem. Geçmiş olsun. Prof. Dr. ...... CEVABIMIZ: Öncelikle geçmiş olsun. Hem varis hastalığınız için hem de 3 populer hastaneden 3 ayrı cevap alıp kafanız karıştığı için."Sonucu ve tanısı belli bir VARİS hastalığına her doktor ayrı tedavi önerir mi" demeyin. Her doktor yalnızca bildiğini "en iyi" tedavi sanıyor ve yalnızca kendi bildiğini "en son" tedavi sanıyor veya "en kolay" o tedavi işlerine geliyor. Lazerle varis tedavisine alışmış ekip, her varis hastasına lazer, radyofrekans ile varis tedavisine alışmış ekip her varis hastasına radyofrekans, ameliyat yapmaya alışmış ekip de her varis hastasına ameliyat deyip, bazı - sizlerin de tam olarak anlayamayacağı- istatistik sayıları ve Amerika'dan -sözde- örneklerle sizleri ikna etmeye çalışıp diğer teknikleri küçümsüyor. Şunu biliniz ki, HER HASTA ÖZELDİR, HER VARİS ÖZELDİR, HASTA VE HASTALIĞI BİR İSTATİSTİK DEĞİLDİR. Reklamlarda görülen, "LAZERLE VARİSE SON", "TÜM VARİSLER RADYOFREAKANS İLE 5 DAKİDADA BİTİYOR", "AMELİYATSIZ VARİSLERE SON", "AMELİYAT ÇAĞ DIŞI" gibi iddialı cümleler yanlıştır çünkü her hasta da ayrıdır, her varis tedavisi de ayrıdır. Bu nedenle bacağa ait varis tedavisinden önce "damar haritalaması" yapılması gerekir, bu da "ayakta çekilen" özel Doppler tetkikleriyle olur. Lütfen aşağıdaki videoları izleyiniz. Sağlıcakla

Devamı...
 

Varis ameliyatı sonrası oluşan Akciğer Embolisi

SORUNUZ Merhaba ahmet bey,ben 39 yaşında,5 yaşında bir kız çocuk annesiyim.Çalışma hayatı ve anne,babadan kalıtsal olarak iki bacağımda da varis var,yıllardır varislerim için ameliyat olmam gerekiyor ama annemi 1985 yılında varis ameliyatından sonra oluşan akciğer embolisinden kaybedince,bende sekiz yaşında olduğum için çok etkilendim bu durumdan.Şimdi ben korkumdan ameliyat olamıyorum ama çok varislerim artık günlük hayatımı çok zorlaştırıyor.Ama ameliyat olurda ölürsem kızım da,benim gibi annesiz kalırsa diye de çok korkuyorum,internetten varis uzerine bir çok dr. araştırdım,sizin sayfanızı da inceledim ve bana o guveni sizin vereceğinize kanaat getirdim,şimdi ben BİLECİK/BOZÜYÜK te oturuyorum.... CEVABIMIZ Öncelikle geçmiş olsun ve başınız sağolsun. Varis ameliyatları dünyada en çok yapılan ameliyatlardan biridir. İşin uzmanı doktorlar tarafından yapılırsa neredeyse hiç yok denecek kadar risk var. Tabii ki o da bir ameliyat, her ameliyat gibi riskler var ama günümüzde bunlar yok denecek kadar az. Bilinçaltınıza yerleşen ameliyat korkunuz sizi korkutmasın, artık tedavisi çok kolay. Ameliyatsız da tedavi ediliyor ayrıca. Esas sorun tedavi olmazsanız oluşacak riskler, varisli damarda pıhtı gelişip o pıhtıda akciğerinize gidip, akciğer embolisi yapabilir. Bu nedenle "en iyi" olarak bildiğiniz, ve güvendiğiniz "varis doktorunuza" başvurunuz ve vakit kaybetmeyiniz. Unutmayın varis tedavisi "kalp ve damar cerrahlarının" konusudur. Lütfen aşağıdaki videoları izleyiniz. Saygılarımızla

Devamı...
 

Denizde oluşan varis yarası

SORUNUZ: Merhaba Sayın Akgül, Sağ ayağımdaki venöz ülser yarası için internette araştırma yaparken sizin sitenize rastladım Tüm detaylarıyla inceledikten sonra size yazmaya karar verdim. 2014 yılı eylül ayında denizde bir balık ısırması sonucunda ayağımda yara oluştu. Bu güne kadar gitmediğim doktor kalmadı. Ayrıca, 6 yaşımdan beri JUVENİL ROMATOİD ARTRİT hastasıyım. Ve 2013 yılı mayıs ayında da Enfarktüs geçirdim ( Baba tarafında kalp krizi genetik) ve Ankara .... Hastanesinde Dr. .... ve ekibi 3 adet stent taktılar. Şu anda Wastarel MR, Belog Zog, Plaviks 75mg kullanıyorum. Bir de Olmateck vardı ama onu doktorum bıraktırdı.Şu andaki bütün derdim sağ ayak bileğimin dış kısmındaki yara. Ve Ankara .... Hastanesinde Prof. .....'nın kontrolundayım. Bana ALLEVYN AG ADHESİVE kullanmamı önerdi. Lütfen bana yardımcı olurmusunuz? Ankara'da ikamet ediyorum ve JRA' da bende büyük kayıplara neden oldu. Çalışmalarınızda başarılar dilerim. CEVABIMIZ Öncelikle geçmiş olsun. Ailede kalp, damar ve varis hastalığı olunca çocuklara geçme riski çok yüksek. Aileden aldığınız bu genler, vücudunuzdaki damarlarda pıhtılaşma riskini artırıyor. Eğer bu pıhtı, bacağınızdaki toplardamarlarda olursa DVT ve/veya tromboflebitler gelişiyor. Bcaktan kalbe dönemeyen kan da zamanla ayak bileği çevresinde varis yaralarına neden oluyor. Juvenil romatoid artrit olması hem de denizde ayak yarasına neden olan travma sonucu oluşan ülseriniz daha zor kapanıyor. Bu nedenle öncelikle bacağın toplardamar sisteminin haritalanması ve ona uygun kalıcı bir tedavinin yapılması gerekir. Aşağıdaki videolarımızda hem DVT hem de JRA ile ilgili bilgilerimizi kullanın. Sağlıcakla

Devamı...
 

Omuz kapanı sendromu

SORUNUZ: Merhaba benim şikayetim kolundan kurek kemiği ve boynumdan kulağıma giden ağrı 1 yıldır devam ediyor fizik tedavi doktoruna gittim ve 10 gunluk fuzik tedavinin sonunda iyi hissettim fakat verilen egzersizleri 1 ay kadar yapmaya devam ederken birden boynum tutuldu ve nuroloji bölümüne gittim ordada fıtık olduğunu söylediler ama bu kadar rahatsız etmemesi gerektiğini söyledi doktorum ve şimdi ağrım sol köprucuk kemiginden kurek kemiğine ve başımın soluna kadar ağrı var. Kolum yukarıya kaldırmala uyuşma oluyor ve küçük kızımı boynuna alırsamda sol kolumda uyusma var ilgijiz icin tesekkurler CEVABIMIZ: Öncelikle geçmiş olsun. Boyun fıtıklarında veya boyundaki omurga sorunlarında boyunda, kolda ağrılar, uyuşmalar, elektrik çarpması gibi hisler oluşabilir fakat kollarda şişme, kızarıklık gibi damar hastalıklarına bağlı sorunlar pek görülmez. Omuz çıkım sendromu yada Torasik Outlet Sendromu olarak bilinen hastalık da, kola giden büyük atardamar, toplardamar ve sinirlerin boyundan çıkarken sıkışmasına bağlı gelişir. Bu durumda kolda ağrı, şişlik ve şiddetli bir halsizlik olur. Bu haslsizlik ve ağrı kol özellikle yukarı kaldırılırken, raftan bir kitap alırken, perde asarken veya çamaşır asarken çok daha fazla artar. En iyi tanı koyma yöntemi Doppler, MR gibi görüntüleme yöntemleridir ama öncelikle fizik muayenede tespit edilir. Akciğer filmi de çekilir ki boyunda bu sıkışmayı yapan kemik doku veya fazladan bir kaburga olabilir. Tedavisinde damarları sıkıştıran yapı düzeltilir ve bunun için en iyi yöntem çok küçük bir kesiyle yapılan ameliyatlardır. Sağlıcakla

Devamı...
 

Obezite de, OBEZİTE AMELİYATI da KALP KRİZİ riskini artırır!

SORUNUZ: Ünlü işadamımız Mustafa KOÇ'un spor yaparken geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetmesi ve daha önce hem koroner baypas hem de obezite ameliyatı olmuş olması üzerine kamuoyunda birçok soru gündeme geldi. Bu sorulardan öne çıkanları:   1-     Kalp krizi hissedilebilir mi, "geliyorum" dermi? 2-     Kalp krizi hissettiğimizde neler yapmalıyız? 3-     Kalp krizi hissettiğimizde neler yapmamalıyız? 4-     Kalp ameliyatı sonrası spor yapılmalı mı? 5-     Kalp ameliyatı sonrası kontroller ne kadar sıklıkla yapılmalı? 6-     Obezite ameliyatları kalbe zarar verir mi? 7-     Kalp ameliyatı geçirmiş bir kişi mide küçültme ameliyatı olabilir mi? 8-     Hızlı kilo vermek kalp krizini tetikler mi?          CEVABIMIZ Kalp krizi kendini birçok şekilde gösterebilir. En klasik ve yaygın olanı göğüs ön kısmında ani başlayan sıkıştırma tarzında yaygın, çeneye ve sol kola vuran ağrı şeklindedir. Ağrı, yanma veya baskı şeklindedir. Sol kola, bazen de sağ kola yayılabilir. Sırta da yayılabilir. Kalbe bağlı ağrı eforla yani hareketle kötüleşir. Ağrıya çoğu zaman mide bulantısı, kusma ve soğuk soğuk terleme eşlik eder. Bu tablo özellikle efor sırasında ve/veya stresli ortamda ortaya çıkar. Bazı hastalarda ise ani ölüm veya ani bayılma gözlenebilir. Hastaların büyük çoğunluğunda bu şikayetlerin yanında ölüm korkusu ve yoğun kaygı hisseder. Bazı kişilerde çok müphem göğüs ağrısı olabilirken özellikle kadınlar, yaşlılar, şeker hastaları ve obezite hastalarında bu tip şikayetler bulunmayabilir hatta bu kişiler hiç şikayeti olmadan da kalp krizi geçirebilir. Kalp krizi çoğu zaman "geliyorum" der. Kişide bir hava açlığı olur, sıkıntı artar. O anda yaptığı işten kendini alır, yüzünde kaygı dolu, endişeli bir hal oluşur. Rengi solmaya başlar. Gömleğinin yakasını gevşetir, ceketin düğmelerini açar, en yakın pencereye veya hava alacağı bir alana meyil eder. Daha önce kalp hastası ise ve yanında ilaçları varsa onları almak için ceplerine bakmaya başlar. Kendimiz kalp krizi geçiriyorsak farklı, bulunduğumuz ortamda biri geçiriyorsa öncelikler farklıdır. Nihai sonuç hastanın en yakın zamanda teçhizatlı bir sağlık ekibine ulaştırılmasıdır. Bu bir ambulans da olabilir, veya bir sağlık kurumu da olabilir. Nedeni bu hastaların çok hızla monitörize edilmesi yani kalp ritmi ve atımının görüntülenmesi ve her duruma müdahale edilmesi gerekir. Bu sırada hasta veya yakınlarında dilatı hapları, nitrat spreyleri, aspirinler varsa kullanılmalıdır. En hızlı emilim yeri dilin altındaki bölgedir, o nedenle ilaçlar bu bölgeden uygulanır. Hap olanlar içilebilir ama içilen ilaçların emilim süresi ve kana karışma süresi uzun olduğundan öncelikle dil altı ilaçlar tercih edilmelidir. Kriz sırasında tek başınıza evde iseniz: Krizi hisseder hissetmez en kolay arayacağınız kişiyi arayın ve durumu bildirin. Bulunduğunuz yerin kapısını aralayın ve açık bırakın, boğazınızı veya göğsünüzü sıkacak tüm giysilerden kurtulun, pencereyi açın ve temiz hava alın, dil altınızı alın, 1-2 tane aspirin için, kesinlikle yemek yemeyin, ayakta durmayın, bulantı kusma da olabileceği için yarı yatar pozisyonda yan dönün, olduğunuz yere yan yatarak kusun tuvalete gitmeyin, burnunuzu kapatarak birkaç defa kuvvetle öksürün, efor yapmayın, sıcak veya soğuk duş almayın, derin derin nefes alıp öksürmeye devam edin. Eğer yanınızda olan biri kalp krizi geçirip, bilincini kaybetti ise: Hasta yere yatırılır, ayakları hafif yukarda duracak şekilde ayaklarının altına yastık veya benzeri cisim konur, çenesi yukarı kaldırılır, dili boğazını tıkamasın diye kontol edilir, nabzı kontrol edilir, göğüse tam ortasına yumruk vurulur, nabız yoksa kalp masajı ve suni solunum yaptırılır. Bu işleri yaparken ambulans çağırmak için etrafınızdaki birini kullanın, hastayı bir an olsun yalnız bırakmayın, en önemli hata bu işleri bırakıp ambulans için telefonla uğraşmaktır. En kritik saniyeler kalp durduktan hemen sonraki 120 saniyedir. Bu nedenle her vatandaş ilk yardım temel eğitimlerini almalı, nabızların nasıl bulunabileceğini bilmeli, telefonlarında acil aranabilecek numaraları kaydedilip tek tuşla aranır hale getirmelidir. Unutmayın, hastanın kalbinin durduğunda, daha önce öğrendiğiniz şeyleri uygulamanız, "hastaya zarar veririm" düşüncesiyle panik yapıp veya endişeye kapılıp uygulamamaktan çok daha yararlı olacaktır. Korkmayın, panik yapmayın, kararlı olun ve sağlık ekibi gelip hastayı devir alana kadar hastanın yanından ayrılmayın ve işlemleri uygulayın. Tek kişi iseniz 2 kere suni teneffüs ile hastaya derin nefes verin, 15 kere kalp masajı yapın, iki kişi iseniz iş bölümü yapın 1 nefes verin 5 kalp masajı yapın. O sırada sizi izleyenler arasında çok çeşitli yorumlar olacaktır, siz kafanızı karıştırmayın, bildiğinizi kararlılıkla uygulayın. Etrafınızda sağlık mensubu varsa iş bölümü yapın ve sağlık mensubunun önerilerine uyun ama ambulans gelene kadar işleme devam edin. Bazen ambulans gelmesi dakikalar hatta saatler sürebilir, yorulabilirsiniz ama işbölümü yapın, masaj ve teneffüsü saniyelik de olsa bırakmayın. Kalp ameliyatı sonrası yapılan egzersiz ve spora gelince, bu hastaları 2 grupta inceleyebiliriz: Birinci grup genç yaşta kalp ameliyatı olanlar ve ikinci grup gerontolojik (65 yaş üstü) yaşta kalp ameliyatı olanlar. Çok ilginç gelecek ama genç yaşta kalp krizi geçiren ve baypas olanlarda ameliyat sonrası sporlar daha tehlikelidir. Özellikle adrenalin gerektiren ve aşırı kalori harcatan sporlarda kalp hasarı riski artar. Çünkü genç yaşta kalp krizi geçirenlerde kalpte ana damarlara yardımcı olan yandaş (kollateral) damarlar henüz oluşmamıştır. Yani kalp kası yalnızca ana yoldan gelen kan akımına bağlı çalışır. Uzun, yıpratıcı ve adrenalin dolu spor ve egzersizler kalpte aşırı oksijen tüketimine yol açar. Genç kişi baypaslı olmasına rağmen yandaş damarların eksik olmasından dolayı kalp damarlarında spazma ve tıkanmaya daha yatkın hale gelir. Yaşlılarda ise yandaş damar fazlalığı nedeniyle spora karşı daha korunaklıdır. Koroner baypastan sonra spor ve egzersiz gereklidir fakat o kişinin yaş ve kalp ameliyatı öncesi damar durumu iyi bilinmeli ve bir kalp uzmanı gözetiminde egzersiz programı yapılmalıdır. "Obezite ameliyatı kalbe zarar verir mi" sorusu çok gündemde olan bir soru. Benim de bu tip hastalarım oldu. Önce kalp ameliyatı olup sonra obezite ameliyatı olan. Hasta obezite ameliyatından sonra böbrek enzimleri kötüleşti ve hala onu tedavi ediyoruz. Böbrek enzimlerinin çokluğu da kalp kasını bozar. Aslında obezite ameliyatları insan fizyolojisi ve biyoritmine uyan ameliyatlar değillerdir. Kişinin midesi artık eski fonksiyonunu görmez. Bu nedenle hasta hızla kilo kaybeder. Çok yaygın ve popüler olmasına rağmen daha yeni yeni 5 yıllık sonuçları yayınlanmakta ve orada da hala uzun dönem sonuçları beklenmekte. Bir işlemin kabul görebilmesi için en az 10 yıllık süredeki sonuçları bilinmelidir. Şu anki bilgilerimizle özellikle tip 2 diyabet ve ölümcül obez hastalarda ilaç tedavisine göre başarılı olduğudur fakat doğal zayıflamaya göre başarılı değildir. Özellikle aşırı kiloya alışan kalplerde ani kilo vermek kalp kaslarını zayıflatıp, ritm bozuklukları ve kalp krizlerine yol açabilir. Bunu özellikle obezite ameliyatları için söylemiyorum, çok hızlı kilo veren her işlem için söylüyorum. İdeal olan ayda 4-6 kilo vermekken, obezite ameliyatı sonrası ilk aylarda bunun kaç katı verilmekte. Ani ve hızlı kilo verdiren işlemleri kalbinde sorun olan hiçbir hastama tavsiye etmiyorum.

Devamı...
 

Birçok devlet, özel, tıp, eğitim ve araştırma hastanelerine gittim

Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Şefliğine   Ben iyileştirmiş olduğunuz hastanız İsmail HEPÖZ. 51 yıllık ömrüm boyunca birçok devlet, özel, tıp, eğitim ve araştırma hastanelerine gittim. Birçok doktorla akraba gibiyiz. Gitmiş olduğum hastanelere nazaran buradaki bilhassa KVC kliniğindeki temizlik, hijyen, bakım personeller arası iletişim, birlik beraberlik, aralarındaki muhabbet vs. şimdiye kadar ağzım açık kaldı. Hayran oldum. Allah'tan temennim bu hizmetinizi, disiplininizi, sisteminizi hiç bozmadan, sekteye uğramadan daha da mükemmelleşmesidir. Bu hastaneye Antalya'dan geldim. Buradaki bir dostum sayın Doç.Dr.Ahmet AKGÜL'ün arkadaşıymış. Arkadaşım vasıtasıyla Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ile irtibatlaştık. Arkadaşım vasıtasıyla Ahmet Bey'e elimdeki raporları ulaştırdım. Antalya'da gitmiş olduğum doktorlar hem aort hem de Mitral kapakçığın değiştirilmesi gerekir dediler. Ama sayın Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ise arızanın sadece Mitral kapakçıkta olduğunu ve tamir olabileceğini söyledi. Bir umutla Antalya'dan kalkıp umut ışığıma sayın Doç.Dr.Ahmet AKGÜL'e geldim. İyi ki de gelmişim. Sayın Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ve profesyonel ekibi her şeyi en ince ayrıntısına kadar araştırıyordular. İnce eleyip sık dokuyordular. İğneden ipliğe ne var ne yok her şeyi iyice araştırdılar. Ve diğer doktorlar gibi direk kapakçığı değiştiririz demediler. Ne kadar yapılması gereken muayene, tahlil, rapor vs. ne varsa hepsini yaptılar. En sonunda kapakçığı onarmak daha iyi olacak olursa onarırız, onarmak karlı bir şey olmazsa kapakçığı değiştiririz dediler. Buraya gelirken birkaç tane korkum vardı . Biri uçağa binme korkusu. Bunu birçok doktora danıştım ve bir ilaç tavsiye ettiler ve sağ salim geldim çok şükür. İkincisi TEE Raporunun oluşturulmasıydı ki en çok korktuğum bu idi. Diğer hastanelerde bunu yapmamışlardı. Ama buradaki ekip çok bilgili, tecrübeli ve anlayışlıymış ki ben çok bir şey hissetmeden o raporu hazırlamışlar ve elime verip beni gönderdiler. İlk iki korkuyu atlattık ya Allah'ın izni ve yardımıyla Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ve profesyonel ekibinin bilgi ve tecrübeleriyle ameliyattan pekte korkmadım. Korkmadığım kadar da varmış. Sayın Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ve profesyonel ekibi ameliyatı "tere yağından kıl çeker gibi" çok başarılı bir şekilde gerçekleştirmişler. Sayın Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ve profesyonel ekibine, tüm hemşirelere ve diğer tüm personellere teşekkür ederim. Allahü Teâla hepsinden razı olsun. İstisnasız her birine Allahü Teâla sağlıklı, huzurlu, hayırlı, bereketli ve mutlu ömürler ihsan etsin. Sayın Doç.Dr.Ahmet AKGÜL ve profesyonel ekibinin, tüm hemşirelerin benim gibi daha nice hastalara şifa olabilmelerini, yardımcı olabilmelerini, onları iyileştirebilmelerini temenni eder, bu bariz görünen başarılarınızın daha da katlanarak devam etmesini Allah'tan isterim. Hepinize müteşekkirim. Allah hepinizden razı olsun.   İsmail HEPÖZ 25.02.2013

Devamı...